Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Zeynep Yılmaz
Zeynep Yılmaz

BALİKLA SU DA PAZARLİK OLMAZ...

  • virüs08.11.2005 - 12:48

    Veled, 'Babacim yaa, ben nasil oldum, çok merak ediyorum' diye israr edince... Adam, 'Nasil ossa bunu bu oglana bi gün annatmak durumunda kalacam, eyisi mi simdi izah edim, hazir sormusken, kurtuliyim gitsin bu isten' diye düsünür, içinden... 'Bak evladim, çok eyi dinne, zira bi daha annatmiyacaam: Anannan baban, bundan yedi sene evvel, bi 'cyber cafe'de karsilasti.. Bir iki bakistiktan soona, bu 'cyber cafe'nin musait bi yerine geçtiler... Baban 'memory stick' ile, 'USB' den bi baglanti kurdu... Anacgin bu fisati eyi degerlendirerek 'memory stick' den bi kaç 'download' endirdi... Bu dangalak baban da, bir-iki 'upload' yükledi... Ammaaa,...heyecandan 'Firewall' kullanmayi unuttugumuz aklimiza geldiginde is isten geçmisti... Bu raddeden soona da, ne 'delete' edebildik, ne de 'cancel'... Sonuç olarak da, ortaya felaket bi 'Virus' çikti, dokuz ay soona... Iþ te mesele bu kadar basit, benim güzel evladim...'

  • gül04.11.2005 - 17:15

    Gül Yaprağı
    İnsanların içindeki saklı gücün ve inceliğin açığa çıktığı anlar...

    Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeligin gizlerini aramak icin gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik, anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.

    Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak veya çan, zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları basladı.

    Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

  • gothika28.10.2005 - 16:31

    ha simdi hatirladim :)
    gothika idi halle berry in oynadigi film..

  • behind blue eyes26.10.2005 - 14:11

    gecen movie max de seyretmistim.filmin adini unuttum iyimi :) film korkunctu gercekten.......sarkinin manasi ise mavi gozlerin ardinda......

  • bereket26.10.2005 - 14:06

    Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış....
    Büyüğü Halil....
    Küçüğü ise İbrâhim...
    Halil, evli çocuklu. İbrahim ise bekârmış...
    Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin...
    Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.. Bununla geçinip giderlermiş... Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar....
    İş kalmış taşımaya....Halil, bir teklif yapmış:
    İbrahim kardeşim; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.
    - Peki abi demiş İbrahim...
    Ve Halil gitmiş çuval getirmeye....
    O gidince, düşünmüş İbrahim:
    - Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine Böyle demiş ve, Kendi payından bir miktar atmış onunkine...
    Az sonra Halil çıkagelmiş.
    - Haydi İbrahim...! Demiş, önce sen doldur da taşı ambara.
    Peki abi...!
    İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola..
    O gidince, Halil'i düşünür bu defa: Der ki:
    - Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O
    daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek. Böyle düşünerek, Kendi
    payından atar onunkine birkaç kürek.....
    Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine. Bu, böyle
    sürüp gider.....
    Ama birbirlerinden habersizdirler.
    Nihayet akşam olur. Karanlık basar. Görürler ki, bitmiyor buğdaylar. Hatta
    azalmıyor bile....
    Hak Teala bu hali çok beğenir.
    Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki...Günlerce taşır iki
    kardeş bitiremezler. şaşarlar bu işe...
    Aksine çoğalır buğdayları. Dolar taşar ambarları.
    Bugün 'Bereket' denilince, bu kardeşler akla gelir.
    Bu bereketin adı: Halil İbrahim bereketidir...

    ALLAH(cc) HEPİMİZE HALİL İBRAHİM BEREKETİ VERSİN

  • eczane23.10.2005 - 16:36

    Kız erkek arkadaşını arayıp akşam yemeğe davet etmiş. Hem ailesiyle tanıştıracak, hem de ailesi dışarı çıktıktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte olacakmış. Çocuk kız arkadaşının evine gitmeden önce bir eczaneye uğrar. Eczacıya: - 'Bana prezervatif verir misiniz? ', der; eczacı da ne yapacağını sorar. Çocuk da kız arkadaşının evine gideceğini, kızın ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarını söyler. Akşam yemek yemek için masaya otururlar. Yemekten önce dua edilir herkes yemeğe başlar ama çocuk hala dua ediyordur. Kız çocuğa, 'ben senin bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum', der. Çocuk da kıza: - 'Ben de:senin babanın eczacı olduğunu bilmiyordum...
    :))))

  • kırklı yaşlar21.10.2005 - 23:24

    anca tenesir paklar :))

  • ölüm15.10.2005 - 13:42

    Ecel geldigi zaman ne bir dakika geri gider,nede ileri.
    Insan her ne sebeple olurse olsun eceli ile olur......

  • zekat15.10.2005 - 12:52

    zekat lugatta:temizlemek manasindadir.yani zekat verildigi zaman malimizi haram kismindan zararli kismindan temizlemis oluruz.
    Sanildiginin aksine zekat vermekle mal azalmaz,dahada cogalir.zekati verilmeyen mal bereketsizdir ve hic cogalmaz.
    malimizi haramdan korumak icin zekatimizi verelim.......

  • allah (c.c)14.10.2005 - 13:28

    Adamin biri her zaman yaptigi gibi saç ve sakal trasi olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete basladilar.. Degisik konular üzerinde konustular. Birden Allah ile
    ilgili konu açildi...

    Berber: ' Bak adamim, ben senin söyledigin gibi Allah'in varligina inanmiyorum.'
    Adam: ' Peki neden böyle düsünüyorsun? '
    Berber: ' Bunu açiklamak çok kolay. Bunu görmek için
    disariya çikmalisin. Lütfen bana söyler misin, eger Allah var olsaydi, bu kadar çok hasta insan
    olur muydu, terkedilmis çocuklar olur muydu? Allah olsaydi,kimse aci çekmezdi. Allah olsaydi, bunlarin olmasina izin verecegini sanmiyorum...'

    Adam bir an durdu ve düsündü, ama gereksiz bir
    tartismaya girmek istemedigi için cevap vermedi. Berber isini bitirdikten sonra adam disariya çikti. Tam o anda caddede uzun saçli ve sakallý bir adam gördü Adam bu kadar daginik göründügüne göre belli ki tras olmayali uzun süre geçmisti. Adam berber dükkanina geri döndü.

    Adam: ' Biliyor musun ne var, bence berber diye birsey yok Berber: ' Bu nasil olabilir ki? Ben buradayim ve bir berberim'
    Adam: ' Hayir, yok. Çünkü olsaydi, caddede yürüyen uzun saçli ve sakalli adamlar olmazdi.'
    Berber: ' Himmm... Berber diye birsey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki? '
    Adam: ' Kesinlikle dogru! Püf noktasi bu! Allah var, ve insanlar ona gitmiyorsa, o ne yapabilir ki? Iste dünyada bu kadar çok aci ve keder olmasinin nedeni! '