Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Kasır Galı
Kasır Galı

Issız bir çığlığı ayak izlerinden tanırım, Kör aynalarda saklansa bile.....

  • Bir bukle şiir bırak23.12.2022 - 12:23


    Devrilen yükün (neçe)

    Patladı yüreğin mayınları
    Kiminin tutmuyor dizleri, kimi sağır, kimi dilsiz
    kiminin görmüyor gözleri..
    Toplanıp aşıyor engelleri
    Umuda bel bağlamış
    Gece yürek dağlamış neçe...

    Sevdim anason kokan ağız tadını
    Yanık kokan yürek bağını,
    Sevdim kimsenin oralı olmadığı
    Olduğun yerin ağıtlarını,

    Uzunca bi hava tutar dilin
    Yükselen kederinden...
    Dumanı tüten bi havayım şimdi
    Sana ve senden gizlenen...

    Yılların devirdiği yükün hamalıyım şimdi...

    Selda Yetişoğlu

  • Bir bukle şiir bırak22.12.2022 - 16:42

    Sokak Lambaları

    Önceden
    Aydınlandığım karanlık sokaklar vardı
    Bütün eller kirliydi suya değmeden evvel
    Sofralar eskiydi belki
    Ama mis gibi dereotu kokardı
    Şimdiki eller su ile temizlenmez ki

    Sonra
    Lambalar takıldı köşe başlarına
    Aydınlandıkça karardı sokaklar
    Lambaların altında yazıldı
    En acı ayrılıklar

    Kurşun girdi cinnet saatlerinde
    Sağdan
    Soldan
    Ortadan
    Cerihalar bağladı sevdalar

    Kan gülleri yeşerdi
    Kırağıya çaldı üzerinde kestane kavrulan sobalar
    Yürekler kin pompaladı
    Nasibini en çok karanlık sokaklar aldı
    Oysa lambalar yokken
    Takvim yaprakları kendiliğinden kopardı

    Şimdi
    Aydınlık sokakların lambaları şaştı
    Şimdi yurdumun aydını çok karanlıklaştı

    O halde kaldırın
    Kaldırın lambaları sokaklarımdan
    Kaldırın aydınlığınızı karanlığımdan
    Gündüz güneş girsin
    Gece ay yetişsin kapımdan

    Yıldırım Uzun

  • Bir bukle şiir bırak21.12.2022 - 09:10

    Terkib-i Bend -VIII-

    Her şahsı harîm-i Hakk’a mahrem mi sanırsın?
    Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın?

    Dehri arasan binde bir âdem bulamazsın,
    Âdem görünen harları âdem mi sanırsın?

    Çok mukbili gördüm ki güler, içi kan ağlar,
    Handân görünen herkesi hurrem mi sanırsın?

    Bil illeti, kıl sonra müdâvâta tasaddî,
    Her merhemi her yâreye merhem mi sanırsın?

    Kibre ne sebeb? Yoksa vezîrim diye gerçek,
    Sen kendini düstûr-ı mükerrem mi sanırsın?

    Ey müftehir-i devlet-i yek-rûze-i dünyâ,
    Dünyâ sana mahsûs u müsellem mi sanırsın?

    Hâlî ne zaman kaldı cihân ehl-i tama’dan,
    Sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın?

    En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun,
    Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?

    Bir gün gelecek sen de perîşân olacaksın,
    Ey gonca bu cem’iyyeti her-dem mi sanırsın?

    Nâ-merd olayım çarha eğer minnet edersem,
    Cevrinle senin ben keder etsem mi sanırsın?

    Allah’a tevekkül edenin yâveri Hak’dır,
    Nâ-şâd gönül bir gün olur şâd olacakdır.

    Ziya Paşa

  • serbest kürsü17.12.2022 - 19:23

    iste bu sebeple pek ugramam kursuye:))

  • serbest kürsü17.12.2022 - 19:16

    maria puder
    siz beni cok yanlis anlamissiniz...
    sozum sizleredegildi:))

  • serbest kürsü17.12.2022 - 18:38

    cok nadiren ugradigim kursuye bugun bir bakayim dedim. iki konu munazarasi dikkatimi cekti. biri siir ve siir elestirileri uzerine. digeri de ulke gundemimize dair son mevzu. guzel konular oldugu icin bu corbaya bir tutam tuz katmak geldi icimden...

    ilki; siir ve siir elestirileri konusunda soylemek istedigim seyler sunlardir. arkadaslar siir o kadar buyuk bir sanattir ki butun sanatlar ona cikar, o butun sanatlardan cikar. zemini dar hacmi genistir. bir kitap dolusu mevzuyu bir kac satirla anlatabilmektir. dolayli dolaysiz, direkt endirekt, hafif agir vs. icinde duygu dusunce varsayim dialog haber barindiran ve bunlari kist bir sekilde aktarmayi gerektiren, yazarken sancilar yaratan, okuyucuyu alip goturmesi amac edinilen, soz sanatlari kullanilan, bilgi birikim aktarilan ucsuz bucaksiz deniz derya. bu deniz deryada batan mi dersin cikan mi dersin gecen mi dersin dalan mi dersin sairler var... bana kalirsa dalmak gerek, daldiktan sonra batip cikmak veya gecmek onemli degil.

    siir elestirilerine gelince; obkadar cok yazilacak sey var ki... hepsini yazmak mumkun gorunmuyor bu telefon tuslariyla. oncrlikle yorum ve elestiriler nasil olmali tartismalarina mahal vermek istemiyorum ve sadece dusuncelerimi atarmak istiyorum. siirvyazmak kadar onemli bir konunun cok basitlestirildigi bu tur zeminlerde genellikle yapilan ama yapilmamasi gereken bir kac durum var. biri ve en belirgini ahbap cavus iliskilerinde kaynamak. birbirlerinin siirlerine gidip begenmek ovmek borc oder gibi one cikarmak. siirin tek bir tanimi yok ve tanimi da kisinin kendi dimaginda olan kadariyla oldugu icin bizler ancak iyi siir kotu siir eksik siir fazla siir diye ayrim yapabiliriz. ve bunu da tum gercekligiyle yapamazsak siire ve saire zarar vermis oluruz. digerbbir yapilmamasi gereken sey siire surekli tek bir pencereden bakmak ve sahsi bakis acilariyla degerlendirmek. ornek verecek olursa bir amcamiz var burda surekli din perspektifinden bakarak yorumlar yaziyor siirlere ve kopyela yapistir teknigini cok kullaniyor yorumlarinda. butun siirlerin didaktik olmasi gerektigi anlayisiyla yapilan bu yorumlar bilgi saglayici olabilir ama siire katki saglamaz. dedik ya siir cok buyuk bir sanattir ve didaktik siir siir cesnilerinden sadece bir tanesidir. b8r diger yapilmamasi gereken de siire ugrayip tek bir kelime ile yorumlamak " guzel" , " harika" gibi... oysa ne siirin ne de ssirin buna ihtiyaci yoktur.

    gelelim ulke gundemimize. uzun uzadiya birseyler soylemenin gereksizligiyle.

    ' bu sarkilar guzel guzelnolmasina da, nakaratlar sıktı arkadas ' tamam hepimiz ahmagiz ve kabul ettik ahmakligimizi... cektirip gidin.

  • Bir bukle şiir bırak16.12.2022 - 12:59

    Acının Başkenti

    Gözlerinin eğrisi dolanıyor yüreğimi,
    Bir raks, bir dinginlik çemberi,
    Zamanın aylası, gece beşiği ve güvenli,
    Ve eğer hiçbir şey kalmadıysa aklımda yaşadığımdan
    Gözlerinin her zaman görmediğindendir beni.

    Yaprakları günün ve pembe şarabın köpüğü,
    Rüzgarın sazları, kokulu gülücükler
    Işık dünyasını saran kanatlar,
    Gökyüzü ve deniz yüklü gemiler,
    Gürültü avcıları ve renk kaynakları.

    Tanların kuluçka yatağından doğan kokular
    Yıldızların samanı üzerinde yatan
    Saflığa bağımlı gün gibi tıpkı
    Dünyada bağımlıdır senin tertemiz gözlerine
    Ve akar bütün kanım bakışlarında senin.

    Paul Eluard

  • Bir bukle şiir bırak14.12.2022 - 13:30

    Birikmiş Kirlerle Konuşmalar

    İki istasyon arası
    Kırmızıyı seriyorum sözcüklerin altına
    Acıkıyorum okudukça
    Kabar ey iştahım
    Benden uzaklaştıkça güdülen boşlukta
    Kalbimi doyuracaksın
    "Doymak"
    Tenin uyuştuğu ruhun uyandığı denklem
    Değişkenin kuvveti
    Okşanmanın şiddetini belirler
    Kendimi şiire vuracağım muhakkak
    Ateşli başlıkların sofrasını kaşıklayan yüreğin
    Süreğen hikayesidir bu

    Yaşamak deyince
    Göğsümde sesler çoğalır
    Ben sese susarım
    Duyarım
    Nuh çağırınca
    Sele kapılan ağızlara dolan hüsranı
    Kızildeniz'de
    Sığınmanın/boğulmanın zıtlığını
    Değişen kabukla
    Çürüyen kalıp aralığında
    Yüzünü tufana dönen bir hayat
    Ve yanıltan dönüşteki hazinelerin hiçliği
    Çağırmamış beni adımla
    İnsan sessizlikten korkar
    Kendi konuşamadığı zaman

    Ey hayat veren ve öldüren
    Ölüm hangi dünyanın özgürlüğü
    Cesaretimi kırbaçlamak için soruyorum
    Kafamızda
    Çelik yeleklerle girdiğimiz o büyük savaşlarda
    Cinnet geçirmesin cesaretimiz

    Kendini doğuran acı
    Kendini imha et
    Kutsadıkların
    Kitaplarda kalan iadesiz alıntılardır
    Kahramanlıklar
    Bir kostümden ibaret
    Bir biçilme meselesi
    Damarlarımıza aşılanan muştular
    Hangi dogmanın ninnisi

    Söz dinlemek
    Ölümcül bir deyimmiş



    Bahçe Ee

  • Bir bukle şiir bırak09.12.2022 - 08:50

    ***Sütre ve İnşirah**


    dehşeti gör
    ve
    yeryüzünü siyaha boyayan şehveti

    kasıklarında karanlık patlamalar
    kozmik bağırtılar
    var oluşa bağlı ağrılar
    var olduğunu zannedenlerin

    şiiri kirleten
    aşkı iğfal edip
    apıştan dünya seyredenlerin
    kulak tırmalayan
    ruh karartan
    çığlıklarını duy

    sen
    bir yeryüzü imgesisin artık
    ey
    loşluğuna sabahlar
    sepia eylüller sunduğum hayat
    içimde debelenen dehşeti gör

    ey
    kulaklarından tutup
    dizime yatırdığım yanılış
    aykırı kuramların
    beynime yaptığı basınç
    gör beni
    tenden öte
    candan ziyade
    gör

    bir hazanı
    bir yağmurla
    bir bulutu
    bir kuşla
    değiştir

    bir yangıyı
    bir şehvetten koru

    beni koru
    kara ruhların
    kararmış hiçliğinden
    gecemi esirge
    ve eksik kılma üzerimden
    kuş seslerini

    aşk
    bir tanımdır
    gözlerimin yatağında
    bir kasırga
    bir deprem
    bir okşayış olarak
    aynı zamanda

    geçirgen zıtlığımdan koru beni
    sarsak bilgiçliğimden

    kağıdı kutsayarak
    kalemi
    bir yaraya direnmek
    bir ilenci gidermek savaşında
    silah görerek
    yazıyorum
    yaz dediğini
    yazgının

    beni gör
    ey ruhumu
    saman kağıtların pürüzlerinde konuklayan aşk
    beni gör
    ve beni koru
    seni şehvet sanmaktan

    korkumu gider
    korkunçluğumu sütrele
    cinayetimi sakla
    ve
    ört beni hatice
    dağları ört üstüme
    cehlimin üzerine kapat
    geceyi ve gökyüzünü

    inşirâh ol bana
    kalbimi aç
    göğsümü aralayarak
    karart beni
    ört beni ne olur
    kalbimin vahyi geldi
    az önce

    OKUdum
    anladım
    ağladım ve korkuyorum
    ört beni

    anlayışımı gizle
    süz beni
    evrenin bilgisinden
    geceden ve hayaletlerden

    sez beni
    alemden
    ayetten
    şiirden

    ...

    onsekizmartikibinon



    Şükrü Özmen

  • Bir bukle şiir bırak28.11.2022 - 16:26

    Mahreçsiz Neşide


    Bir mektubun sonuna eklenmiş
    veda cümlesiydi sözlerin ;

    g i t t i m . .

    Ölü kelebekleri avucumda saklayıp
    düş yanığı hayallerimi heybemde toplayıp
    sanki düşmanımdan öç alır gibi . .

    Giderken anladım
    mürekkebi bitmiş bir kalemin
    başka kağıtlara dökülemeyeceğini..

    Hiçbir yere aşina değil kalemim
    ne boş sayfalardaki arı beyazlığa
    ne de silinmişlerdeki griliğe . .
    hangi kağıda gitsem ,
    yaralarım kavlıyor

    Şimdi
    tamam olmaya çalışırken
    mısralarını yitiren uzun bir şiir gibiyim..

    Mürekkep yerine kan damlıyor satırlara. .
    harflere kefeni giydirdim,
    yüklendim cenneti sırtıma
    cehenneme yürür gibiyim . .

    Ey kalemim ,
    telaşında öl !
    Süzdür mürekkebini ..
    Dönme bir daha bitmiş şiirlerine..

    Yazacak yerin yok !


    Vera Erendiz