Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • kan grupları23.06.2006 - 17:11

    Benimki B rh -

    Dünyadaki kan gruplarının yüzdelerini gösteren bir grafiğe baktım geçenlerde. Ab rh - %0.9 ile en az bulunan kan, ardından %1.3 ile B rh - onun ardından %3.9 la 0 rh - geliyor. Tabi en fazla bulunan kan A Rh +

  • kadın kokusu23.06.2006 - 17:08

    Harika bir filmdi. Özellikle Ferrari kullandığı sahne :)

  • abdullah gül23.06.2006 - 17:06

    AKP içinde Sabetaycı olduğu iddia edilen kişilerden biri daha... (ki ben buna rahatlıkla inanabilirim)

  • ermeniler23.06.2006 - 16:53

    Ne yazık ki bizim halkımız da dahil Dünya kamuoyu “katliam” ile “ soykırım” arasındaki farka dikkat etmemektedir.

    Bir katliamın soykırım olarak tanımlanması için 3 temel koşulun bir arada bulunması gerekir:

    1) Katliamın (bir etnik veya dini gruba karşı) resmi devlet politikası olarak yapılması
    2) Bu katliamın tek bir yerde değil, tüm ülkede uygulanması
    3) Katliamın bir defa değil, sürekli olarak yapılması.

    Yabancı dilde Genocide terimiyle ifade edilen soykırım suçu özel olarak tanımlanmış bir eylemdir. Nazilerin, eski Yogoslavya’nın Sırp ve Hırvat kökenli yönetici ve komutanlarının yaptığı gibi.

    Tehcir Arapça “göç” anlamını taşıyan “hicret” sözcüğünden gelir, göç ettirme demektir. Bugünkü Türkçe’de sürgünü karşılayan bir sözcüktür. “Ermeni Tehcir”i denilen olay, I. Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş halinde olduğu Çarlık Rusyası ile iş birliği halinde isyana ve savaşa başlayan, Türklere ve kürtlere karşı katliama girişen Ermenilerin Doğu Cephesi’nde savaşan orduyu arkadan vurmalarını önlemek için güneye, Suriye’ye sürülmeleri harekatıdır.

    Hem milliyetçilik akımlarının hem de Avrupa’nın Osmanlı’yı paylaşma çabalarının etkisiyle Ermeniler, uzun bir süredir isyan ve bağımsızlık hazırlığı içindeyken I. Dünya Savaşı patladı. Hem örgütlenme hem silahlanma açısından güçlenen Ermeniler Kasım 1914’te Rusya ile savaş başlayınca Osmanlı topraklarında eyleme geçtiler, Türkleri ve Kürtleri öldürmeye başladılar.

    Bitlis,Halep,Dörtyol,Kayseri’de Ermeni ayaklanmaları başladı. İttihatçılar 1915 yılı başında ordunun çeşitli kademelerindeki Ermenilerin görevlerinden uzaklaştırılmaları için bir karar yayınladı. Van, Bitlis, Diyarbakır gibi yerlerdeki Ermeni nüfusu da Osmanlı ordusunu arkadan vuracak bir örgütlenme ve ayaklanma içindeydi. Sadece Ruslar değil, İngilizler ve Fransızlar da Ermeni ayaklanmasını destekliyordu.

    Yabancı kaynaklar bu hareketlerin Ermenilerin Osmanlılar tarafından ezilmelerine bağlamakta, yıllardır süren Ermeni komitacılığının ayrılıkçı isyanlara yönelik etkilerini yok saymaktadır. Ruslarla savaşta olan Osmanlılar cephe gerisindeki Ermeni isyanıyla da boğuşmak zorunda kalmıştır. Tabi bu ortamda her iki taraf da, yani hem Ermeniler hem de Türklerle Kürtler karşılıklı bir katliama girişmişlerdir.

    Nisan 1915’te Ermeni komitacılar Van’ı ele geçirdiler.Binlerce Türk ve Kürt öldürüldü. Rus birlikleri kente girdi, katliam devam etti. İşte Ermenilerin artık her yıl andıkları 24 Nisan 1915 tarihindeki tehcir (sürgün) kararı bu ortam içinde alındı. 16-55 yaş arasındaki Ermeni nüfusun Bağdat Demiryolu’ndan uzağa, Suriye’ye sürülmesi başladı.

    Zaten savaş koşulları içinde olan yoksul bir ülkede kimi zaman ekmek ve su bulmak bile sorun olmaktaydı. Bu sürgün sırasında Ermenilerin öldüğü doğrudur. İşte başta Fransa olmak üzere, Batı’daki pek çok ülkenin “Ermeni Soykırımı yoktur” denmesinin bile yasaklanmasına yol açan Ermeni Soykırımı iddialarına temel oluşturan olay budur.

    İşin ilginç yanı Osmanlılar I.Dünya Savaşı’nda yenildikten sonra tehcirden sorumlu 1400’e yakın memurun Divan-ı Harp’te yargılanmış olması ve pek çok kişinin hapis cezası almasının yanında 40 kişinin de idam edilmiş olmasıdır. Yani hesaplaşma hemen başlamış, suçlu bulunanlar hemen cezalandırılmıştır.

    Emre Kongar/Tarihimizle Yüzleşmek

  • Ermeni Tehciri23.06.2006 - 16:52

    Ne yazık ki bizim halkımız da dahil Dünya kamuoyu “katliam” ile “ soykırım” arasındaki farka dikkat etmemektedir.

    Bir katliamın soykırım olarak tanımlanması için 3 temel koşulun bir arada bulunması gerekir:

    1) Katliamın (bir etnik veya dini gruba karşı) resmi devlet politikası olarak yapılması
    2) Bu katliamın tek bir yerde değil, tüm ülkede uygulanması
    3) Katliamın bir defa değil, sürekli olarak yapılması.

    Yabancı dilde Genocide terimiyle ifade edilen soykırım suçu özel olarak tanımlanmış bir eylemdir. Nazilerin, eski Yogoslavya’nın Sırp ve Hırvat kökenli yönetici ve komutanlarının yaptığı gibi.

    Tehcir Arapça “göç” anlamını taşıyan “hicret” sözcüğünden gelir, göç ettirme demektir. Bugünkü Türkçe’de sürgünü karşılayan bir sözcüktür. “Ermeni Tehcir”i denilen olay, I. Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş halinde olduğu Çarlık Rusyası ile iş birliği halinde isyana ve savaşa başlayan, Türklere ve kürtlere karşı katliama girişen Ermenilerin Doğu Cephesi’nde savaşan orduyu arkadan vurmalarını önlemek için güneye, Suriye’ye sürülmeleri harekatıdır.

    Hem milliyetçilik akımlarının hem de Avrupa’nın Osmanlı’yı paylaşma çabalarının etkisiyle Ermeniler, uzun bir süredir isyan ve bağımsızlık hazırlığı içindeyken I. Dünya Savaşı patladı. Hem örgütlenme hem silahlanma açısından güçlenen Ermeniler Kasım 1914’te Rusya ile savaş başlayınca Osmanlı topraklarında eyleme geçtiler, Türkleri ve Kürtleri öldürmeye başladılar.

    Bitlis,Halep,Dörtyol,Kayseri’de Ermeni ayaklanmaları başladı. İttihatçılar 1915 yılı başında ordunun çeşitli kademelerindeki Ermenilerin görevlerinden uzaklaştırılmaları için bir karar yayınladı. Van, Bitlis, Diyarbakır gibi yerlerdeki Ermeni nüfusu da Osmanlı ordusunu arkadan vuracak bir örgütlenme ve ayaklanma içindeydi. Sadece Ruslar değil, İngilizler ve Fransızlar da Ermeni ayaklanmasını destekliyordu.

    Yabancı kaynaklar bu hareketlerin Ermenilerin Osmanlılar tarafından ezilmelerine bağlamakta, yıllardır süren Ermeni komitacılığının ayrılıkçı isyanlara yönelik etkilerini yok saymaktadır. Ruslarla savaşta olan Osmanlılar cephe gerisindeki Ermeni isyanıyla da boğuşmak zorunda kalmıştır. Tabi bu ortamda her iki taraf da, yani hem Ermeniler hem de Türklerle Kürtler karşılıklı bir katliama girişmişlerdir.

    Nisan 1915’te Ermeni komitacılar Van’ı ele geçirdiler.Binlerce Türk ve Kürt öldürüldü. Rus birlikleri kente girdi, katliam devam etti. İşte Ermenilerin artık her yıl andıkları 24 Nisan 1915 tarihindeki tehcir (sürgün) kararı bu ortam içinde alındı. 16-55 yaş arasındaki Ermeni nüfusun Bağdat Demiryolu’ndan uzağa, Suriye’ye sürülmesi başladı.

    Zaten savaş koşulları içinde olan yoksul bir ülkede kimi zaman ekmek ve su bulmak bile sorun olmaktaydı. Bu sürgün sırasında Ermenilerin öldüğü doğrudur. İşte başta Fransa olmak üzere, Batı’daki pek çok ülkenin “Ermeni Soykırımı yoktur” denmesinin bile yasaklanmasına yol açan Ermeni Soykırımı iddialarına temel oluşturan olay budur.

    İşin ilginç yanı Osmanlılar I.Dünya Savaşı’nda yenildikten sonra tehcirden sorumlu 1400’e yakın memurun Divan-ı Harp’te yargılanmış olması ve pek çok kişinin hapis cezası almasının yanında 40 kişinin de idam edilmiş olmasıdır. Yani hesaplaşma hemen başlamış, suçlu bulunanlar hemen cezalandırılmıştır.

    Emre Kongar/Tarihimizle Yüzleşmek

  • ermeni katliamı23.06.2006 - 16:51

    Ne yazık ki bizim halkımız da dahil Dünya kamuoyu “katliam” ile “ soykırım” arasındaki farka dikkat etmemektedir.

    Bir katliamın soykırım olarak tanımlanması için 3 temel koşulun bir arada bulunması gerekir:

    1) Katliamın (bir etnik veya dini gruba karşı) resmi devlet politikası olarak yapılması
    2) Bu katliamın tek bir yerde değil, tüm ülkede uygulanması
    3) Katliamın bir defa değil, sürekli olarak yapılması.

    Yabancı dilde Genocide terimiyle ifade edilen soykırım suçu özel olarak tanımlanmış bir eylemdir. Nazilerin, eski Yogoslavya’nın Sırp ve Hırvat kökenli yönetici ve komutanlarının yaptığı gibi.

    Tehcir Arapça “göç” anlamını taşıyan “hicret” sözcüğünden gelir, göç ettirme demektir. Bugünkü Türkçe’de sürgünü karşılayan bir sözcüktür. “Ermeni Tehcir”i denilen olay, I. Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş halinde olduğu Çarlık Rusyası ile iş birliği halinde isyana ve savaşa başlayan, Türklere ve kürtlere karşı katliama girişen Ermenilerin Doğu Cephesi’nde savaşan orduyu arkadan vurmalarını önlemek için güneye, Suriye’ye sürülmeleri harekatıdır.

    Hem milliyetçilik akımlarının hem de Avrupa’nın Osmanlı’yı paylaşma çabalarının etkisiyle Ermeniler, uzun bir süredir isyan ve bağımsızlık hazırlığı içindeyken I. Dünya Savaşı patladı. Hem örgütlenme hem silahlanma açısından güçlenen Ermeniler Kasım 1914’te Rusya ile savaş başlayınca Osmanlı topraklarında eyleme geçtiler, Türkleri ve Kürtleri öldürmeye başladılar.

    Bitlis,Halep,Dörtyol,Kayseri’de Ermeni ayaklanmaları başladı. İttihatçılar 1915 yılı başında ordunun çeşitli kademelerindeki Ermenilerin görevlerinden uzaklaştırılmaları için bir karar yayınladı. Van, Bitlis, Diyarbakır gibi yerlerdeki Ermeni nüfusu da Osmanlı ordusunu arkadan vuracak bir örgütlenme ve ayaklanma içindeydi. Sadece Ruslar değil, İngilizler ve Fransızlar da Ermeni ayaklanmasını destekliyordu.

    Yabancı kaynaklar bu hareketlerin Ermenilerin Osmanlılar tarafından ezilmelerine bağlamakta, yıllardır süren Ermeni komitacılığının ayrılıkçı isyanlara yönelik etkilerini yok saymaktadır. Ruslarla savaşta olan Osmanlılar cephe gerisindeki Ermeni isyanıyla da boğuşmak zorunda kalmıştır. Tabi bu ortamda her iki taraf da, yani hem Ermeniler hem de Türklerle Kürtler karşılıklı bir katliama girişmişlerdir.

    Nisan 1915’te Ermeni komitacılar Van’ı ele geçirdiler.Binlerce Türk ve Kürt öldürüldü. Rus birlikleri kente girdi, katliam devam etti. İşte Ermenilerin artık her yıl andıkları 24 Nisan 1915 tarihindeki tehcir (sürgün) kararı bu ortam içinde alındı. 16-55 yaş arasındaki Ermeni nüfusun Bağdat Demiryolu’ndan uzağa, Suriye’ye sürülmesi başladı.

    Zaten savaş koşulları içinde olan yoksul bir ülkede kimi zaman ekmek ve su bulmak bile sorun olmaktaydı. Bu sürgün sırasında Ermenilerin öldüğü doğrudur. İşte başta Fransa olmak üzere, Batı’daki pek çok ülkenin “Ermeni Soykırımı yoktur” denmesinin bile yasaklanmasına yol açan Ermeni Soykırımı iddialarına temel oluşturan olay budur.

    İşin ilginç yanı Osmanlılar I.Dünya Savaşı’nda yenildikten sonra tehcirden sorumlu 1400’e yakın memurun Divan-ı Harp’te yargılanmış olması ve pek çok kişinin hapis cezası almasının yanında 40 kişinin de idam edilmiş olmasıdır. Yani hesaplaşma hemen başlamış, suçlu bulunanlar hemen cezalandırılmıştır.

    Emre Kongar/Tarihimizle Yüzleşmek

  • bu dahil bütün genellemeler yanlıştır22.06.2006 - 21:50

    Paradoks :)

  • battal gazi destanı22.06.2006 - 21:48

    Battal Arapça 'kahraman' demektir. Emevilerin hristiyanlarla yaptığı savaşlarda büyük kahramanlık göstermiş bir kişidir.
    Bu arada geçen yaz radyonun biri veriyordu ama çok komikti. İki Rum kızı Battal Gazi'ye aşık oluyordu. Bir tanesi 'Mert olduğun kadar yakışıklısın da Battal' demişti hala unutamıyorum :))

  • ön türkler22.06.2006 - 18:32

    Geçenlerde bir şey okumuştum ama bana çok doğru gelmemişti.
    Türkler'in Alpinlerle Kızılderililerin karışmasıyla oluştuğunu anlatıyordu. Kızılderililerle Alpinlerin evlilikleri sonucu oluşan Türklere İlk Türkler diyor ve bunları ela,yeşil gözlü, açık tenli, kestane rengi saçlı olarak tanımlıyor. Yani İlk Türkler Alpinlerin özelliklerini daha çok taşıyor.

    Daha sonra Kızılderililerle, bu oluşan karışımın arasında tekrar evlenmeler gerçekleştiğini anlatıyor. Bunun sonucunda oluşan Türkleri ise Kızılderililere daha çok benzeyen, koyu tenli, çekik gözlü, elmacık kemikleri çıkık olarak tanımlıyor. Bunlara da Ön Türkler deniyor.

    Özellikle Batı Anadolu'da yaşayan halkımızın Orta Asya'daki Türklerle hiçbir benzerlik göstermemesinin bir çeşit açıklaması ama kesinlik söz konusu değil..

  • şampiyon22.06.2006 - 18:26

    Galatasaray...!
    Ne gündü ama o.. İnşallah gelecek sezon da Beşiktaş olur :)