O yıllarda bu kızın "J'aime la vie" parçasını beğenerek dinlesem de, çevremdekilerin kendisini çocukluk aşkım Sandra ile karıştırmalarına fena bozulurdum. :) Sandra Kim ayrıca; TRT'de oynayan "Vücudumuzu tanıyalım" (Il était une fois) çizgi filmindeki insanın kulağına hoş gelen şarkıyı da seslendirmişti.
Güney Afrika doğumlu Hollandalı Bolland & Bolland (Rob Bolland & Ferdi Bolland) ikilisinin 1982'de besteleyip seslendirdikleri eser, o dönemde özellikle Norveç'te müzik listelerinde çok başarılı olmasına karşın, daha çok 1986'da İngiliz Rock grubu Status Quo'nun coverıyla dünyaca tanınmıştır.
İngiliz devi Status Quo ile tanışmama vesile olan parçadır. 1962'de kurulan grubun, 1986'da çıkardığı yedinci albümü ile aynı adı taşıyan parça, listelerde hatırı sayılır bir başarı elde etmişti. TRT'de en fazla klibi dönen parçaydı aynı zamanda..
Smokin takım elbisesi, silindir şapkası, bastonu, kırmızı siyah pelerini, briyantinli saçları ve ince bıyığıyla şahsına özgü bir sihirbazdı. Kötülerle mücadelede sihir ve illüzyon yeteneklerini kullanırdı. En yakın dostu, iri yapılı bir zenci olan Abdullah'tı. Abdullah yumruklarıyla çoğu zaman Mandrake'nin yardımcısı olurdu. Prenses Narda ise uzatmalı sevgilisiydi. Mandrake'nin ikiz kardeşi Derek ve kızkardeşi Lenore de maceralara renk katardı. Derek abisi Mandrake'nin aksine kötü karakterli biriydi. Tibet'te beraber aldıkları eğitimin sonunda hocalarının büyük güçleri olan kristal küreyi Mandrake'ye vermesini kabullenemeyerek onu sürekli ele geçirmeye çalışırdı.. Diğer kardeşi Lenore ise, zıpır, düşüncesizce hareketleri olan ve "gününü gün etmeye çalışan genç kız" karakterine sahipti. Bir de 8 çetesi vardı, Mandrake her seferinde bu çetenin bir şebekesini çökertirdi. Mandrake, Xanadu adı verilen kolay ulaşılmayan bir malikanede yaşardı. Xanadu, bir tepenin üzerine her türlü lükse sahip, oldukça modern bir mimari ile inşa edilmişti. Mandrake'nin hizmetlerini gören Hojo adında bir de ahçısı vardı.Mandrake'nin maceraları genellikle esrarengiz, fantastik ve bilimkurgu türlerinden oluşmaktaydı. Velhasıl kelam en çok sevdiğim çizgi kahramanlardan biriydi..
80’lerin Alman kökenli en baba müzik gruplarındandır.. Solistleri Marian Gold; en büyük hitleri "Big in Japan" ile kaderleri değişmeden önce taksi şöförlüğünden tutun da bulaşıkçılığa kadar her türlü işi yapmıştır.. İsmini; 1965 yapımı siyah-beyaz Fransız yapımı bir bilim-kurgu filminden esinlenerek alan Alphaville; "Forever young", "Sounds like melody", "Dance with me", "The jet set", "A Victory of love" gibi müzik tarihinin klasikleri arasına girmiş eserler vermiştir.
“Comanchero” (Komençero) kulağa hoş gelen ve ülkemizde kültleşmiş bir parçaydı. Gerçi, komançero kısmından gerisine dilimiz dönmezdi ama o kadarı bile yeterdi bize.. Şarkıyı seslendiren İtalyan bayan sanatçının kimi yerde Moon Ray, kimi yerde ise Raggio Di Luna olarak takdim edilmesi bazı kafaların karışmasına sebebiyet verirdi. Oysa ki işin aslı; isim telaffuzunun İngilizce veya İtalyanca (‘Ay ışını’ anlamına gelir) söylenmesinden başka bir şey değildi..
Zagor, Mandrake, Teksas ve Tommiks'den sonra en sevdiğim çizgi romandı. Tay yayınlarının Aslan Şükür imzalı, hepsi birer sanat eseri sayılabilecek kapaklarına bakmak bile insanı ayrı bir mutlu ederdi.. Kızılmaske Bengali Ormanı'nın derinliklerinde yaşamaktaydı. Asıl adı Kit Walker'dı. Kimselerin yerini bilip bulamadığı Kafatası Mağarası mekanıydı. Fantom, rüzgâr gibi koşan atı Kahraman ve sadık kurdu Şeytan ile kimsenin karşı koymaya cesaret edemediği yenilmez bir üçlü oluşturmuştu. Çok hızlı hareket etme, bir anda ortaya çıkıp bir anda ortadan kaybolabilme, kim olduğunun bilinememesi gibi özelliklere sahipti. Bu yüzden kendisi için "Fantom 10 kaplan gücündedir" yakıştırması yapılmıştı.. İki elinin orta parmaklarına taktığı, iki adet yüzüğü vardı. Birisine yumruk attığı zaman, bu yüzükler kötü adamın çenesinde asla çıkmayan kuru kafa işaretleri bırakırdı. Kızılmaske bir bölgeye bu kurukafa işaretini bırakmışsa, o bölge Kızılmaske'nin koruması altında demekti. Çok hızlı silah çekerdi. Kendisine bir adet tabanca yetmemiş olacak ki daima çifte tabancayla dolaşırdı. Ayrıca ok kullanmada da üstüne yoktu.. Ormanda herkes kendisini sayardı ama bu saygı bazılarında sadece sevgiden değil korkuya da dayalıydı. Zira onun gazabı müthiş olurdu... Kızılmaske'nin dinlenmek için Eden Adası'na giderdi. Bu ada bütün hayvanların barış ve huzur içinde yaşamakta olduğu bir yerdi. Kızılmaske'nin Diana adlı bir eşi ve yetiştirmiş olduğu Tomm ve Reks adında çocuklar vardı. Bu çocuklar başlarını belaya soktuklarında, Kızılmaske derhal yardımlarına yetişirdi. Bazen de bunun tam tersi de olurdu.. Sonuçta daima hep iyiler kazanırdı...
Onlarla tanışmam, dünya genelinde 7 milyon satan hitleri "Take on me" ile olmuştu.. Tüm ödülleri silip süpüren klibi de müthişti. (Buna MTV'den iki dalda kazandıkları ödül de dahildir.) Klip yarı animasyon, yarı film olarak çekilmişti. Hakikaten çok etkileyici sahneleri vardı. Konusuna gelince; bir kız cafe’de çizgi roman okurken birden çizgi roman kahramanı canlanıp, elini kıza uzatır.. Kız da buna kayıtsız kalmayıp elini uzatınca birden kendini okuduğu çizgi romanın içinde bulur. Derken kitabın içinde yarışçı çocuk ve kızla, kötü adamlar arasında kovalamaca yaşanır.. Çizgi romanın içinde bunlar yaşanırken; Cafe sahibi, kızın hesabı ödemeyip kaçtığını sanarak, hışımla masanın üstündeki çizgi romanı çöpe atar.. Derken kız kitabın içinden çocuğun büyük gayretleri ile çıkar, hemen çöpün içinden kitabı alıp eve koşar. Dergiye bakarak göz yaşları akıtır; bunun sonunda çocuk zorda olsa çizgi aleminden gerçek alem geçiş yapar ve klip orada biter.. Senenin 1985 olduğunu göz önüne alırsak, klipte kullanılan tekniğe hayran kalmamak elde değil. Norveçli 3 gençten oluşan A-ha grubunun Solisti Morten Harket, genç kızların hayallerini süsleyen bir isimdi. Bu yüzdendir ki gençlik dergilerinde en fazla posteri verilen ünlülerdendi. “The sun always shines on TV”, "Cry Wolf", "Hunting High And Low", “Manhattan Skyline”, “Touchy!” ve 1987’deki James Bond filmi “Gün Işığında Suikast” için seslendirdikleri "The Living Daylights" parçaları diğer hitleridir.
70 ve 80'lerin popüler müzik ve gençlik dergisiydi. En çok spor, sinema ve müzik dünyasındaki yıldızların posterlerini vermesi hoşuma giderdi.. Sandra, Kim Wilde, Duran Duran, Madonna, Sylvester Stallone , Arnold Schwarzenegger ve Galatasaray posterleri odamın duvarlarını süslemiştir. Hey dergisinin en çok ilgi gören bölümleri olarak; posterler, müzik listeleri, radyo program listeleri, şarkı sözleri, röportajlar ve mektup arkadaşı köşesi örnek olarak gösterilebilir. Yayın hayatının son bulmasında; Şubat 1987’de piyasaya çıkan Blue Jean dergisi ile rekabet edemeyişinin etkisi büyüktür..
O yıllarda bu kızın "J'aime la vie" parçasını beğenerek dinlesem de, çevremdekilerin kendisini çocukluk aşkım Sandra ile karıştırmalarına fena bozulurdum. :)
Sandra Kim ayrıca; TRT'de oynayan "Vücudumuzu tanıyalım" (Il était une fois) çizgi filmindeki insanın kulağına hoş gelen şarkıyı da seslendirmişti.
Güney Afrika doğumlu Hollandalı Bolland & Bolland (Rob Bolland & Ferdi Bolland) ikilisinin 1982'de besteleyip seslendirdikleri eser, o dönemde özellikle Norveç'te müzik listelerinde çok başarılı olmasına karşın, daha çok 1986'da İngiliz Rock grubu Status Quo'nun coverıyla dünyaca tanınmıştır.
İngiliz devi Status Quo ile tanışmama vesile olan parçadır. 1962'de kurulan grubun, 1986'da çıkardığı yedinci albümü ile aynı adı taşıyan parça, listelerde hatırı sayılır bir başarı elde etmişti. TRT'de en fazla klibi dönen parçaydı aynı zamanda..
Smokin takım elbisesi, silindir şapkası, bastonu, kırmızı siyah pelerini, briyantinli saçları ve ince bıyığıyla şahsına özgü bir sihirbazdı. Kötülerle mücadelede sihir ve illüzyon yeteneklerini kullanırdı. En yakın dostu, iri yapılı bir zenci olan Abdullah'tı. Abdullah yumruklarıyla çoğu zaman Mandrake'nin yardımcısı olurdu. Prenses Narda ise uzatmalı sevgilisiydi. Mandrake'nin ikiz kardeşi Derek ve kızkardeşi Lenore de maceralara renk katardı.
Derek abisi Mandrake'nin aksine kötü karakterli biriydi. Tibet'te beraber aldıkları eğitimin sonunda hocalarının büyük güçleri olan kristal küreyi Mandrake'ye vermesini kabullenemeyerek onu sürekli ele geçirmeye çalışırdı.. Diğer kardeşi Lenore ise, zıpır, düşüncesizce hareketleri olan ve "gününü gün etmeye çalışan genç kız" karakterine sahipti. Bir de 8 çetesi vardı, Mandrake her seferinde bu çetenin bir şebekesini çökertirdi.
Mandrake, Xanadu adı verilen kolay ulaşılmayan bir malikanede yaşardı. Xanadu, bir tepenin üzerine her türlü lükse sahip, oldukça modern bir mimari ile inşa edilmişti. Mandrake'nin hizmetlerini gören Hojo adında bir de ahçısı vardı.Mandrake'nin maceraları genellikle esrarengiz, fantastik ve bilimkurgu türlerinden oluşmaktaydı. Velhasıl kelam en çok sevdiğim çizgi kahramanlardan biriydi..
80’lerin Alman kökenli en baba müzik gruplarındandır.. Solistleri Marian Gold; en büyük hitleri "Big in Japan" ile kaderleri değişmeden önce taksi şöförlüğünden tutun da bulaşıkçılığa kadar her türlü işi yapmıştır..
İsmini; 1965 yapımı siyah-beyaz Fransız yapımı bir bilim-kurgu filminden esinlenerek alan Alphaville; "Forever young", "Sounds like melody", "Dance with me", "The jet set", "A Victory of love" gibi müzik tarihinin klasikleri arasına girmiş eserler vermiştir.
“Comanchero” (Komençero) kulağa hoş gelen ve ülkemizde kültleşmiş bir parçaydı. Gerçi, komançero kısmından gerisine dilimiz dönmezdi ama o kadarı bile yeterdi bize.. Şarkıyı seslendiren İtalyan bayan sanatçının kimi yerde Moon Ray, kimi yerde ise Raggio Di Luna olarak takdim edilmesi bazı kafaların karışmasına sebebiyet verirdi. Oysa ki işin aslı; isim telaffuzunun İngilizce veya İtalyanca (‘Ay ışını’ anlamına gelir) söylenmesinden başka bir şey değildi..
Zagor, Mandrake, Teksas ve Tommiks'den sonra en sevdiğim çizgi romandı. Tay yayınlarının Aslan Şükür imzalı, hepsi birer sanat eseri sayılabilecek kapaklarına bakmak bile insanı ayrı bir mutlu ederdi..
Kızılmaske Bengali Ormanı'nın derinliklerinde yaşamaktaydı. Asıl adı Kit Walker'dı. Kimselerin yerini bilip bulamadığı Kafatası Mağarası mekanıydı. Fantom, rüzgâr gibi koşan atı Kahraman ve sadık kurdu Şeytan ile kimsenin karşı koymaya cesaret edemediği yenilmez bir üçlü oluşturmuştu.
Çok hızlı hareket etme, bir anda ortaya çıkıp bir anda ortadan kaybolabilme, kim olduğunun bilinememesi gibi özelliklere sahipti. Bu yüzden kendisi için "Fantom 10 kaplan gücündedir" yakıştırması yapılmıştı..
İki elinin orta parmaklarına taktığı, iki adet yüzüğü vardı. Birisine yumruk attığı zaman, bu yüzükler kötü adamın çenesinde asla çıkmayan kuru kafa işaretleri bırakırdı. Kızılmaske bir bölgeye bu kurukafa işaretini bırakmışsa, o bölge Kızılmaske'nin koruması altında demekti.
Çok hızlı silah çekerdi. Kendisine bir adet tabanca yetmemiş olacak ki daima çifte tabancayla dolaşırdı. Ayrıca ok kullanmada da üstüne yoktu.. Ormanda herkes kendisini sayardı ama bu saygı bazılarında sadece sevgiden değil korkuya da dayalıydı. Zira onun gazabı müthiş olurdu...
Kızılmaske'nin dinlenmek için Eden Adası'na giderdi. Bu ada bütün hayvanların barış ve huzur içinde yaşamakta olduğu bir yerdi. Kızılmaske'nin Diana adlı bir eşi ve yetiştirmiş olduğu Tomm ve Reks adında çocuklar vardı. Bu çocuklar başlarını belaya soktuklarında, Kızılmaske derhal yardımlarına yetişirdi. Bazen de bunun tam tersi de olurdu.. Sonuçta daima hep iyiler kazanırdı...
Onlarla tanışmam, dünya genelinde 7 milyon satan hitleri "Take on me" ile olmuştu.. Tüm ödülleri silip süpüren klibi de müthişti. (Buna MTV'den iki dalda kazandıkları ödül de dahildir.) Klip yarı animasyon, yarı film olarak çekilmişti. Hakikaten çok etkileyici sahneleri vardı. Konusuna gelince; bir kız cafe’de çizgi roman okurken birden çizgi roman kahramanı canlanıp, elini kıza uzatır.. Kız da buna kayıtsız kalmayıp elini uzatınca birden kendini okuduğu çizgi romanın içinde bulur. Derken kitabın içinde yarışçı çocuk ve kızla, kötü adamlar arasında kovalamaca yaşanır.. Çizgi romanın içinde bunlar yaşanırken; Cafe sahibi, kızın hesabı ödemeyip kaçtığını sanarak, hışımla masanın üstündeki çizgi romanı çöpe atar.. Derken kız kitabın içinden çocuğun büyük gayretleri ile çıkar, hemen çöpün içinden kitabı alıp eve koşar. Dergiye bakarak göz yaşları akıtır; bunun sonunda çocuk zorda olsa çizgi aleminden gerçek alem geçiş yapar ve klip orada biter.. Senenin 1985 olduğunu göz önüne alırsak, klipte kullanılan tekniğe hayran kalmamak elde değil.
Norveçli 3 gençten oluşan A-ha grubunun Solisti Morten Harket, genç kızların hayallerini süsleyen bir isimdi. Bu yüzdendir ki gençlik dergilerinde en fazla posteri verilen ünlülerdendi.
“The sun always shines on TV”, "Cry Wolf", "Hunting High And Low", “Manhattan Skyline”, “Touchy!” ve 1987’deki James Bond filmi “Gün Işığında Suikast” için seslendirdikleri "The Living Daylights" parçaları diğer hitleridir.
Deri kıyafetleri, takıları, saç şekli ve tavşan dişleriyle hafızalarımıza kazınmış Alman şarkıcı Nena'nın kanımca en güzel parçası..
70 ve 80'lerin popüler müzik ve gençlik dergisiydi. En çok spor, sinema ve müzik dünyasındaki yıldızların posterlerini vermesi hoşuma giderdi.. Sandra, Kim Wilde, Duran Duran, Madonna, Sylvester Stallone , Arnold Schwarzenegger ve Galatasaray posterleri odamın duvarlarını süslemiştir.
Hey dergisinin en çok ilgi gören bölümleri olarak; posterler, müzik listeleri, radyo program listeleri, şarkı sözleri, röportajlar ve mektup arkadaşı köşesi örnek olarak gösterilebilir. Yayın hayatının son bulmasında; Şubat 1987’de piyasaya çıkan Blue Jean dergisi ile rekabet edemeyişinin etkisi büyüktür..