Sorgulamalı hataları unutmamalı, yıllardır süregelen sorunları balık hafızasıyla unutuyorsak millet olarak problem var demektir. Bu ülkede yıllarca çocuklar, kadınlar, erkekler. “İnsanlar” ve savunmasız olup, siyasetle din ile uzaktan yakından ilgisi olmayan hayvanlar öldürüldü dövüldü, birkaç gün yazdık çizdik unuttuk. Yıllardır ekonomik sorunlar azalacağına daha da arttı sesimizi çıkarmadık. Demografik sorunlarımız yıllardır artarak devam ediyor, coğrafi sorunlarımız devam ediyor. Hiçbir önlem almıyoruz biraz göstermelik bağırıp çığırdıktan sonra unutuyoruz. Ve yeni bir felaketin geleceğini bile bile bekliyoruz. Hatalar üstüne hatalar yapıyoruz. Şimdi Amerika iyi niyet göstergesi olarak Hatay’a sahra Hastahanesi kuruyor Allah aşkına bizim devletimiz ne yapıyor. ? Deprem bölgesinde gönüllü doktorlar çalışıyor. Halk her türlü yardım malzemesi topluyor. Yurtdışından her gün tırlar dolusu yardımlar geliyor. Yapılandırma İçin halk yardım topluyor. Peki soruyorum, bizim deprem vergilerimiz nerede kullanılacak? İşsizlik fonundan her türlü birime aktarılan paraların haricinde kalan meblağ neden kullanılmıyor? Maalesef benim adını koyamadığım bir şeyler var. Millet olarak hastayız. Bu defa alışamıyorum, bu defa başka. Bu defa topluca sustu çocuk şarkıları, bu defa canımız çok yandı. Bu defa habisleşti yaramız uyuyamıyoruz acıdan. Aslı Birer
Kimlik numarası bu gibi zor durumlarda kullanılmak İçin kimliğe gerek olmadan işlem yapılabilsin diye uygulamaya koyuldu hala be için zorlanıyorlar anlamıyorum.
ZÜHRE Durup durup özlüyorum Ne garip, Tam unuttum derken, Düşüveriyorsun gözlerimden İçime... Seni sevmek; Namütenahi, her zerremde Damla damla Eskisi gibi Sevebilir misin bir daha? Deme! yol geçen hanı mı gözlerim Her baktığım bebeğine yerleşsin Senle girift olmuş ruhum Çözülmesi imkansız. Şarkılar makamsız, Keman yaysız çalar mı? Ah, tam unuttum derken! Nihaventten çal, söyle geceye Ruhum... Söyle!
Eskileri sek içtim az önce Şarkılar yazıyorum, şimdilerle Gurubu gözlüyor sevgili, Doğdu doğacak Zühre...
Akılcılık: ve tümdengelimli bir yöntemsel yaklaşımla... Afet bölgelerinde oluşmuş büyük depremden sonra, bölgeden göç etmek yerine orada oluşan fay kırıklarının tespitleri ve bölgenin fay haritası çıkarıldıktan sonra bölgede risk oluşturmayacak bölgeler tespit edilerek dayanıklı binaların olacağı yerleşim alanları kurulup,( küçük japonya) inşa edilebilir. ( gerekli meblağ toplandı) ve göçü tam tersine yönlendirip Marmara’da yaşayan on bölgenin insanlarını dönmeleri için teşvik edilecek. Böylece eksik olan: tarım, hayvancılık sektöründe canlanma sağlanırken göç sorunundan oluşan dengesiz iş gücü dağılımını da büyük ölçüde önlemiş olacak.
Bazen çözüm, düşünülenin tam tersini düşünmektedir. Aslı Birer
Önce meraklar, gözlemler sonra fikirler oluşur ve gelişip projelere dönüşür.
Kusurlarımıza rağmen kusursuzluğun şaşalı oyunlarını oynadık yıllarca belki de perdelenmiş yüzlerin, benlik savaşlarının enkazıydı yıkılan hayaller, sönen ışıklar, oysa gerçek bilgi; öğretmek için öğrenilir. Benlik savaşına dönüşen bilgi sahibine zarar vermekten öteye gitmez. Doğan Cüceloğlu’ na ait çok sevdiğim bir söz var,”insanın kaçamayacağı en büyük otorite kendi vicdanıdır” be kadar doğru düşünülmüş ve dile getirilmiş bir söz... ve Şubat 6 2023 saat 04.17 Yer:
Adana: 2.274.106
Gaziantep: 2.154.051
Şanlıurfa: 2.170.110
Diyarbakır: 1.804.880
Hatay: 1.686.043
Kahramanmaraş: 1.177.436
Malatya: 812.580
Adıyaman: 635.169
Osmaniye: 559.405
Kilis: 147.919 Türkiye... İktidar, putlaştırılan para, makam, mevki savaşlarına kurban verilen: Tarih: 14 Şubat salı verilen resmi rakamlara göre ölüm sayısı: 31 Bin 643. Kaybettiğimiz vatandaşlarımız. Evet insan her şeyden kaçabilir ama vicdanından kaçamaz! Binlerce insanın ölümüne yol açan depremden önce yapılması ve uygulanmasında eksiklikler olan deprem yönetmeliğini uygulayamayanlardan, deprem sonrasında yaşanan koordinasyon sorunlarından sorumlu olan herkesi vicdan muhasebesi yapmaya davet ediyorum.ve bundan sonra her ne gerekiyorsa yapılmasına. Bana göre tespit ettiğim en önemli sorunlardan biri olan deprem bölgesinde yaşayan, özellikle de Hatay’ın yerli halkının köylerini yerlerini satıp göç etme sorunu. Bunu depremden üç gün sonra farkettim ve gerekli yerlere de fikrimi bildirdim. İnsanlar panikle hayvanlarını topraklarını yarı fiyatına satıyor! (kimler alıyor?) Bölgeye ivedilikle gereken yardımlar ve teşvikler, sözler verilmeli halk yerine sahip çıkmalı. Bir de depremden kaçıp, kendilerini deprem bölgesine atıyorlar. Yeniden bir felaketin kucağına gitmelerine göz yumulmamalı. Afet bölgesinde bu kadar güçlü bir deprem olması düşük bir ihtimalken. Onca insan Marmara ve Muğla’ya, İzmir’e, Ankara’ya göç ediyor. Bu şu an İçin yardım gibi gözüksede ülke için büyük bir yıkım olacak. (Ekonomik anlamda da) Hatalar üstüne hatalar yapıyoruz. Artık işinin ehli kalifiye personeller ile devlet birimlerinin yönetilmesinin önemi ve liyakatin öneminin tekrar anlaşılması ve tekrar hayata geçirilmesi gerekli... doğruları dile getirmek gerekirken siyasetçilik yapmak ile suçlanmakta çok acı. Oysa eleştiriler insanı da insanlığıda geliştirir bunun bilinciyle ego savaşlarının kişiye ve çevresine zarar vermeyecek ölçülere inmesi dileğiyle... Aslı Birer
Sorgulamalı hataları unutmamalı, yıllardır süregelen sorunları balık hafızasıyla unutuyorsak millet olarak problem var demektir. Bu ülkede yıllarca çocuklar, kadınlar, erkekler. “İnsanlar” ve savunmasız olup, siyasetle din ile uzaktan yakından ilgisi olmayan hayvanlar öldürüldü dövüldü, birkaç gün yazdık çizdik unuttuk. Yıllardır ekonomik sorunlar azalacağına daha da arttı sesimizi çıkarmadık. Demografik sorunlarımız yıllardır artarak devam ediyor, coğrafi sorunlarımız devam ediyor. Hiçbir önlem almıyoruz biraz göstermelik bağırıp çığırdıktan sonra unutuyoruz. Ve yeni bir felaketin geleceğini bile bile bekliyoruz. Hatalar üstüne hatalar yapıyoruz. Şimdi Amerika iyi niyet göstergesi olarak Hatay’a sahra Hastahanesi kuruyor Allah aşkına bizim devletimiz ne yapıyor. ? Deprem bölgesinde gönüllü doktorlar çalışıyor. Halk her türlü yardım malzemesi topluyor. Yurtdışından her gün tırlar dolusu yardımlar geliyor. Yapılandırma İçin halk yardım topluyor. Peki soruyorum, bizim deprem vergilerimiz nerede kullanılacak? İşsizlik fonundan her türlü birime aktarılan paraların haricinde kalan meblağ neden kullanılmıyor? Maalesef benim adını koyamadığım bir şeyler var. Millet olarak hastayız. Bu defa alışamıyorum, bu defa başka.
Bu defa topluca sustu çocuk şarkıları, bu defa canımız çok yandı. Bu defa habisleşti yaramız uyuyamıyoruz acıdan.
Aslı Birer
Kimlik numarası bu gibi zor durumlarda kullanılmak İçin kimliğe gerek olmadan işlem yapılabilsin diye uygulamaya koyuldu hala be için zorlanıyorlar anlamıyorum.
ZÜHRE
Durup durup özlüyorum
Ne garip,
Tam unuttum derken,
Düşüveriyorsun gözlerimden
İçime...
Seni sevmek;
Namütenahi, her zerremde
Damla damla
Eskisi gibi
Sevebilir misin bir daha?
Deme!
yol geçen hanı mı gözlerim
Her baktığım bebeğine yerleşsin
Senle girift olmuş ruhum
Çözülmesi imkansız.
Şarkılar makamsız,
Keman yaysız çalar mı?
Ah, tam unuttum derken!
Nihaventten çal, söyle geceye
Ruhum...
Söyle!
Eskileri sek içtim az önce
Şarkılar yazıyorum, şimdilerle
Gurubu gözlüyor sevgili,
Doğdu doğacak
Zühre...
Aslı Birer
Korku cana kefaretse,
Cesaret ne öyleyse?
“Esaret” yaşamaksa,
Özgürlük ne öyleyse?
Aslı Birer
Akılcılık:
ve tümdengelimli bir yöntemsel yaklaşımla...
Afet bölgelerinde oluşmuş büyük depremden sonra, bölgeden göç etmek yerine orada oluşan fay kırıklarının tespitleri ve bölgenin fay haritası çıkarıldıktan sonra bölgede risk oluşturmayacak bölgeler tespit edilerek dayanıklı binaların olacağı yerleşim alanları kurulup,( küçük japonya) inşa edilebilir. ( gerekli meblağ toplandı) ve göçü tam tersine yönlendirip Marmara’da yaşayan on bölgenin insanlarını dönmeleri için teşvik edilecek. Böylece eksik olan: tarım, hayvancılık sektöründe canlanma sağlanırken göç sorunundan oluşan dengesiz iş gücü dağılımını da büyük ölçüde önlemiş olacak.
Bazen çözüm, düşünülenin tam tersini düşünmektedir.
Aslı Birer
Önce meraklar, gözlemler sonra fikirler oluşur ve gelişip projelere dönüşür.
Kusurlarımıza rağmen kusursuzluğun şaşalı oyunlarını oynadık yıllarca belki de perdelenmiş yüzlerin, benlik savaşlarının enkazıydı yıkılan hayaller, sönen ışıklar, oysa gerçek bilgi; öğretmek için öğrenilir. Benlik savaşına dönüşen bilgi sahibine zarar vermekten öteye gitmez.
Doğan Cüceloğlu’ na ait çok sevdiğim bir söz var,”insanın kaçamayacağı en büyük otorite kendi vicdanıdır” be kadar doğru düşünülmüş ve dile getirilmiş bir söz... ve Şubat 6 2023 saat 04.17 Yer:
Adana: 2.274.106
Gaziantep: 2.154.051
Şanlıurfa: 2.170.110
Diyarbakır: 1.804.880
Hatay: 1.686.043
Kahramanmaraş: 1.177.436
Malatya: 812.580
Adıyaman: 635.169
Osmaniye: 559.405
Kilis: 147.919
Türkiye...
İktidar, putlaştırılan para, makam, mevki savaşlarına kurban verilen: Tarih: 14 Şubat salı verilen resmi rakamlara göre ölüm sayısı: 31 Bin 643. Kaybettiğimiz vatandaşlarımız.
Evet insan her şeyden kaçabilir ama vicdanından kaçamaz!
Binlerce insanın ölümüne yol açan depremden önce yapılması ve uygulanmasında eksiklikler olan deprem yönetmeliğini uygulayamayanlardan, deprem sonrasında yaşanan koordinasyon sorunlarından sorumlu olan herkesi vicdan muhasebesi yapmaya davet ediyorum.ve bundan sonra her ne gerekiyorsa yapılmasına. Bana göre tespit ettiğim en önemli sorunlardan biri olan deprem bölgesinde yaşayan, özellikle de Hatay’ın yerli halkının köylerini yerlerini satıp göç etme sorunu. Bunu depremden üç gün sonra farkettim ve gerekli yerlere de fikrimi bildirdim. İnsanlar panikle hayvanlarını topraklarını yarı fiyatına satıyor! (kimler alıyor?)
Bölgeye ivedilikle gereken yardımlar ve teşvikler, sözler verilmeli halk yerine sahip çıkmalı. Bir de depremden kaçıp, kendilerini deprem bölgesine atıyorlar. Yeniden bir felaketin kucağına gitmelerine göz yumulmamalı. Afet bölgesinde bu kadar güçlü bir deprem olması düşük bir ihtimalken. Onca insan Marmara ve Muğla’ya, İzmir’e, Ankara’ya göç ediyor. Bu şu an İçin yardım gibi gözüksede ülke için büyük bir yıkım olacak. (Ekonomik anlamda da) Hatalar üstüne hatalar yapıyoruz. Artık işinin ehli kalifiye personeller ile devlet birimlerinin yönetilmesinin önemi ve liyakatin öneminin tekrar anlaşılması ve tekrar hayata geçirilmesi gerekli... doğruları dile getirmek gerekirken siyasetçilik yapmak ile suçlanmakta çok acı. Oysa eleştiriler insanı da insanlığıda geliştirir bunun bilinciyle ego savaşlarının kişiye ve çevresine zarar vermeyecek ölçülere inmesi dileğiyle...
Aslı Birer
Hepimiz suçluyuz,
Susmakla zaten yıllardır enkaz altında kalmıştık.
Umut, enkazdan çıkan kitap gibi,” umut varsa gelecek var”
Umudumuz var, daha yürüyecek yollarımız, görecek güneşli baharlarımız var.
Ne olur biraz bahar gelse,
Güneşi görsem yeniden,
Ne olur çiçek açsa toprak,
Ya da ben, çiçek olsam