Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Aşk Olsun
Aşk Olsun

kendi içine korkusuzca çevirebilir misin bakışlarını

  • serbest kürsü18.03.2019 - 09:17

    çekin şu dini yaşamak isteyen insanların üzerinden o bencil muhteris ellerinizi. namaza baş örtüye açtığınız savaşı gidip türk ve islam karşıtlarına karşı verin sizin bu yaptıklarınızı bak Hristiyan yapıyor ne farkınız var sizin onlardan

  • serbest kürsü18.03.2019 - 09:11

    çöl şulesi kreşlerimiz baş örtülü avındalar hala. yani doksan yıllık meşguliyetleri bitemedi. koskoca psikoloji duayenimiz ülke için bir araştırma proje üretmek yerine allah diye taptıkları froydun üstüne aradan geçen yüz yıllara rağmen bir çift laf etmeyi kendine dert edineceğine baş örtülü personel kreş çocuğunun psikolojisini bozar diyor.

  • serbest kürsü18.03.2019 - 09:06

    kenan bey haklısınız her hükumetten sorulmalı bu hak. lakin bu temenini, sıcağı sıcağına cephedeki ateşin dumanı dahi sönmemişken canım istanbulu ve izmiri ingiliz valisine şirin görünmek adına İngiliz bayraklarıyla donatan bir hükümetten sorulmayacağını bunu yapsa yapsa beka sorunu dert edinen bir hükümetten soracağını bak sen de biliyorsun

  • serbest kürsü18.03.2019 - 08:59

    sen türk olduğunu unutmak isteyebilirsin hatta başarabilirsin de ama onlar asla unutmaz.

  • serbest kürsü15.03.2019 - 09:18

    'seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin
    nazlanırsın ama bir gün gelirsin'

    düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
    olsun artık diyorum ne olacaksa
    paralı asker miyim neyim ben
    ekleyip duruyorum sabahları akşama
    ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
    gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
    aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
    nasıl bir dostluk ki bu,hem kadim
    hem de mayhoş elma tadında.

    kendimi de koysam ayağımın altına
    yine de yetişemiyorum ey aşk,
    omzunun hizasına.
    çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
    ve ayağını kaldırıyor dünya,konuşurken benimle.
    budanan oğullar gibiyim,sessiz ve narin
    nereye konsam geri sayım başlıyor
    kurcalıyor beni bir çırağın elleri
    ah,unufak olsam ve desem ki
    ağzın tat görmesin hayat
    kandırdın beni.

    sorma,
    elim kırılsın bir daha
    dokunursam güneşe.

    kılpayı kaçırılmış bir şeyin
    bıraktığı ardında
    neyse oyum ben.
    yaralı serçe,benim için dua et;
    gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
    dr şükrü öncüoğlu'ndan
    üç ayda bir reçete.

    acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
    ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
    çünkü nasıl birşey biliyorum itin taştan korkması
    bir yastık arıyorum kuş seslerinden
    mühim değil sonrası.

    sorma,
    yangın sönseydi suyla
    denizler her akşam böyle yanmazdı.

    yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
    ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
    yolundaydı herşey,ben bile yolundaydım
    ama
    kıyıya vardığımda
    kendimi unuttuğumu anladım
    karşı kıyıda.

    şiirler söyledim belki duyarsın diye
    çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
    sana seslendim durdum bu küçücük odadan
    acımı duy,sensin pusulam benim
    ki dünya
    silinmiş bir harita
    gibi yabancı bana.

    sorma,
    usulca uzandığında
    bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.
    İbrahim Tenekeci

  • serbest kürsü14.03.2019 - 14:17

    eskiden çoook eskiden hani duyardık haftanın belli günlerini fakir müşterilerine ayıran onlara vizite kesmeyen doktorların olduğunu hani hastasını yeşil banknot olarak görmeyen ailesi ve sevenleriyle geçidriği zamanı kaybedilmiş gayme ve dolayısıyla da ziyan olarak bilmeyen, hastaları kraldan çok kralcı kesilip çemkirmeyen hemşire ve hasta bakıcılar ve hastasını bir kenara bırakıp takdiri ilahiyi de yok sayıp yorgunluğunun ve ağrı sızısının acısını doktordan sağlıkçıdan çıkarmayan hastalar olduğunu. bunlar da bu işin cilvelerinden

  • serbest kürsü14.03.2019 - 14:10

    böylesi önemli şeyleri bir güne sığdırmaya karşıysam da tüm sağlıkçıların gününü kutluyorum.

  • serbest kürsü13.03.2019 - 09:06


    dururum
    Pencerelerinden metropol kokusunun değil
    toprak ve ot kokusunun girdiği
    her şeyi insan için olan insana göre bir oda
    bir takım takımların değil
    insanın kiralayacağı bir oda
    eşyaların değil
    insanın olacağı
    eşyaların değil insanın yaşayacağı bir oda
    durur beklerim orada
    dağ başlarında, kalabalıklarda, haksızlıklarda
    koparılıp soldurulan bir çiçekte, elektrikli araçlarda
    ciddi parasızlıklardamaddi manevi işkencelerde
    telefonla kız tavlayangencin neşesinde, parfümünde
    durur beklerim orada
    bunalım geçiren çok iyi bir insan serbest
    hanımların gecelerinde
    içip içip yatmaların arefesinde, ertesinde
    balkonsuz ve manzarasız sosyal konutlarda
    çocukları ve insanları sevdiklerini sanan
    sanatçı kardeşlerimin sanatlarında
    güreşçi develere benzeyen meşhur adamların
    aksesuarlarında
    durur beklerim orada
    kar yağışını seyrederken kıyıya vuran
    küçük
    köpüksüz bir dalgada
    durur beklerim orada
    nesli tükenmiş zanaatlarda ve zanaatkarlarda
    apartmanlar arasına sıkıştırılmış
    çocuk ve araba parklarında
    her sınıf vatandaşın iç ve dış piyasaya karşı giriştiği
    büyük milli ama normal taarruzlarda
    benden sonrakinin benden önce dolmuşa binme
    çağdaşlığında
    durur beklerim
    doğum günü, sünnet evlenme kayıp ve ölüm
    ilanlarında
    içki müzik ortamlarında doğan ve çok kısa süren
    maceralarda
    taşıma sularda havacıvalarla sürüp giden evliliklerin
    karmaşasında
    paralarda bankalarda, kasalarda altınlarda hesaplarda
    kitaplarda
    durur beklerim
    oralarını buralarını, kesif zevk veren uzuvlarını yoran
    mevzun ve atletik vücutlarını yoran
    ama kafalarını yormayan
    eskaza yorarlarsa sıkılanların
    kibarlıklarında kişilik makyajlarında ve yüzlerindeki makyajlarda
    durur beklerim
    yetinenlerin dangalaklığında
    yağmurun altında, bahar dalında
    dururum
    huzuru sükunu yurt dışında bulan vatandaşlarla
    ünlü ünsüz sanatçılarımızın ortak kaygılarında
    bazı bilimsellerin karışık kafalarında
    sakallarında batıya hayranlıklarında
    olay genelde yani şey gibi oldu
    tamam mı ve benzeri sözcüklerle
    her şeyi anlatabilenlerin konuşmalarında
    yeme içme mal mülk üst baş konularındaki
    modalarla donatılmış
    mamür ve müreffehama biraz yabancılaşmaların
    ömründe
    dururum
    bilumum avantajlarda, fırsatlarda
    tezgahlarda
    kiminle neden evlendiğini çok iyi bilen
    kiminle neden evleneceğini çok iyi hesap etmiş
    olanların ebedii saadet tablolarında
    on sekiz yaşını doldurmuşlukların özgürlüklerin
    başı bozukların bütün aşılarını yaptırmış, haplarını almışların rüştlerinde
    erkeklerin yemek kadınların görüşme tekliflerinde
    dururum
    çok iyi hazırlanmış sofralarda
    nefislerde harikalarda
    çok zevklilerde
    artık korkusuzca gidebiliriz her yere
    ne iyi oldu ne iyi eğlendik çok keyifliyim bu gece diyenlerin
    ve mutluluk durumu olanların boşa giden sesinde
    dururum
    günümüz insanının haz ve lezzet altı, hurdahış
    oluşunda
    dururum
    kumların üstünde ve güneşin altında değil
    ağaç yada çardak altında
    öküz gibi saatlerce tahta bir masada
    rakı içip keyif çatan sağlıklıların
    gittikçe azalan beyin kıvrımlarında
    dururum işte önemli değil
    yeter yukarıdaki oda


  • serbest kürsü12.03.2019 - 10:43

    Sen dostumdun benim
    gülünce güneşler açan
    Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam
    Her akşam mektup yazarım dağlar kadar
    Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun
    Unutma dostumsun sen,
    neredeysen orda ölmek isterim!
    çok güzel.

  • serbest kürsü12.03.2019 - 10:43

    çok haşmetli gördüm sizi atilla ilhan