Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • samimiyet02.09.2004 - 21:37

    16. DÜŞÜNCE

    Çocuğunuzun küçük sorunları çözmesine izin verin ki ilerde büyük sorunları da çözebilsin. Biraz geride durup çocuğun kendisi için ve kendi başına birşeyler yapmasına ve hatalarından sorumlu olmasına izin verme yürekliliğini göstermelisiniz. Hata yaptığında göz yumarak hatalarından ders almasını sağlamak, sorununu çözmek yerine, sorununu çözmesine fırsat vermek, çocuğun sorumluluk duygusunu geliştirecektir.
    Yusuf Ziya GÜNAY

    Sadece kendi ana babasını tanıyan çocuk, onları da tanımıyor demektir. ROUSSEAU
    (Unutulmayan ALTIN SÖZLER Antolojisi Sayfa: 28 Cansever EYÜBOĞLU)


    Yalnızca görevini yapmaya hazır olmak yeterli değildir. Onu anlamak ve bilmek de gerekir.
    F. GUİZOT
    (Unutulmayan ALTIN SÖZLER Antolojisi Sayfa: Cansever EYÜBOĞLU)

  • samimiyet02.09.2004 - 21:35

    15. DÜŞÜNCE

    Aile bireylerinin yüzleri sihirli aynalar gibidir. Onlara baktığımızda geçmişi, günümüzü ve geleceği görürüz. G. Lumet BUCKLEY
    (Unutulmayan ALTIN SÖZLER Antolojisi Sayfa: 28 Cansever EYÜBOĞLU)

    İyi bir dost en iyi akrabamdır. Thomas FULLER
    (Unutulmayan ALTIN SÖZLER Antolojisi Sayfa: 28 Cansever EYÜBOĞLU)

    Yerine getirilmiş bir görevin mutluluğu, diğer bir görevi yapabilme gücünü sağlar.
    Georges ELLİOTT
    (Unutulmayan ALTIN SÖZLER Antolojisi Sayfa: Cansever EYÜBOĞLU)

  • samimiyet02.09.2004 - 21:33

    14. DÜŞÜNCE

    Bir kardeş, bir insanın özdeşliğinin koruyucusu, onun özgür ve önemli benliğinin anahtarlarına sahip tek kişi olabilir. Marian SANDMAİER
    (Unutulmayan ALTIN SÖZLER Antolojisi Sayfa: 28 Cansever EYÜBOĞLU)

    Beşiğindekini ağlatan aile gülmez. İbrahim OLCAYTU
    (Unutulmayan ALTIN SÖZLER Antolojisi Sayfa: 28 Cansever EYÜBOĞLU)

    Bir insana güç veren, işinde çalışmak ve ilerlemek gücünü sağlayan sorumluluk duygusudur.
    GASSİON

  • samimiyet02.09.2004 - 21:32

    13. DÜŞÜNCE

    KAYBET/KAZAN PARADİGMASI: Bu tutumu kabul edenler, kendilerinin başarılı olacaklarını beklemezler, ancak başkalarının memnun ederek yaşayabileceklerine inanırlar. Tamamen, “benin beklediğim bir şey yok, senin istediğin gibi olsun, yeter ki bana düşman kesilme,” anlayışını benimserler. Sürekli “iyi insan” olma çabası içindedirler.
    (İYİ DÜŞÜN DOĞRU KARAR VER SAYFA: 333 DOĞAN CÜCELOĞLU)

    Çocuktan işleri sizin yaptığınız düzende yapmasını ve mükemmellik beklemeyin. Unutmayın ki siz bu düzeni oluşturuncaya kadar uzun yıllar geçti. Çocuğunda sizin düzeninize alışması ve kendine ait bir düzen kurması zaman alacaktır.
    Yusuf Ziya GÜNAY

    Eğer eğitimciler çocuklara küçük yaşta, ödevin bir sevinç aracı olduğunu öğretselerdi, dünya cennet olurdu.
    Lord AVBERY

  • serbest irade01.09.2004 - 12:14

    Aşırı sorumluluk bilinci ve zararları: Kişi yapamadıklarına üzülür ve devamında gözlenebilecek ağır bir depresyon ile kişi kendi canına kıyabilir. Üzücü bir sonuç. Yaşam; kendini bilmeyene yaşama şansı vermez. Aşağıdaki; ANLAMSIZ sorumluluk bilinci anlayışına bir örnektir. İNSAN; önce ailesine ve emrinde çalıştığı patronuna faydalı olabilmek için anlamlı idealler edinebilmeli ve sorumlulukları üzerine alabilmeli. Hırs insanı tüketir. Yaşam için gerekli olan para miktarınca çalışmalı. Aşırı para kazanma, kişiye zarar verir. Örnek vermek gerekirse; kişi parası ile herkesi kontrol edebileceğine inanır ve itaatkar olmayana ve sözünü dinlemeyene zarar verir. Tembellik bir suç değildir. Başarılı insan; tembelliğine esir olmuş kişiyi harekete geçirir. Çalışmayan çalışır hale gelir ve tembelliği ile hem kendisine hem de ailesine problem olan insan topluma kazandırılmış olur. Başarı sorumluluklarını bilen insanların ortak çabası sonucu elde edilendir. Bu sebepten; sorumluluklarımızı öğrenme ve yerine getirme zorunluluğu doğmuştur.
    Dr. Celal TUFAN

    AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLE VERİLMEK İSTENİLENİ İYİ ANLAMALI VE KİŞİ ANLAMSIZ SORUMLULUKLARI ÜZERİNE ALARAK; KENDİNİ TÜKETMEMELİ:
    Dr. CELAL TUFAN

    “Büyük liderlerin ve başarılı insanların hepsi, dünyayı kendilerinin yarattığına inanarak hareket ederler. Her zaman ve tekrar tekrar duyacağınız tek cümle, “Ben sorumluyum ve gerekeni ben yapacağım,” olmalıdır. Aynı yaklaşımla bir çok kereler karşılaşmamız tesadüfi değildir.

    Başarılı insanlar, kötü ya da iyi ne olursa olsun her şeyi kendilerinin yarattığına inanırlar. Bunu hareket tarzıyla yapmamışlarsa, düşüncelerinin doğrultusuyla ya da düzeyiyle yapmışlardır. Şimdi bunun gerçek olup olmadığını bilmiyorum. Hiçbir bilim adamı da, kendi gerçeğimizi düşüncelerimizle yarattığımızı kanıtlayamaz. Ama bu yararlı bir yalandır. Bu, diğer inançları güçlendiren bir inançtır. Hayattaki bütün deneyimlerimizi gerek davranışlarımızla gerekse düşüncelerimizle bizim yarattığımıza ve hepsinden ders alabileceğimize inanıyorum.

    Başarı ya da başarısızlıklarınızla dünyayı sizin yarattığınıza inanmıyorsanız, kendinizi olayların akışına bırakmışsınız demektir. Olayları denetleyemiyorsunuz demektir. Böylece siz bir amaç değil, araç oluyorsunuz. Size şunu söyleyeyim ki, buna benzer bir inancım olsaydı kendime başka bir kültür, başka bir gezegen arardım. Biz yalnızca tesadüfi dış etkilerin eseri isek; burada olanların anlamı ne?

    Benim düşünceme göre, sorumluluk almak; insan gücünün ve olgunluğunun bir ölçüsüdür. Bu aynı zamanda tutarlı ve ortaklaşa etkileşim sağlayan, bir dizi inancı destekleyen temel inançlara da bir örnektir. Başarısızlığa inanmıyor ve sonuçlara inanıyorsanız, sorumluluk almamakla kaybedecek hiçbir şeyiniz olmadığı gibi, kazanacak çok şeyiniz de olacaktır. Denetim sizdeyse, başarılı olacaksınız demektir.”
    (Kişisel Başarıda Zirveye Ulaşmanın Yolu SINIRSIZ GÜÇ Sayfa 81-82 Anthony ROBBINS)

    ANLAMLI BİR YAŞAM İÇİN; SAĞLAM İLKELER EDİNMELİ. BİRBİRİMİZİ İDARE ETME VE YÖNLENDİRME İLE; KENDİMİZİ BOŞ İŞLERDE TÜKETMEYELİM. SORUMLULUK BİLİNCİ İLE DONANIMLI BİR TOPLUM DÜŞÜNÜN VE BİREYİN SORUMLUK BİLİNCİ İÇİNDE YERLERE ÇÖP VE BENZERİ MADDELERİ ATMADIĞINI DÜŞÜNELİM. BÖYLESİNE SORUMLULUK BİLİNCİNE SAHİP OLABİLMİŞ BİREYLER SAYESİNDE; ÇEVREMİZ DAHA TEMİZ VE DÜZENLİ OLABİLECEKTİR. BAŞKALARININ BİR ŞEYLER YAPMASINI BEKLEMEKTENSE; EN AZINDAN ÇEVRE KİRLİLİĞİNE SEBEBİYET VERMEMEK İÇİN; ELİMİZDE BULUNAN ÇÖPÜ ÇÖP KUTUSUNA ATABİLECEK OLGUN DAVRANIŞ İLE DONANIMLI OLABİLMELİYİZ. KİŞİ KENDİ NOKSANLARINI FARK EDER VE KENDİNE GEREKLİ OLAN DONANIMI ALIR VE İNSAN İLİŞKİLERİNDE ETKİLİ OLMA İLE YAŞAMININ HER AŞAMASINDA YENİ BAŞARILAR İLE HAYATINA DEVAM EDEBİLİR..
    Dr.Celal TUFAN

  • sahibini arayan mektuplar29.08.2004 - 17:22

    Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi

    Yıllar geçiyor ki, yâ Muhammed,
    Aylar bize hep muharrem oldu!
    Akşam ne güneşli bir geceydi...
    Eyvah, o da leyl-i mâtem oldu!
    Âlem bugün üç yüz elli milyon
    Mazlûma yaman bir âlem oldu!
    Çiğnendi harîm-i pâki şer'in;
    Nâmûsa yabancı mahrem oldu!
    Beyninde öten çanın sesinden
    Binlerce minâre ebkem oldu.
    Allah için, ey Nebiyy-i mâsûm,
    İslâm'ı bırakma böyle bîkes,
    İslâm'ı bırakma böyle mazlûm.

    (30 mayıs 1330)
    (1914)

    Mehmet Akif Ersoy

    Kendim için şiir aradım. Bilgisayarımda internete bağlanınca RASTGELE ŞİİR sayfası çıkar. Ben de hem ülkem adına hem de kendi adıma yukadrıdaki şiirden fayda görmeye çalışacağım.

    Bu sayfada yeralan ASUDEGİZEM, FURKANCELL, DESTEGÜL, HÜLYALI, AYSELİLERİSOY, YILDIZGEN, SEÇİLGEN, ADEMOĞLU1433, SEÇKİNALİKENTER, YELİZMEN, RUMUZLU OLAN KEMAL KABCIK'TIR. Psikolojik problemlerimden dolayı ve de Şöhret olma korkusundan dolayı İSMİMİ saklarım.

    SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR SAYFASI ARADIĞIM KIZI BULMAK İÇİNDİR. DÜŞÜNCEMDE BİR KIZ VAR. ONA ULAŞMAKTIR NİYETİM. AMA SEVDİĞİMİ İTİRAF EDECEK KADAR GÜÇLÜ DEĞİLİM. YANLIŞ ANLAŞILMAMAK İÇİN, YANLIŞ ANLAMAMAK İÇİN ŞİMDİLİK BEKLİYORUM. SAYFA OKURLARI YAZILANLARI ÜZERLERİNE ALINMASIN. BEN SADECE OLDUĞUM GİBİ YANSIMAYA ÇALIŞAN BİRİYİM. ÇALIŞIP PARA KAZANAMAM. ŞİZOFRENİYİM. EVLENMEK MÜMKÜN OLUR MU BİLMİYORUM; BEN SEVDİĞİM KIZ UĞRUNA ÇALIŞMAYI PEK SEVERİM...

  • sahibini arayan mektuplar29.08.2004 - 15:54

    28-6. Mesaj: 29 Ağustos 2004 Pazar 11:58:46 “BİREYİN KORKUSUNA KONUŞMAK: Bir kimsenin ‘korkusuna konuşmak’, onun fenomen dünyasına, anlayıp anlamadığına hiç önem vermeden, onu tehdit ederek, onunla iletişim kurmaktır.” (Keşke’siz Bir Yaşam İçin İLETİŞİM DONANIMLARI Sayfa: 193 Doğan CÜCELOĞLU Parayla Değil Sırayla Sana yalan uzaktı hani Başka seviyordun beni Gözlerindeki sahte aşkın sende kalsın Çekmiyor ki canım artık tenini Seni canımdan ayırmadım Pencerelerde uyukladım Sevgilimdin anlamadın Düş yakamdan şimdi sen yan Anca soğursun ara bulursan Utandı sevdam kendisinden Sayende kaçtım senden Aldatıldım ağladım Ne yazık yüreğimden Bitti sanma kurtuluşun yok Yanacaksın kalbinden Parayla değil sırayla Sanma bırakırlar yanına Etme bulma dünyası Çekeceksin aynısını. Yıldız TİLBE “İLETİŞİM: İki kişi arasında yer alan anlam alışverişidir” (Keşke’siz Bir Yaşam İçin İLETİŞİM DONANIMLARI Sayfa: 193 Doğan CÜCELOĞLU) BAŞARI İÇİN İLETİŞİMİN ÖNEMİ: Birey, etki altında kaldığı; yazı ile, şiir ile, şarkı ile, türkü ile sürekli iletişim halinde olandır. Bireyin istem dışı iletişim kurduğu anlar vardır. Örnek vererek açıklamak gerekirse; bir insanın, diğer bir insanın giymiş olduğu kıyafet üzerine, yapıcı ya da yıkıma uğratıcı yorum yapabilir. Kişi, kıyafeti ile dikkat çeken üzerine yorum yaparak konuştuğu anda; kıyafeti ile dikkat çekenin mesajını almış ve kendi düşüncesini ortaya atmış olur. Kişilerin birbirleri ile olan iletişim fark edilemez ama; yorum yapıp cevap yetiştiren ve fikrini açıklayan İLETİŞİME DAHİL olmuş demektir. Başka bir örnek vermek gerekirse; bir şair şafak vakti yağan çiğden etkileşir ve tabiat olayları ile iletişime geçmiş olmanın verdiği avantaj ile bir şiir yazabilir. Şairin şiir yazması kurulan bir iletişimin sonucudur. Şair uçan bir kuşu görebilir ve şair kuş ile iletişim kurabilirse, yani bakıp görebildikleri ile duygulanır ve şiir yazabilir. Yazılan bir şiir, bestekarlar tarafından şarkı ya da türkü yapılabilir. Şair ile bestekar arasında da bir iletişim vardır. Şarkıyı söyleyen solist ile dinleyici arasında da bir iletişim vardır. Kişi, sevdiği şarkıları dinler. Şarkı dinleyen, şarkıyı söyleyen ile iletişim halinde olan iki kişidir. Şu anda bu yazıları okuyan da; sayfa ile iletişim halindedir. Yeni öğrenilen bilgiler ile hayata tutunabilmeli ve varoluşu yaşamak için mücadele edilebilmeli. Aycan GÜRSEL “VAROLOŞUN BEŞ BOYUTU: İnsanoğlunun, ilişkileri içinde varoluşunu tanımlamak için cevap aradığı beş soru. Beş soru şunlardır: 1- Kaale alınıyor muyum? Beni umursuyorlar mı? 2- Kabul ediliyor muyum? Beni olduğum gibi, yargılamadan kabul ediyorlar mı? 3- Değerli miyim? Beni vazgeçilmez ve emsalsiz olarak görüyorlar mı? 4- Yeterli miyim? Beni becerikli, yapabilecek güçte görüp yapabileceğime güveniyorlar mı? 5- Beni ben olduğum için özleyip benimle zaman geçirmek istiyorlar mı? ” (Keşke’siz Bir Yaşam İçin İLETİŞİM DONANIMLARI Sayfa: 199 Doğan CÜCELOĞLU) “GELİŞTİRİCİ ORTAM: Kişinin yaşamına anlam veren temel ilke ve değerlerin bilincine varmasına olanak sağlayan, bu yönde gelişmesini teşvik eden ortam.” (İyi Düşün Doğru Karar Ver Sayfa: 332 Doğan CÜCELOĞLU) GELİŞİME AÇIK OLABİLMEM İÇİN YALNIZLIĞIMI DİNLEMEM GEREKLİ İMİŞ. BİR KİTAPTAN OKUMUŞTUM AMA ANLAM VEREMEDİM. FAZLA KİTAP OKUDUĞUMDAN OLACAK HERHALDE HAZFIZAM BAZEN UNUTUYOR NERDE OKUDUĞUMU BİLMEZSEM SIKINTI YAŞIYOR VE NE YAPTIĞIMI BİLEMEYECEK ŞEKİLDE ÖFKELEŞİYORUM. ÖFKEYİDE YENMEK MECBURİ İMİŞ, ÇÜNKÜ; ÖFKE HALİNDE ALGILAMA ZAYIFLARMIŞ. BİLİYORUM BELKİ AMA YAPAMIYORUM. BİLMEK FAYDA ETMEZMİŞ; KURAL HALİNE GETİRİP YAŞAMA YANSITAMIYORSAM. SANIRIM DOĞAN CÜCELOĞLUNUN KİTABINDAN OKUDUM. NEYSE BEN PANİK ATAK VE ÇÖZÜMÜ İÇİN BİR YOL BULAYIM. DOKTORUM DA PANİK ATAKLARIMDAN RAHATSIZ OLDUĞUNU DİLE GETİRMİŞTİ. HAPLA ÇÖZÜM OLMUYOR GİBİ. YANİ BANA HAP TESİR ETMİYOR GİBİ.

  • biz adam olurmuyuz19.06.2004 - 09:20

    İlim İlim Bilmektir

    Okumakdan mana ne
    Kişi hak'kı bilmektir
    çün okudun bilmezsin
    Ha bir kuru emekdür

    yiğirmi dokuz hece
    Okusan uçtan uca
    Sen hep elif dersin hoca
    Manası ne demekdür

    yunus emre der hoca
    gerekse var bin hacca
    hepisinden iyice
    bir gönüle girmekdür
    Yunus Emre

    'İLMİ İLE TANINMAK İSTEYEN DECCALDEN DAHA BETERDİR'
    Bu sözü takvim yaprağından okumuştum. Bu sözü okuyunca din adına konuşmaktan vazgeçtim. Takvim yaprağında anlatılan hikayede, bir insan camiden çıkınca bilgisini kullanarak saygı görme düşüncesinde idi ve kendisine soru sorulmasını istiyordu. Sanırım, kendisine soru sorulmasını isteyeni fark eden bir kişi, Hz. ALİ Efendimize gitmiş ve bilgisi ile tanınmak isteyenin durumunu Hz. ALİ Efendimizden öğrenmişti. Tırnak içindeki sözü, sanırım Hz. ALİ Efendimiz söyledi. Okuduğum yazıyı, aklımda kaldığı kadarıyla aktarabildiğim için üzgünüm. Daha fazlasını yapabilmeyi isterdim...

  • biz adam olurmuyuz17.06.2004 - 22:19

    HERŞEYİ OLDUĞU GİBİ KABUL EDER VE SINIRSIZCA SEVERSİN. BUDUR YAŞAMDAN ALINACAK OLAN DERS.