Bugün;” 9 Eylül 1922” olsaydı aradan onca yıl geçmiş olmasaydı… bazı asalaklar gibi “GAVUR İZMİR” diyebilir miydiniz! Düşmandan yurdu kurtarmak için kurtuluş mücadelesinin son adımlarını atan mehmetçiklere?
Bu vatan bizim! Kürdüyle, Çerkeziyle Lazıyla. Dini, inancı ne olursa olsun.
Bugün; izmirin düşman işgalinden kurtuluşunun 101. Yılı kutlu olsun. Bu kutlu mücadelede canını seve seve veren şehitlerimizin ve ölmüş olan gazilerimizin ruhları şad olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene
Sevgilim, işte Eylül Ve işte senin usul usul seğiren yüzün. Zaman ki sonsuzdur Bitmemiş şiirler gibidir. Bazı hüzünleri Bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir. Biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık (İsteğin bulanık kıyısında). Bundan değil midir bizim aşkımızda Sürekli bir akşam hüznü vardır.
Tüm hayati fonksiyonlarımızın yönetildiği beynimiz, hayatımızı etkileyen karşılaşacağımız engelleri de kaldırmaya vakıftır. Bu yolculuk önce beynimizde başlar, sonra diğer fiziksel aktiviteler ile hayatımıza geçip daha önce yapmaya korktuğumuz, çekindiğimiz şeylerin birer birer önümüzden beynimiz sayesinde kaldırdığımız engellerin yok olduğunu aslında yaşadığımız ortamlarda bize öğretilen aslı astarı olmayan korkulardan ibaret olduğunu götürürüz.
“Engeller düşünceler yoluyla doğrular bulunarak kaldırılır. Cesaretli adımlarla gerçeğe dönüşür.”
Üslubunuzu ve algılarınızı takip ettiğim kadarıyla fikir sahibi oldum, bunu algılayıp cevap vermemek olasılığınız olduğunu düşünerek yazdım. Cevap vermeseniz de alınmazdım. :)
Ne yazık ki bazen insanlar haddini de aşabiliyorlar bize düşen de biraz sabır biraz hoşgörü idi… yeterince sabır gösterdiğimi düşünüyorum.
Gözler görüyorum, ağlamaklı, gülmekli sözler duyuyorum, hüzünlü ve neşeli herbir derdin geçtiğini görüyorum sonra… Yer değiştirdiğini; ağlayan gözlerin güldüğünü, gülen gözlerin ağladığını. Özelliğini insandan mı almış, insan mı dünyadan muamma! Bir gerçek var ki; her şey dönüyor, dönüşüyor! Aydınlıklar karanlığa, karanlıklar aydınlığa… Zamana atıf duygularım gözümden döküldü şimdilere, şimdiler dökülmeye yüz tuttu bile dünlere… ne kıymetli ölçüdür zaman, bir tek telafisiz kurumuş gülün tomurcuğa dönüşü… onu da yeniler zaman bir başka gözenekten başka bahara.
Bir gün elbet bir gün birileri çıkıp haykıracak sesli sedalı, her şeyin bitmediğini insanlığın onurunu kaybetmediğini… iki ayrı cinsten duyguların sadece dostluk olabileceğini ve bir gün birileri avaz avaz bağıracak bir yerlerde kadın kadın bağıracak sesli sedalı. İnsanlık (kadın erkek) ölmediğini. Aslı Birer
…ve hep olacağız sayın şövalye.
Günaydın
Bugün;” 9 Eylül 1922” olsaydı aradan onca yıl geçmiş olmasaydı… bazı asalaklar gibi “GAVUR İZMİR” diyebilir miydiniz! Düşmandan yurdu kurtarmak için kurtuluş mücadelesinin son adımlarını atan mehmetçiklere?
Bu vatan bizim! Kürdüyle, Çerkeziyle Lazıyla. Dini, inancı ne olursa olsun.
Bugün; izmirin düşman işgalinden kurtuluşunun 101. Yılı kutlu olsun. Bu kutlu mücadelede canını seve seve veren şehitlerimizin ve ölmüş olan gazilerimizin ruhları şad olsun.
Ne mutlu Türk’üm diyene
?si=8iUIx_hyowR6iMka
Sevgilim, işte Eylül
Ve işte senin usul usul seğiren yüzün.
Zaman ki sonsuzdur
Bitmemiş şiirler gibidir.
Bazı hüzünleri
Bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir.
Biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık
(İsteğin bulanık kıyısında).
Bundan değil midir bizim aşkımızda
Sürekli bir akşam hüznü vardır.
İ.B
Tüm hayati fonksiyonlarımızın yönetildiği beynimiz, hayatımızı etkileyen karşılaşacağımız engelleri de kaldırmaya vakıftır. Bu yolculuk önce beynimizde başlar, sonra diğer fiziksel aktiviteler ile hayatımıza geçip daha önce yapmaya korktuğumuz, çekindiğimiz şeylerin birer birer önümüzden beynimiz sayesinde kaldırdığımız engellerin yok olduğunu aslında yaşadığımız ortamlarda bize öğretilen aslı astarı olmayan korkulardan ibaret olduğunu götürürüz.
“Engeller düşünceler yoluyla doğrular bulunarak kaldırılır. Cesaretli adımlarla gerçeğe dönüşür.”
Aslı Birer
Gece günden çalmış
sanki ay’a koymuş teninin beyazını
hanımeli kokusu var rüzgarın serinliğinde
Belli ki sana değmiş eserken
Aalı Birer
Öyledir yürek ülkesi, pasaportu can’ dır kolay girilmez! Duvarları sırça, çekici sözdür.
Aslı Birer
Günaydın şövalye, (izninizle mahlasınızı kısalttım)
Üslubunuzu ve algılarınızı takip ettiğim kadarıyla fikir sahibi oldum, bunu algılayıp cevap vermemek olasılığınız olduğunu düşünerek yazdım. Cevap vermeseniz de alınmazdım.
:)
Ne yazık ki bazen insanlar haddini de aşabiliyorlar bize düşen de biraz sabır biraz hoşgörü idi… yeterince sabır gösterdiğimi düşünüyorum.
Saygı ve selamlarımla
Gözler görüyorum, ağlamaklı, gülmekli sözler duyuyorum, hüzünlü ve neşeli herbir derdin geçtiğini görüyorum sonra…
Yer değiştirdiğini; ağlayan gözlerin güldüğünü, gülen gözlerin ağladığını. Özelliğini insandan mı almış, insan mı dünyadan muamma! Bir gerçek var ki; her şey dönüyor, dönüşüyor! Aydınlıklar karanlığa, karanlıklar aydınlığa…
Zamana atıf duygularım gözümden döküldü şimdilere, şimdiler dökülmeye yüz tuttu bile dünlere… ne kıymetli ölçüdür zaman, bir tek telafisiz kurumuş gülün tomurcuğa dönüşü… onu da yeniler zaman bir başka gözenekten başka bahara.
Aslı Birer
Bir gün elbet bir gün birileri çıkıp haykıracak sesli sedalı, her şeyin bitmediğini insanlığın onurunu kaybetmediğini… iki ayrı cinsten duyguların sadece dostluk olabileceğini ve bir gün birileri avaz avaz bağıracak bir yerlerde kadın kadın bağıracak sesli sedalı. İnsanlık (kadın erkek) ölmediğini.
Aslı Birer
Çok umurumdu tavrınız. Kibarca yazmayın dedim anlamadınız. Sayfaya uğramazsanız sevinirim.