Uçurumun kenarındayım Hızır Bir dilber kalesinin burcunda Vazgeçilmez belaya nazır Topuklarım boşluğun avcunda Derin yar adımı çağırır Kaldım parmaklarımın ucunda Uçurumun kenarındayım Hızır Bir gamzelik rüzgar yeticek Ha itti beni, ha iticek Uçurumun kenarındayım Hızır Divan hazır ferman hazır kurban hazır Güzelliğin zulme çaldığı sınır.
bir usta dokunur bir ruha....bir ruh diğer ruhlara....güzellikler çoğaldıkça kokular yayılacak sokak aralarından pencere pervazlarına.....günaydın Yaşamak...teşekkürler Usta.
İnsanın sert kalıplarını yıkabilen yine usta ellerdir. Kişi, gerçek bir güven duyduğunda, o katı zırhı yavaşça bırakır ve içindeki öz yumuşamaya başlar. Sert ve katı olmak zorunda hissetmediği, kendini güvende hissettiği yerde, usta ona rehberlik eder; onu şekillendirmeye, yönlendirmeye başlar. Bu teslimiyet, kişinin dönüşüme açık olduğu, kendini daha iyi bir versiyonuna hazırladığı andır. Usta, bu süreçte sadece yön veren değil, aynı zamanda sabır ve özenle işleyen bir sanatçıdır.
Niyet: Hayatımıza yön veren her ustanın, sabrıyla ve sevgisiyle bizi daha iyiye ulaştırdığı bir yolculuk olsun. Güvenle teslim olmayı ve her yeni deneyimde gelişmeyi seçelim. Kalben Sevgi.
Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:
part- 6 ve son
Farkında Olmak ve Şükretmek:
Yaradan’ın bize verdiği nimetlerin farkında olmak, onları hak ettiği değerle karşılamak, hayatımızda daha fazla huzur ve mutluluk yaratır. Oysa, sadece memnuniyetsiz bir şekilde yaşamaya devam edersek, elimizdekilerin kıymetini kaybettiğimizde anlarız. İşte, her gün farkında olmadan suyu o yere götürdüğünüzde aldığınız teşekkürsüz ve memnuniyetsiz tavır gibi, hayatta da bazen Yaradan’ın bize sunduğu nimetlere aynı kayıtsızlıkla yaklaşabiliyoruz. Ancak şunu unutmayalım: Nimetler kıymet bilinmezse, bir gün elimizden kayıp gidebilir. Şükürle karşıladığımız her şey ise, bize daha fazlasını sunar.
Sonuç olarak, hayatın içinde, her an her şeyin kıymetini bilmek ve şükretmek, hem ruhumuza huzur getirir hem de çevremizdeki insanlar için daha nazik, anlayışlı bireyler olmamıza yardımcı olur. Şükretmek, hem kendimize hem de Yaradan’a olan bir borcumuzdur.
,, sahip olduklarıma, sahip olacaklarıma Şükürler Olsun Allah'ım, Teşekkürler Dünya.''
Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:
part- 5
Sağlık Kıymeti Bilinmeyen Bir Nimet: Sağlığımız, belki de şükrünü en çok unuttuğumuz nimetlerden biridir. Hastalık gelene kadar bedenimizin sağlıklı olduğunun farkına varmayız. Bir basit grip bile hayatımızı aksatırken, sürekli sağlıklı kalabilmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamalıyız. Küçük bir rahatsızlıkta bile sabretmeyi unuttuğumuzda, hayatımızda ne kadar büyük şükürsüzlük içinde olduğumuzu görebiliriz.
Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:
part- 4
İşini Beğenmeme vs. Farkında Olmama: Hepimiz bazen işimizden memnun olmayabiliriz. Ancak işimiz olması, bize bir geçim kapısı sunulması bile şükredilmesi gereken bir durumdur.
İşsizliğin zorluğunu yaşayan milyonlarca insan varken, bu nimetin farkında olmamak büyük bir eksikliktir. Her ne kadar işimizde zorluklar yaşasak da, bu zorlukların da bizi geliştiren ve büyüten yönleri olduğunu unutmamalıyız.
Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:
part- 3
Şükürsüzlükte Kaybolmak;
Yemek Beğenmemek vs. Hakaret Etmek: Yemeğin tadını beğenmemek, normal bir eleştiridir. Hepimizin damak zevki farklı olabilir. Fakat “Bu yemek iğrenç!” gibi ifadeler, sadece eleştiri değil, aynı zamanda bir hakarettir. Yemeği yapanın emeğine, o yemeği sağlayan imkanlara saygısızlıktır. İğrenç denilen bir yemek, bir başkası için hayat kurtarıcı olabilir. Şükür etmeyi unutmadan eleştiri yapabilmek ise asıl erdemdir.
Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:
part- 2
Şimdi konuyu başka bir açıdan ele alalım. Yaradan’ın bize bahşettiği nimetler, rızık, iş, sağlık, dostluk… Bunların ne kadarını gerçekten şükranla karşılıyoruz? Günlük hayatın koşturmacası içinde belki de farkında bile olmadan bir nimet hakkında memnuniyetsizliğimizi dile getiriyoruz. “Bu yemeği beğenmedim”, “Bu iş bana göre değil”, “Hayatım neden böyle?” diye düşünmek çok kolay. Ancak şunu unutuyoruz: Her bir rızık, her bir nimet, bize verilen bir armağandır.
Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:
part- 1
Hayatın küçük detaylarında saklı, sürekli tekrar ettiğimiz bazı eylemler var. Bir düşünün, elinizde bir kova su, belirli bir yere sürekli götürüyorsunuz. O yerin sahibi her seferinde, hiç memnuniyet göstermeden sadece bir direktif veriyor: ,, Bırak, şuraya koy. Ne bir teşekkür, ne bir takdir…'' Siz ise bu görevi tekrar tekrar yapmak zorundasınız. Buraya kadar okurken neler hissettiniz bilmiyorum. İçinizde bir huzursuzluk, belki bir kırgınlık oluşmuş olabilir. Sürekli çaba gösterdiğiniz bir işin karşılığında takdir edilmeyi bekleriz; takdir görmediğimizde ise hayal kırıklığı yaşamamız kaçınılmazdır.
Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kalesinin burcunda
Vazgeçilmez belaya nazır
Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda
Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir gamzelik rüzgar yeticek
Ha itti beni, ha iticek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Divan hazır ferman hazır kurban hazır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır.
,,İbrahim Sadri "
Ve...
uyandım, rengi çürümeye durmuş, kara boşluklarda dönen bir toplulukta.
bir usta dokunur, ruhu yoğurur,
güvenle açılır, katı zırh durur,
sabırla şekillenir, özdeki cevher....
,, bir usta dokunur ruha, öğrencidir, annedir, babadır, fırıncıdır, elmasçıdır, şifacıdır, sağlıkçıdır, antrenördür, koçtur, öğretmendir, işçidir, madencidir, müzisyendir vb........
bir usta dokunur bir ruha....bir ruh diğer ruhlara....güzellikler çoğaldıkça kokular yayılacak sokak aralarından pencere pervazlarına.....günaydın Yaşamak...teşekkürler Usta.
Güvenle Teslimiyet: Dönüşümün Anahtarı
İnsanın sert kalıplarını yıkabilen yine usta ellerdir. Kişi, gerçek bir güven duyduğunda, o katı zırhı yavaşça bırakır ve içindeki öz yumuşamaya başlar. Sert ve katı olmak zorunda hissetmediği, kendini güvende hissettiği yerde, usta ona rehberlik eder; onu şekillendirmeye, yönlendirmeye başlar. Bu teslimiyet, kişinin dönüşüme açık olduğu, kendini daha iyi bir versiyonuna hazırladığı andır. Usta, bu süreçte sadece yön veren değil, aynı zamanda sabır ve özenle işleyen bir sanatçıdır.
Niyet: Hayatımıza yön veren her ustanın, sabrıyla ve sevgisiyle bizi daha iyiye ulaştırdığı bir yolculuk olsun. Güvenle teslim olmayı ve her yeni deneyimde gelişmeyi seçelim.
Kalben Sevgi.
Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:
part- 6 ve son
Farkında Olmak ve Şükretmek:
Yaradan’ın bize verdiği nimetlerin farkında olmak, onları hak ettiği değerle karşılamak, hayatımızda daha fazla huzur ve mutluluk yaratır. Oysa, sadece memnuniyetsiz bir şekilde yaşamaya devam edersek, elimizdekilerin kıymetini kaybettiğimizde anlarız. İşte, her gün farkında olmadan suyu o yere götürdüğünüzde aldığınız teşekkürsüz ve memnuniyetsiz tavır gibi, hayatta da bazen Yaradan’ın bize sunduğu nimetlere aynı kayıtsızlıkla yaklaşabiliyoruz. Ancak şunu unutmayalım: Nimetler kıymet bilinmezse, bir gün elimizden kayıp gidebilir. Şükürle karşıladığımız her şey ise, bize daha fazlasını sunar.
Sonuç olarak, hayatın içinde, her an her şeyin kıymetini bilmek ve şükretmek, hem ruhumuza huzur getirir hem de çevremizdeki insanlar için daha nazik, anlayışlı bireyler olmamıza yardımcı olur. Şükretmek, hem kendimize hem de Yaradan’a olan bir borcumuzdur.
,, sahip olduklarıma, sahip olacaklarıma Şükürler Olsun Allah'ım, Teşekkürler Dünya.''
Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:
part- 5
Sağlık Kıymeti Bilinmeyen Bir Nimet: Sağlığımız, belki de şükrünü en çok unuttuğumuz nimetlerden biridir. Hastalık gelene kadar bedenimizin sağlıklı olduğunun farkına varmayız. Bir basit grip bile hayatımızı aksatırken, sürekli sağlıklı kalabilmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamalıyız. Küçük bir rahatsızlıkta bile sabretmeyi unuttuğumuzda, hayatımızda ne kadar büyük şükürsüzlük içinde olduğumuzu görebiliriz.
Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:
part- 4
İşini Beğenmeme vs. Farkında Olmama: Hepimiz bazen işimizden memnun olmayabiliriz. Ancak işimiz olması, bize bir geçim kapısı sunulması bile şükredilmesi gereken bir durumdur.
İşsizliğin zorluğunu yaşayan milyonlarca insan varken, bu nimetin farkında olmamak büyük bir eksikliktir. Her ne kadar işimizde zorluklar yaşasak da, bu zorlukların da bizi geliştiren ve büyüten yönleri olduğunu unutmamalıyız.
Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:
part- 3
Şükürsüzlükte Kaybolmak;
Yemek Beğenmemek vs. Hakaret Etmek: Yemeğin tadını beğenmemek, normal bir eleştiridir. Hepimizin damak zevki farklı olabilir. Fakat “Bu yemek iğrenç!” gibi ifadeler, sadece eleştiri değil, aynı zamanda bir hakarettir. Yemeği yapanın emeğine, o yemeği sağlayan imkanlara saygısızlıktır. İğrenç denilen bir yemek, bir başkası için hayat kurtarıcı olabilir. Şükür etmeyi unutmadan eleştiri yapabilmek ise asıl erdemdir.
Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:
part- 2
Şimdi konuyu başka bir açıdan ele alalım. Yaradan’ın bize bahşettiği nimetler, rızık, iş, sağlık, dostluk… Bunların ne kadarını gerçekten şükranla karşılıyoruz? Günlük hayatın koşturmacası içinde belki de farkında bile olmadan bir nimet hakkında memnuniyetsizliğimizi dile getiriyoruz. “Bu yemeği beğenmedim”, “Bu iş bana göre değil”,
“Hayatım neden böyle?” diye düşünmek çok kolay. Ancak şunu unutuyoruz: Her bir rızık, her bir nimet, bize verilen bir armağandır.
Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:
part- 1
Hayatın küçük detaylarında saklı, sürekli tekrar ettiğimiz bazı eylemler var. Bir düşünün, elinizde bir kova su, belirli bir yere sürekli götürüyorsunuz. O yerin sahibi her seferinde, hiç memnuniyet göstermeden sadece bir direktif veriyor:
,, Bırak, şuraya koy. Ne bir teşekkür, ne bir takdir…'' Siz ise bu görevi tekrar tekrar yapmak zorundasınız. Buraya kadar okurken neler hissettiniz bilmiyorum. İçinizde bir huzursuzluk, belki bir kırgınlık oluşmuş olabilir. Sürekli çaba gösterdiğiniz bir işin karşılığında takdir edilmeyi bekleriz; takdir görmediğimizde ise hayal kırıklığı yaşamamız kaçınılmazdır.