korkuları metrelerce toprağın altına saklamakla özgürleşemez insan aksine korkuları tanır, keşfeder ve orada ki duyguyu izler, görürse yaşamı keşfeder.
ebeveynlerin yaş almalarına rağmen korkuları varken, serçe kalpleri olan Çocukları korkutmakla edindikleri mutluluğu ( şaka olarak yaptıkları ve bu durum karşında kahkaha attıkları ) anlamakta zorlanıyorum, zaman bilinçli insanların farkındalığa yürüdüğü zamanlar, bu yüzden bilinçli olarak rehber olmalıyız yaşam yolculuğuna.
mutlu, neşeli, keyif alabilen, maçları tribünde izleyerek değil de sahada oyuncu olarak oynayan, sevginin, güvenin hakim olduğu ve yaş almalarına rağmen kendi ayaklarının üzerinde değil de hala ailesinin tuttuğu kol değneklerine ihtiyaç duyan bu Çocuklarımızın koşmasını sağlayan vs. vs. ebeveynler çoğalmalı.
bizler eğer hayatın içinde ilerlerken Mesnevi okusaydık, bir Tabtuk Emre söyleyişisi dinleseydik, Allah seni cehennemde yakar ile korkutulmasaydık ve hala korkutmasaydık Çocukları, ilim ve bilimi layıkıyla kullanabilseydik, aşk nasıl bir şerbettir, şairlerin mektuplarında ki o incelikleri okusaydık, zehirleyici, imrendiren, şiddet içeren dizilerde ki karekterlere benzemek için kendilerini kopyalar mıydı yine Çocuklar?
HZ.MEVLANA'nın YÜREĞİNDEN DÖKÜLDÜĞÜ MEKTUP 3
Güller Şems diye açmıyorsa, gülün kokusunu neyleyeyim, Ayrılığı ağlatamayan gecenin karanlığını neyleyeyim. Şems'siz sofranın balını böreğini neyleyeyim, Beni kavurmayan acıyı neyleyeyim. Gözümü yakmayan gözyaşını neyleyeyim, Karanlığıma Şems olamayan yari neyleyeyim. Canını yoluma post eylemeyen dostu neyleyeyim, Şems gibi bakmayan gözü neyleyeyim. Yârenin yüreğine merhem olmayan sözü neyleyeyim, Kır kalemimi ey felek! Şems yoksa ne diye devran edersin alemde, Zerrede alemi, alemde aşkı yaşamayan Adem’i neyleyim.
Sensizliğe alışmak, her türlü teselli sözü, bir ihanet geliyor kulağıma. Ne tuhaf ki, dün seni bana kötüleyen diller, bugün sensizliğin efkârındaki Mevlâna’yı teselli için dil döküyorlardı. Her türlü teselli sözü bir ihanet geliyor kulağıma. Parmaklarım alev alev yanıyor. Kâğıt tutuşacak, mektup yanacak diye çekiniyorum. Cehennemden betermiş, seni kazanmak için senden uzaklaşmak.
,, hamd ‘’ âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. hamd; sözlükte iyilik, güzellik, üstünlük ve erdemlilikle niteleme ve övme manasına geldiği biliniyor.
, şükür ‘’ övme, iyilik edenin ve bu nimeti verene kadrini – kıymetini göstermek, iyilik ve ihsanda bulunanı övmek anlamını taşır,
her insan bulunduğu mevcut haline şükretmelidir, mevcut durumun daha kötüsüne sahip olan insanlar her zaman var olmaktadır. Bu yüzden ki, olan veya olmayan tüm şeyler için şükür edilmelidir. Sahip olunan tüm güzelliklerin Yüce Yaradan sayesinde olduğunu elbette biliyoruz, bu yüzden her şükür Yaradan’adır.
şükretmek iyi olma, hayat memnuniyeti ve mutlulukla bağlantılıdır. şükür ile ilgili yapılan çalışmalarda şükran hissi arttıkça, ruh halinin olumlu duygularla geliştiği görülmüştür.
şükür ederken kalbinde ÖYLE BİR HİS OLMALI ki; günlerce süren susuzluğun üzerine suyu içmek gibi hissetmeli insan.
İnsanların ruhu ilaç deposu gibidir, kimin neye ihtiyacı varsa ondan nasiplenir. alışveriş yapıldığında gürültü, patırtı, talan etmek yerine, sessizce alacağını alarak ve o ruhu onurlandırmalı ihtiyaçlarını giderdiği için.
,, susuzluğunu giderdiği kuyuya taş veya pislik atan insanların erdemli davranışı yoktur, kirli kalpleri vardır.
,, sevgi şifadır, güçtür, teslimiyettir bir uçurumda kollarını açabildiğin, değişimin mührü, çoğalabilmenin bereketidir.’’ böyle derin özlemlere kavuşulduğunda, fark edebilmenin mucizesi denk gelsin, insan hayatına.
niyet; bir işi yapmaya karar vermektir ve o an yapılandır. Örneğin; Niyet ettim ………. Namazımı kılmaya. Herhangi bir işe başlamadan niyet enerjisinde olmanın mucizelerini görüyorum. Şükürler olsun.
dua; harfler yetmiyordu bazen anlaşılmaya, biliyordum ki, içtenlikle habersiz edilen duaların avuç içlerine söylenip, yüze sürüldüğünde, ruhumda bir gökkuşağı rengi daha peydah oluyordu.’’
,, teşekkür et, sev, dua et, niyet et şükret.’’
Şükürler olsun, teşekkürler Allah’ım…
sevgiye bulaşmanın mutluluğu olsun hepimizde, selamlar.
korkuları metrelerce toprağın altına saklamakla özgürleşemez insan aksine korkuları tanır, keşfeder ve orada ki duyguyu izler, görürse yaşamı keşfeder.
ebeveynlerin yaş almalarına rağmen korkuları varken, serçe kalpleri olan Çocukları korkutmakla edindikleri mutluluğu ( şaka olarak yaptıkları ve bu durum karşında kahkaha attıkları ) anlamakta zorlanıyorum, zaman bilinçli insanların farkındalığa yürüdüğü zamanlar, bu yüzden bilinçli olarak rehber olmalıyız yaşam yolculuğuna.
mutlu, neşeli, keyif alabilen, maçları tribünde izleyerek değil de sahada oyuncu olarak oynayan, sevginin, güvenin hakim olduğu ve yaş almalarına rağmen kendi ayaklarının üzerinde değil de hala ailesinin tuttuğu kol değneklerine ihtiyaç duyan bu Çocuklarımızın koşmasını sağlayan vs. vs. ebeveynler çoğalmalı.
Namaste.
kan ve kemik tüm insanlarda bulunur.
farklı olan yürek ve niyettir.... Marlo Morgan, bir çift yürek
kitabımın sayfasında yer almak için kuş tüyü 'nün karşıma çıkacağını biliyorum, her kitabım için ayrı tüyler, muazzam bütünlük...
sayfa arasına girmeden, kim bilir kaç gökyüzü dolaştı, ve en çok hangi gökyüzünü sevmişti.?
İşte umut...
İşte yaşamak...
İşte rağmene rağmen...
İyileşmeyi bilen toprak ana geçiyor içimden çağlaya çağlaya,
özlemi Mahsuni gamında.
Sevdayı anlatıyor güneşin koynunda bir şölen.
Umut edenlere umut, aşk dileyenlere Eros yeniden doğuyor gri
bulutlar arasından.
Türkülerin söylediği, şarkıların düzleştirdiği, notaların bağırdığı dünya diyarında.
Zihnimizde depoladığımız melodilerin ezilmediği bir alanda...
,, Avluda Yürüyen Gölgeler Roman'ından "
Düşünüyorum; düştüğünde el tutan olabilmek eskitir mi
koca yürekleri?
“Şımarır aman!” deyip sakındıkları onca hisleri, sevgileri nereye
gömüyorlardı eskiden büyüklerimiz?
Ya şimdi bizler ellerinden tuttuğumuz çocuklarımızla birlikte çocukluğumuzu arayıp ince ince ekleyemiyor muyuz?
Kimliklerimize sevgiyi, şefkati ve sarılmaları ve hatta masum papatyaları.
Eylülün Sandığı
Avluda Yürüyen Gölgeler Roman'ından,
“Ama Sıla, gece vakti bütün kelebekler siyahtır,”
,, biliyorduk, bir araya geldiğimizde soylu ruhlarımızın kavuşmasında ki çarpışmanın şiddetini.’’
Avluda Yürüyen Gölgeler
bizler eğer hayatın içinde ilerlerken Mesnevi okusaydık, bir Tabtuk Emre söyleyişisi dinleseydik, Allah seni cehennemde yakar ile korkutulmasaydık ve hala korkutmasaydık Çocukları, ilim ve bilimi layıkıyla kullanabilseydik, aşk nasıl bir şerbettir, şairlerin mektuplarında ki o incelikleri okusaydık, zehirleyici, imrendiren, şiddet içeren dizilerde ki karekterlere benzemek için kendilerini kopyalar mıydı yine Çocuklar?
HZ.MEVLANA'nın YÜREĞİNDEN DÖKÜLDÜĞÜ MEKTUP 3
Güller Şems diye açmıyorsa, gülün kokusunu neyleyeyim, Ayrılığı ağlatamayan gecenin karanlığını neyleyeyim. Şems'siz sofranın balını böreğini neyleyeyim, Beni kavurmayan acıyı neyleyeyim. Gözümü yakmayan gözyaşını neyleyeyim, Karanlığıma Şems olamayan yari neyleyeyim. Canını yoluma post eylemeyen dostu neyleyeyim, Şems gibi bakmayan gözü neyleyeyim. Yârenin yüreğine merhem olmayan sözü neyleyeyim, Kır kalemimi ey felek! Şems yoksa ne diye devran edersin alemde, Zerrede alemi, alemde aşkı yaşamayan Adem’i neyleyim.
Sensizliğe alışmak, her türlü teselli sözü, bir ihanet geliyor kulağıma. Ne tuhaf ki, dün seni bana kötüleyen diller, bugün sensizliğin efkârındaki Mevlâna’yı teselli için dil döküyorlardı. Her türlü teselli sözü bir ihanet geliyor kulağıma. Parmaklarım alev alev yanıyor. Kâğıt tutuşacak, mektup yanacak diye çekiniyorum. Cehennemden betermiş, seni kazanmak için senden uzaklaşmak.
Namaste.
,, hamd ‘’ âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. hamd; sözlükte iyilik, güzellik, üstünlük ve erdemlilikle niteleme ve övme manasına geldiği biliniyor.
, şükür ‘’ övme, iyilik edenin ve bu nimeti verene kadrini – kıymetini göstermek, iyilik ve ihsanda bulunanı övmek anlamını taşır,
her insan bulunduğu mevcut haline şükretmelidir, mevcut durumun daha kötüsüne sahip olan insanlar her zaman var olmaktadır. Bu yüzden ki, olan veya olmayan tüm şeyler için şükür edilmelidir. Sahip olunan tüm güzelliklerin Yüce Yaradan sayesinde olduğunu elbette biliyoruz, bu yüzden her şükür Yaradan’adır.
şükretmek iyi olma, hayat memnuniyeti ve mutlulukla bağlantılıdır. şükür ile ilgili yapılan çalışmalarda şükran hissi arttıkça, ruh halinin olumlu duygularla geliştiği görülmüştür.
şükür ederken kalbinde ÖYLE BİR HİS OLMALI ki; günlerce süren susuzluğun üzerine suyu içmek gibi hissetmeli insan.
İnsanların ruhu ilaç deposu gibidir, kimin neye ihtiyacı varsa ondan nasiplenir. alışveriş yapıldığında gürültü, patırtı, talan etmek yerine, sessizce alacağını alarak ve o ruhu onurlandırmalı ihtiyaçlarını giderdiği için.
,, susuzluğunu giderdiği kuyuya taş veya pislik atan insanların erdemli davranışı yoktur, kirli kalpleri vardır.
,, sevgi şifadır, güçtür, teslimiyettir bir uçurumda kollarını açabildiğin, değişimin mührü, çoğalabilmenin bereketidir.’’ böyle derin özlemlere kavuşulduğunda, fark edebilmenin mucizesi denk gelsin, insan hayatına.
niyet; bir işi yapmaya karar vermektir ve o an yapılandır.
Örneğin; Niyet ettim ………. Namazımı kılmaya. Herhangi bir işe başlamadan niyet enerjisinde olmanın mucizelerini görüyorum. Şükürler olsun.
dua; harfler yetmiyordu bazen anlaşılmaya, biliyordum ki, içtenlikle habersiz edilen duaların avuç içlerine söylenip, yüze sürüldüğünde, ruhumda bir gökkuşağı rengi daha peydah oluyordu.’’
,, teşekkür et, sev, dua et, niyet et şükret.’’
Şükürler olsun, teşekkürler Allah’ım…
sevgiye bulaşmanın mutluluğu olsun hepimizde, selamlar.
şimdi senden yapılmış ay ışığında düşünüyorum da, tuz göl’ etine dönmüş kalplerin can yakıcı halleri bu şehirde mi kalacaklar?
İnsanlarla barışmanın uzun yolculuğunda büyümek yerine ,, vazgeçişler sığınağında barınıyordu boş vermişlik.''
biz büyüdüğümüz için kirlenmiyordu dünya, öyle olsa ağaçlar krallığını kurardı, biz duygularımızı büyütmek yerine kirlettiğimiz içindi.
bazı umutlar başka hikayeye ait olmalıydı.
Namaste…