Diyerek, bir de hayat koşullarından dolayı onu erişilmez ve kendisi için ütopik gören beyinler ve o beynin hükmüyle yaşamaya çalışmak ne kadar acı. Mutluluğun’ bir kişinin düşlerinden bile düşmüş olmasını görmek çok üzücü bir durum. Toplumsal olarak çöküşlerin dystopik yönetim şekillerinde de yaşanması yüksek ihtimal ve geçmişte de yaşanmıştır. İntihar vakalarına sıklıkla rastlamak mümkün olan bu düzen içerisinde yaşam mücadelesi veren halkın bir kaçış yolu bulması kaçınılmaz olur. Ya bulunduğu yerden göç ederek ya da psikolojik sağlığı bozularak göç imkanı olmayan insanların da yaşamlarına son vermeleriyle kaçmalarıdır. Bazı insanlar ise suç eğilimleri göstererek çıkar yollar arayacaktır. Gülen bir toplum olmak ve bunu sağlamak ise yöneticilerin öncelikli görevlerindendir. Gelişebilmek ancak gülen ve hayalleri olan toplumlarda mümkündür. Aşağıdaki sözde son olarak dünyayı kevgire çevirip tüm olumsuzlukları elemek isteği de o düşünceye sahip olmuş insanların çıkar yol olarak ne kadar imkansızlıklar içerisinde olduğunu ifade eder. Son olarak mutlu olmak herkesin hakkı olmakla birlikte. Hayalini kurabilmek her kişinin aklından alınmaması gereken insan hakkıdır diyorum bu sabah.
Epikür’ ün eudaimoniası şimdilerde ütopik düşler! Düştükçe düşlerimden! Tıpkı çivi gibi delip geçesim geliyor kevgire çevirip dünyayı! Belki süzülüp gider şu dystopik düzen. Aslı Birer
İnsanın kendi elinde olan sahip olduğu mülklerden en güzeli düşünceleridir. Ve kendimizi gerçek anlamda tanıdığımızda irademiz dışındaki mülkler bizleri üzemez. Çünkü irademizi yönetmeyi öğrendiğimizde irademiz dışındakiler bizi yönetemez. Artık kendi düşüncelerimiz olgunlaşmış dışarıdan gelecek yönlendirmeleri yönetebiliriz hale gelmişizdir. Bu düşüncemi Epiktetos’un bir sözüyle bitirmek istiyorum.
“ ***Mutluluğun tek bir yolu vardır ve bu, gücün veya irademizin ötesinde olan şeyler hakkında endişelenmeyi bırakmaktır.”
Nietzsche’nin üst akıl, üst insan felsefesi üzerine; Üst akla ulaşmak kendini bulmakla mümkün ve kendini ararken çıktığın yolda başka fikirlere ulaşmak ve onların düşünce dünyalarını okumak da sessizlik içinde güzel ve isabetli yol almaktır. Diyelim bu sabah:) Ve eleştiren, düşünen, sorgulayan nesillere…
Yeryüzünde girilen hiçbir savaş, çocukların öldürülmesini meşrulaştırmadığı gibi telafisi mümkün olmayan vahşet olduğunu gösterir.
Aslı Birer
Okumak, boylu boyuna uzanmak bir kitabın bozkırlarına, sahillerine, dağlarına, tepelerine… aşmak sayha sayha herbirini adım adım anlayarak.
Aslı Birer
Mutluluğa ihtiyacım var!
Diyerek, bir de hayat koşullarından dolayı onu erişilmez ve kendisi için ütopik gören beyinler ve o beynin hükmüyle yaşamaya çalışmak ne kadar acı. Mutluluğun’ bir kişinin düşlerinden bile düşmüş olmasını görmek çok üzücü bir durum. Toplumsal olarak çöküşlerin dystopik yönetim şekillerinde de yaşanması yüksek ihtimal ve geçmişte de yaşanmıştır. İntihar vakalarına sıklıkla rastlamak mümkün olan bu düzen içerisinde yaşam mücadelesi veren halkın bir kaçış yolu bulması kaçınılmaz olur. Ya bulunduğu yerden göç ederek ya da psikolojik sağlığı bozularak göç imkanı olmayan insanların da yaşamlarına son vermeleriyle kaçmalarıdır. Bazı insanlar ise suç eğilimleri göstererek çıkar yollar arayacaktır. Gülen bir toplum olmak ve bunu sağlamak ise yöneticilerin öncelikli görevlerindendir. Gelişebilmek ancak gülen ve hayalleri olan toplumlarda mümkündür.
Aşağıdaki sözde son olarak dünyayı kevgire çevirip tüm olumsuzlukları elemek isteği de o düşünceye sahip olmuş insanların çıkar yol olarak ne kadar imkansızlıklar içerisinde olduğunu ifade eder.
Son olarak mutlu olmak herkesin hakkı olmakla birlikte. Hayalini kurabilmek her kişinin aklından alınmaması gereken insan hakkıdır diyorum bu sabah.
Sağlık, mutluluk, huzur dileklerimle…
Aslı Birer
Epikür’ ün eudaimoniası şimdilerde ütopik düşler! Düştükçe düşlerimden! Tıpkı çivi gibi delip geçesim geliyor kevgire çevirip dünyayı! Belki süzülüp gider şu dystopik düzen.
Aslı Birer
Yüklendim yılları vurdum sırtıma gidiyorum ağır ağır,
ama acı ama tatlı
ağırladığım yüreğimle güneşe doğru.
Aslı Birer
**Kendi kendinin efendisi olana kadar hiç kimse özgür değildir.
İnsanın kendi elinde olan sahip olduğu mülklerden en güzeli düşünceleridir. Ve kendimizi gerçek anlamda tanıdığımızda irademiz dışındaki mülkler bizleri üzemez. Çünkü irademizi yönetmeyi öğrendiğimizde irademiz dışındakiler bizi yönetemez. Artık kendi düşüncelerimiz olgunlaşmış dışarıdan gelecek yönlendirmeleri yönetebiliriz hale gelmişizdir.
Bu düşüncemi Epiktetos’un bir sözüyle bitirmek istiyorum.
“ ***Mutluluğun tek bir yolu vardır ve bu, gücün veya irademizin ötesinde olan şeyler hakkında endişelenmeyi bırakmaktır.”
Altından libas olsan giyilmezsin, altın semer sırtında senin, görülmeyen siyah gölgeler gibi nice düşlerin var! Körpecik bir çocuk bedenini! haketmediğin; “evler, otomobiller, işlemediğin işlerin haketmediğin kazançları! Zehir saçtığın masum beyinler! Ve sen; karaktersizliğin kitabını yazsan yok satardı.
Nietzsche’nin üst akıl, üst insan felsefesi üzerine;
Üst akla ulaşmak kendini bulmakla mümkün ve kendini ararken çıktığın yolda başka fikirlere ulaşmak ve onların düşünce dünyalarını okumak da sessizlik içinde güzel ve isabetli yol almaktır.
Diyelim bu sabah:)
Ve eleştiren, düşünen, sorgulayan nesillere…
Tozlu yollar tozlu rafları doldurmuşsa yıllar boş geçmemiş demektir.
Aslı Birer