Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kafkas
Tuna Kafkas

her uçurum; bir ovaya, sevdalıdır...

  • buğu10.07.2023 - 04:11

    kızıl yaprakları
    katmer katmer ayrılıp,
    mendile sarılmış goncanın;
    kış ikindisi akşam ayazında,
    göz yaşıyla ıslak kaldırımlara
    bırakılan bir gül dalı gibi,
    terkedilmiş ve ıssızım…,

    ideolojisi olmaz ayaklar altında kalmanın,
    ve ah ki;
    evrensel bir buğu gibi göz pınarlarında,
    ölümsüzlüğe mütemayil bir nefesken, ve;
    kendisinden gayrısını istemez bir kafes müstakili,
    ve insanın hayatta bir kere öleceğine kaniyken,
    sadece tomurcuk gülleri değil,
    baharın en tazesini getirdin sen bana…,
    ve bir ölüyü dirilttin,
    her yanım kan kızılı gül içinde…,

    şifa bekleyişlerinde yorgun düşenler,
    sevilmeyi itham ederler gafillikle,
    yatalaklık yakıştırırlar kötürümce,
    oysa beşerce korkular,
    her dem kamçılanarak yenilenir,
    ve her dem gençtir,
    körpedir/diridir; var olmak umudu,
    ve hasret; yürekte ince bir sızıdır ayrılıkta,
    ve unutmak da,
    susmak da meşke dairdir,
    unutturan mey olsun yeter ki…,

  • hızır10.07.2023 - 04:09

    ah şimdi;
    herkes kendi yükünü taşısın,
    sonunda bölüştük kederi…,
    turuncu gülüm, turuncu gülüm, turuncu gülüm;
    nefe/ss/iz kalmış bir saat kapaklanıyor,
    acele vedamıza…,

    gözlerimden gemiler devriliyor
    kırmızı sulara,
    sarıl sarıl sarıl/ma vakti geldi ve
    bu tasalı musafahasızlığa,
    bakma ağladığıma…,
    ağlak bir güvercinim ben,
    keklik olmaktan uyandırdığın
    o güvercin ki,
    bozkırından koparılmış ve
    ellerin yurdunda garipler garibi,
    sürgün di/yârında yüreği pas içinde…,

    kaldır ayrılığın perdesini hekimim,
    gözlerimiz son kez kamaşsın ayniyetle,
    gözbebeklerimiz hicapla yere baksın,
    uzun sürmez bilirsin zaten,
    efsunkâr muhabbetler…,
    hızır ilyas tepesinde bir yetimhane türküsü gibi,
    şimdi ayrılık…,

  • ten10.07.2023 - 03:59

    II
    galaksilerin merkezi şu fena aleminin
    özünde patlayan,
    acılı yıldız...,

    yaşam kadar yoksuldu aşk,
    ki sevda,
    yetinmiyor sevdayla...,
    ve artık melekler
    kırpıp tüylerini,
    noksan kanatlarla serpiştiriyor
    yıldız ölülerini boşluğa…,

    kalbime yasladığım keman,
    büyülü tınısına metal kokular sızdırırken,
    incinmenin böylesi…,
    melek kalbinde patlayan acılı yıldız;
    ve kanayan dize,
    ah,

    kıymetlim;
    bırak artık ses kayıtlı mesaj yollama,
    her sözcüğün,
    yüreğimin zırhına bir kara delik,
    son bulsun bu dara almalar,
    vur artık beni,
    en kanayan dizemden...,
    ah;

    ki ab/şar çağıltısı ve
    su sesiydin kuytumda akan,
    künhüme vakıf hekim ırmağı…,
    ve şırıltısına kapadım gözlerimin kan çanağını;
    şelale hırsızı nazarın,
    yüksekten aşağı akan tepe taklak yaşamda,
    canımı yaktığından habersiz; çokluğunla…,
    hiç az düşkünün değildim ki senin,
    ve kabirde çürüyen en son tense,
    ömrümce taşırım,
    bakışının izlerini yüzümde…,

  • yeryüzü10.07.2023 - 03:32

    ki yaralı retinam,
    işte böyleyken;
    bir martı kanadını bile bile,
    gözlerime batırmışken,
    yaralı retinam,
    refakatçi balıklar başucumda ağlarken,
    şaşkın sözcükler
    ellerimde yapış yapış
    ve uğultusunda yalnızlığın
    acemi hüznü
    tıka basa dolmuşken içime,
    dökülmez mısralara inci taneleri, yâr;
    yâr balların balı,
    kırıldı içimde bir dal,
    bir ağıttır ücra suskunluğum,
    değişen her gün ile
    gömülüyorum ey en sana…,
    ah;

    tut ki daha çok seviyorum seni,
    burkulan içimin süreyya sürgünlerinde,
    acılarınla acılanmak istiyorum…,

    hangi yeryüzü, gökyüzüne bakmaz…
    ve sanılıyor mu ki,
    gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir,
    ah;

    sırdaş yol arkadaşlarını ayıramaz
    zahirin bozulmuş raconları…,
    ve ey semavatın oyun kurucusu;
    cesaret ve sekînet veren bir düş yolla,
    bu mülevves kuluna…,
    ki bak saatler eşzamanlı,
    onbirden üçe;
    üçten onbire,
    mütemadiyen,
    ah;

  • kundak10.07.2023 - 03:26

    kundak kokulu bebek masumluğuyla bulmak yokluğu,
    ve gözyaşlarıyla yürek katranını yıkamak dem be dem;
    zamanın sarkacında umut tohumları çatlasa,
    tufan sonrası durulan umman;
    kalpte bir ab/ı hayat katresi olsa…,
    ve konma/göçme aleminin ayrılıkları,
    için için,
    içine akan bir ırmak,
    ah kardeş payı edilen saatlerde,
    ömür biriktirmek,
    mümkünlü olaydı;
    ah nolaydı...,

    ilahi, kulağı kesik ve yetmişlik
    boyacı derviş mustafa dede;
    ayakkabılar parlıyor amma ne parlıyor,
    şu çilekeş takunyaları bile boyayacaksın belki lakin,
    her hevesin peşinden koşulmuyor,
    koşulmuyor;
    bilirsin…,

    turuncu ve kızıl gül yapraklarını
    ebeden soldurmayacak rahmet;
    ıslak kaldırımlara
    yüzükoyun serilmiş ölüleri dahi
    diriltebilse mesela…,
    ve kendinden gayrısını bilmez kibrin,
    mülevves göz pınarlarını kurutup,
    nâdim bir nefesten buğu olaydı,
    isli,
    kasvetli kodes camlarında,
    nolaydı…,
    ah;

  • girdap10.07.2023 - 03:21

    I
    heyhat,
    bu bir girdap;
    kalbimin kuytusundan beni kendine çeken,
    kederli dağın, gönül uçurumu…

    ah
    eyv/ah,
    avcıdan habersiz
    ırmağa inişi karacanın
    ve eğilip berrak suya,
    kana kana içmesi kendi kanını,
    vurulunca kalbinden…;
    ki büyü(d/l)ü suda
    kana bulanık halkalar iç içe,
    iç içe,
    halka ve girdap...
    ah,

    avcının sağ manipülasyonu,
    karacanın gözlerinin nemli tortusu,
    büyülü su, fakat;
    düşe kalka kat edilen yolların,
    hangisine pay düşmemiştir,
    o en yakın vuslattan…,

    bir zahter tanesi kadar külfet olsaydı keşke;
    kara kışta buza kesen dipsizlikten çıkış,
    siy/ah doruklarını aşmak kaf dağının,
    ve hazza kölelikten azad oluş,
    ah;

    ah ki çöllerin avareliğinde körebelik…,
    dalı yaprağı budanık kalmanın hicâbı ve,
    bini bir para etmeyecek
    ömür yangını pişmanlıklar
    gel/geç/likteyken,
    bütün bildiklerini bir okyanus nazarda unutmak
    mümkünlü;
    bir yadigâr kutsalı
    ve vaktin emaneti olaydı bu nazar…,
    nolaydı,
    her yönün çıkmazı bir secdede nihayet bulaydı;
    ah;

  • çağlayan09.07.2023 - 21:59

    su ve gök nasıl alıyorsa birbirinden rengini,
    öyle boyandık işte biz, birbirimizin rengine…,
    ve elbette daima ma/ss/mavi değildik,
    bulanık ve boz griler sardığında arada her yanımızı,
    imdat eden aşktı, başımıza kakmadan bunu…,

    tiramisu yemeye niyetli yalnız bir akşamımda,
    ince belli bir bardak sıcak çayın yanında
    kakaolu krema sosuyla sunulan,
    ilk tiramisuyu geri çevirerek,
    sadece kahve kokulu gözlerinde olmak istedim,
    derde derman tabîbim,
    derin kahve gözleri çapalı hekimim,
    ah; elbistan türküleri kadar yanık yüreklim…,

    ne vakit birbirimize kaldık ki,
    zuhûrata tabi olayazarken,
    ne zaman birbirimizde kaldık…,
    olup biten her şey,
    bir çeşit ömür aşırmaktan ibaretti,
    emanetleri hırsızların taşıdığı bu çağda…,

    tamamlanmadığımız için aşk bir işaretti ve,
    yarım kalmışlığımızın yorgun özlemiyle
    yüzün dedim, yüzün…;
    elimde değil, /hep bu hüzün,
    sisli havaları, pusu ve iri taneli
    yağmuru sevişimiz ve burnumuzun
    dibinde tüten, bu filtre kahve kokusunu
    içimize çekişimiz, bundandı…;

    bir keresinde birbirimize kalmıştık ne gülünç,
    ikimizin resmi, kayıplar ve arananlar listesinde
    yan yana asılıydı, yüzümüzde korkunç mutlu bir tebessüm,
    metal kanatlı bir kuşun koynunda saklanıyorduk,
    kayıbıydık birbirimizin,
    kum saatinin bir yüzü sen/bir yüzü bendim,
    akarken zaman ince taneleriyle,
    çölleşen zamansızlığında,
    lehimize işliyordu her şey ve
    adeta karışıyordu;
    bu taşra adasının gül bahçelerinde,
    turuncu ve kızıl güllerin,
    bir solukluk ömrü kalmış dalları
    hoyratça budanıyordu…,

    boğazımdan aşağı bir şelale köpürürken
    umutsuz terkide,
    elimde değildi kan merkezi kapılarında,
    düşürmemek yüzümü şırıltısına…,
    o ç/ağlayanın ah;

  • lüle09.07.2023 - 21:41

    XIX
    ince fikirli ve bir kasavetsiz,
    kadavrasıyım ölümün;
    savulun leşler…,

    anam ağladığında ya da canım yandığında değil,
    hayatın kokutulmasında,
    ziyana uğratılmasında ağlarım ben;
    kadir bilmezler, şeref yoksunu, tıynetsiz,
    seciyesiz, adi ve aşüfteler ve
    hamlar elinde…,

    hayata yaklaşımını sevdim senin en çok ben,
    sonra;
    bakışlarının dipsiz derinliği,
    büyüsü ve afacanlığını,
    geriye kalan etini/kemiğiniyse
    iyi günlerde kullan,

    içelim göz/göze
    gözlerimizi, doldurup aşk tasımıza…;
    sağlığımıza, hayatta oluşumuza ve
    yarınlara,

    anlatamıyorum…,
    bu dramatik hayatın yıllarının öyküsünü,
    ki doksan/dokuzluk bir tesbih ipine dizip,
    kandil ışığında okudum çilesini,
    ve kayıt altına aldım,
    yanık ney nefesleri eşliğinde…,

    evet,
    teslim etmek gerekirse akıl yoğun,
    hem gönül yoğun
    ve hem de emek yoğun
    bir şölendi acılara çalışmak,
    nefes tüketmek ve yorulmamak,
    böylesi bir uğraşla…;

    katmer katmer döşedik biz ledün ilmini
    bu dünyanın, sevgisizlikten bütün bütün
    çöle dönmüş üstüne ki,
    yağmur ormanı olsun sineler için…,

    kan damlasın benizlerinden,
    yaşlanmasın insanlar göz göre göre
    ve kalmasın gözleri; fersiz…,

    lüle lüle yürekli ve elips nazarlı zarif kızçeler,
    arslan pençeli delikanlılar,
    kavruk nesil ana/babalarının enkaz genlerini,
    ıslah ettikçe, yayılmadığı
    tek kuş uçmaz kervan geçmez ücrası,
    kalmayacak yeryüzünde muhabbetin,
    çok yakın bir gelecekte inanıyorum,

  • kahır09.07.2023 - 19:24

  • Avni Anıl09.07.2023 - 19:16