Şimdi birincisi Süryani şarabı bize vermezler. Hadi verdiler Mardin'in teruar özelliklerini taşıyan bir şarabın müslümanlara verilmesi tam reklam olur. Bölge insanı o üzümleri kendi gizli atölyelerinde üretiyorlar. Somelier adayı olarak ben o üzümleri reklam ederim arkadaş.. Gizli atölye dinlemem buluncaya kadar Mardin sokak sokak gezerim.. Bir çırpıda sokakta gezen bir kişi dört beş çeşit üzüm cinsi sayabilir sana.. Peki nerde şaraplar... O şaraplar gelmeden geziye gelmem.. O şaraplar gelecek...
İktidarın yandaşlarının seçim çalışmalarını beka sorunu olarak ifade etmeleri suç itirafıdır. Ve Sayın görevliler gereğini yerine getirmelidir.. Gerçekten iktidar meydanlarda ne "istedinizde vermedik, ankaraya fetöcülere parsel parsel sattınız, konuşursam sokağa çıkamaz" gibi itiraflarda bulunuyorlar. Yani satmaya devam.. Yani.. Daha ne desinler...
Neden Fazıl Say oryantalist değildir. Çünkü ülkesinin yüksek medeni değerlerini taşıyan ait olduğu toplumdan utanmadığı gibi o toplumun kültürünü evrensel sanat anlayışıyla ifade edebilecek kadar çağcıl bir sanatkardır. Sayın Cumhurbaşkanı ile Cumhuriyet in temel ilkeleri konusunda yaka paça tartışırken, geleneksel örf ve adetler konusunda sayın Cumhurbaşkanının gösterdiği hüsnü teveccühe aynı güzellikte karşılık vererek insani değerler konusunda örnek bir tutum sergilemişlerdir. Sayın Cumhurbaşkanının sayın Say' a yöneltilen eleştiriler konusunda yüksek perdeden karşı koyması mülteciler konusunda sayın Cumhurbaşkanın arkasında koca bir ülkenin neden durduğunun cevabıdır. İnsani değerler söz konusu olduğunda Türkiye ye ayar vermeye kalkanlar unutmasınlar barış zamanı herkes kahraman ama Hak söz konusu olduğunda tek kahraman Türkiye Cumhuriyeti dir. Sanatıyla siyasetiyle...
Teke tek programın da Fatih Altaylı nın konuğu Biri Türk biri Fransız iki yerbilimci idi.. Çok ilmi tartışmaların yanında gereksiz dini göndermeler de vardı. Yani bir fransızın din konusunda bir Türk den daha mütevazi davranması Türk ün ise matah bir şeymiş gibi dini aşağılaması hoş olmadı... Bilimsel olarak anlatayım bilim diye bir şey varsayımdır. Bilimi açıklamanın en temel ilkesi matematik tir. Matematik ise dinden daha kuvvetli iman isteyen bir din dir. Mesela sıfırın varlığına iman etmezseniz hiç bir matematik denklemi yapamazsınız. Hadi bakalım kendisi yokluk olan bir sayıya var diye iman etmek ne demek.. Hani bilimsel olacaktık ve sınayacaktık. Kendisi yok olan bir şeyi var diye ıspat etmeye çalışmak o bilim insanı için Allah yerine 0 koyup ona iman etmeye benzer. Ne anlamı var inanmamakla. Oysa bu iki arkadaş aydınlanma çağının ünlü filozofu descartesi okumuş insanlar. Konuşsan descartes üzerine bilir kişi tayin edebilirsiniz. Ama gel gör ki aynı konuda ortak referans alacak kadar ayrılar. Ne diyordu Descartes "düşünceyi ancak hakkında doğru ve kesin hükümler verebilecek şeyler hakkında kullanmalıyız" bilimsel metodolojinin abc sidir bu ilke Tanrı deyince her kafadan bir sesin çıktığı bir dünyada neyin kafası.. Sonra da Avrupalı.. Nerede duracağını bilmezsen çatal tutan meczup kadar itibarın olmaz kendi toplumunda. Sen de kendini avutursun "dünya da otoriteyim ama benim ülkem beni anlamadı değerimi bilmedi " bu bir realite olabilir. Başka bir realite ise toplumda senin saygı gösterdiğine saygı göstermek zorunda değil.
Yine de insan elinde ki gücü tanrı olarak kullanmamalı.. Tamam aşağılık insanlar çok olabilir ama güzel insanlar da var... evren sadece güzel insanlar için değil barındırdığı bütün güzelliklerin her biri için yaşamaya değerdir.
Yunan mitolojisi değil Anadolu mitolojisi.. Yunanlılar o zamanlar hırsız barbar kavim olarak vardı... Yani mitolojileri de hırsız.. Mesela kibele hera diye geçer. Değiştirip kendi mitlerini oluşturdular. Tanrılar çok. Üstelik sadece yunanlılara değil eski mısır ve sonra da roma mitolojisi ne de ilham vermiştir...
Şimdi birincisi Süryani şarabı bize vermezler. Hadi verdiler Mardin'in teruar özelliklerini taşıyan bir şarabın müslümanlara verilmesi tam reklam olur. Bölge insanı o üzümleri kendi gizli atölyelerinde üretiyorlar. Somelier adayı olarak ben o üzümleri reklam ederim arkadaş.. Gizli atölye dinlemem buluncaya kadar Mardin sokak sokak gezerim.. Bir çırpıda sokakta gezen bir kişi dört beş çeşit üzüm cinsi sayabilir sana.. Peki nerde şaraplar... O şaraplar gelmeden geziye gelmem.. O şaraplar gelecek...
İktidarın yandaşlarının seçim çalışmalarını beka sorunu olarak ifade etmeleri suç itirafıdır. Ve Sayın görevliler gereğini yerine getirmelidir.. Gerçekten iktidar meydanlarda ne "istedinizde vermedik, ankaraya fetöcülere parsel parsel sattınız, konuşursam sokağa çıkamaz" gibi itiraflarda bulunuyorlar. Yani satmaya devam.. Yani.. Daha ne desinler...
Neden Fazıl Say oryantalist değildir. Çünkü ülkesinin yüksek medeni değerlerini taşıyan ait olduğu toplumdan utanmadığı gibi o toplumun kültürünü evrensel sanat anlayışıyla ifade edebilecek kadar çağcıl bir sanatkardır. Sayın Cumhurbaşkanı ile Cumhuriyet in temel ilkeleri konusunda yaka paça tartışırken, geleneksel örf ve adetler konusunda sayın Cumhurbaşkanının gösterdiği hüsnü teveccühe aynı güzellikte karşılık vererek insani değerler konusunda örnek bir tutum sergilemişlerdir. Sayın Cumhurbaşkanının sayın Say' a yöneltilen eleştiriler konusunda yüksek perdeden karşı koyması mülteciler konusunda sayın Cumhurbaşkanın arkasında koca bir ülkenin neden durduğunun cevabıdır. İnsani değerler söz konusu olduğunda Türkiye ye ayar vermeye kalkanlar unutmasınlar barış zamanı herkes kahraman ama Hak söz konusu olduğunda tek kahraman Türkiye Cumhuriyeti dir. Sanatıyla siyasetiyle...
Teke tek programın da Fatih Altaylı nın konuğu Biri Türk biri Fransız iki yerbilimci idi.. Çok ilmi tartışmaların yanında gereksiz dini göndermeler de vardı. Yani bir fransızın din konusunda bir Türk den daha mütevazi davranması Türk ün ise matah bir şeymiş gibi dini aşağılaması hoş olmadı...
Bilimsel olarak anlatayım bilim diye bir şey varsayımdır. Bilimi açıklamanın en temel ilkesi matematik tir. Matematik ise dinden daha kuvvetli iman isteyen bir din dir. Mesela sıfırın varlığına iman etmezseniz hiç bir matematik denklemi yapamazsınız. Hadi bakalım kendisi yokluk olan bir sayıya var diye iman etmek ne demek.. Hani bilimsel olacaktık ve sınayacaktık. Kendisi yok olan bir şeyi var diye ıspat etmeye çalışmak o bilim insanı için Allah yerine 0 koyup ona iman etmeye benzer. Ne anlamı var inanmamakla. Oysa bu iki arkadaş aydınlanma çağının ünlü filozofu descartesi okumuş insanlar. Konuşsan descartes üzerine bilir kişi tayin edebilirsiniz. Ama gel gör ki aynı konuda ortak referans alacak kadar ayrılar. Ne diyordu Descartes "düşünceyi ancak hakkında doğru ve kesin hükümler verebilecek şeyler hakkında kullanmalıyız" bilimsel metodolojinin abc sidir bu ilke Tanrı deyince her kafadan bir sesin çıktığı bir dünyada neyin kafası.. Sonra da Avrupalı.. Nerede duracağını bilmezsen çatal tutan meczup kadar itibarın olmaz kendi toplumunda. Sen de kendini avutursun "dünya da otoriteyim ama benim ülkem beni anlamadı değerimi bilmedi " bu bir realite olabilir. Başka bir realite ise toplumda senin saygı gösterdiğine saygı göstermek zorunda değil.
Akıllım tartışmaya açık bir konu değil ki ne demek sevmemek..
Ben hep söylüyorum edinilmiş tanrıların hepsi zulümdür.
Hayatın kendisi ironi..
Maa't mı söylüyor bunu :))
Yine de insan elinde ki gücü tanrı olarak kullanmamalı.. Tamam aşağılık insanlar çok olabilir ama güzel insanlar da var... evren sadece güzel insanlar için değil barındırdığı bütün güzelliklerin her biri için yaşamaya değerdir.
Yunan mitolojisi değil Anadolu mitolojisi.. Yunanlılar o zamanlar hırsız barbar kavim olarak vardı... Yani mitolojileri de hırsız.. Mesela kibele hera diye geçer. Değiştirip kendi mitlerini oluşturdular. Tanrılar çok. Üstelik sadece yunanlılara değil eski mısır ve sonra da roma mitolojisi ne de ilham vermiştir...