Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Seyfi Karaca
Seyfi Karaca

Cagir ey kalbim deli gönlüm beni bildigi gördügü duydugu dogdugu topragindan hayatin huzurunda söyleyip yazan, insan divane eylesin..!

  • tımarhane duvarı25.01.2024 - 17:26


    BİLGiSİ BELGEDE ZERREDEN KÜRREYE ATATÜRKÇESİNE 1
    ….
    İçinde doğduğu yaşam döngüsünde beslendiği büyüdüğü ve büyüttüğü hayati gerçekliğin ayrılmaz kopmaz aidiyetine özgün özgür ve özdeştir insan.

    Kimlik kodlamalarını içinde doğduğu dünya insanlık toplum kültür birikim ve hayat gerçekliğiyle yaşayarak deneyimleyip biriktiren; irdeleyici ve sorgulayıcı gözlemelerden akıl fikir eleyen süzen yoran ve yorumlayan çıkarımların sağlıkta beslenmede barınmada eğitimde siporda dilde ulaşımda sanatta iletişimde hakça üreten ve adil paylaştıran; tarafsızlık - eşitlik ilkesiyle donanmış hukukun üstünlüğü makamına danışarak huzur verici, mutluluk üretici, ihtiyaç giderici, istikrar saygınlık ve güvenlik sağlayıcı, hayatın yükleyip getirdiği bütün çelişkileri liyakatlilik esasıyla üstesinden gelip çözümleyebilmenin karşılıklı değerliliğine tanıklık ederek, farkında olarak ve araştırıp BİLEREK sosyal siyasal ekonomik ve kültürel insan kimliğine özdeş yapıyı örer dokur insan.

    Sorumlu üretken adil onurlu güvenli hiç bir değerden, ilişkiden, bilgiden, deneyimden, iletişimden ve sosyal bağlardan bozulup koparmaksızın Emeği esirgenmemiş tecrübelerle edinilen BİLGİ kodlarıdır saygın ve sağlıklı ilişkilerle donatılmış hayatta kalmanın yaşam kavgasını onurlu itibarlı ve sürdürülebilir kalıcılığa devamlı daim kılmak.

    Herkesin kişilik ve kimliğinde özdeş duyarlı bilinçli nazik alıngan hassas üzülüp incineceği bir özdeşliği vardır çünkü ve bu yüzden kinayen takdir
    övgü yahut yüceltmeler dahi kendi sorumluluk hak ve yükümlülüklerini harama vererek gerçekliği olmayan hurafelere kahramanlara idollere tapınacak derecede sevk ve havale eden ihanet ve istismar ihaleciliğinin sayısız sınırsız türev çeşitlerini üretip çoğaltarak, toplumsal hayatı kökten sarsar topyekün yıkıma uğratır.
    ..
    BİLGiSİ BELGEDE ZERREDEN KÜRREYE ATATÜRKÇESİNE 2
    ..
    Sosyal kimlik kültürel değer, onursal saygınlık, sosyo ekonomik zenginlik veya bireysel kişilik, ancak doğduğu toplumsal gerçekliği bizzat kendi katılımcılığıyla anlayan gören duyan tanıyan farkına ve ayırdımına varan tecrübe katkı ve tanıklığın büyütüp olgunlaştırdığı BİLGİ birikimleriyle insanı kendisine özgün ve özdeş dirençli dayanıklı dinamik karakter ve özgürlüğü kazandırır.

    Yani kullandığı Hayat Bilgi’ sine ne kadar kendi emek ve kaynaklarıyla ulaşıp eriştiği gerçekliğinde özgür ve özdeşliği kadardır, insanın değeri, anlamı, sosyal varlığı, ekonomik zenginliği veya siyasal yaşamı. Aksi takdirde sağ ve sağlam çıkamaz ne kendine ne de sosyal siyasal hayata insan.
    Orada, soygun vurgun talan haram ve sömürüden beslenen; acizliği karanlığı korkuyu gerilimi sefaleti gericiliği her türlü soyut ve yüzeysel kısır döngü hurafeleriyle kamçılayıp kışkırtarak çatışma kültürüyle salgın ve yaygın hale getirilip sürekli kılınan piyasa pazarcılığı tanrılarının emşr kipinde bütün çarpanlarıyla her bir şeyin paraya tahvil edildiği kullanışlı BİLGİSİZLİK ( kara cehalet ) veya BİLGİ KİRLİLİĞİ ; zorunlu tüketime sunulur yaşanır.

    inancı itimatı güveni sözü sadakati ve sabırı, dilediği keyfiyetin kullanışlı istismar ve ihanet araç gereci haline getirerek, ayrışarak hiç bir konuda anlaşamayan soyut hurafelerin kulu köleliğine saplanıp kutuplaşmış sürü bağışıklığı güdümlüsü çatışma kültürünü istismar ve bilgi kirliliğiyle baskılayıp yönlendiren dolaşımın her türlü toplumsal bozulmalarına yıkıcı yağmacı soygun sömürü sülükleri yapılanıp yerleşir.
    .
    BİLGiSİ BELGEDE ZERREDEN KÜRREYE ATATÜRKÇESİNE 3
    ….
    Yarattığı yağma yıkımlardan doğma somut sorunların hem esaslı mimarı hem de - her şekil haram gösteriş görgüsüzlük acımasızlık bencillik hırsızlık gasp talan haydut harami kibir kahır zorba kişiliksizliğinin önde gideni oldukları halde - yapay sahte soyut asılsız sorunsal kurtarıcılığına kendilerini dayatıp sosyo kültürel hayatın başına çöküp çullanmanın belası kesilerek, koskolayca sınırsız sorgusuz hak hukuk ve yetki sahibi olmaya dair uyuşturup afyonlayıcı alışkanlık ve afyon külliyatıdır çünkü kişisine özdeş olmayan; ve hayatına kayıtsız ilgisiz alım satım etiketinden her buyrulana eksiksiz hatasız peşin harcayıp tüketmeler bağımlısı insan morgu sanallaştıran BİLGİ Kirliliği.

    Bu saygınlığı ve inanırlığı değerinden dökülüp düşürülerek her şekil adiliği bayağılığı ve aşağılaşmayı içinde barındıran kişiliksizliğe özelleşmiş Bilgi Kirliliği etiket koduyla ve paraya tahvilliliğin istismara aracı yahut ihanet haracı piyasa ve borsaların tüm hayatı etkileyip esir aldığı eğitim inanç itibar ilgi onur liyakat saygı ulaşım barınma beslenme gibi gibi sıraya dizilmiş hizaya getirilmiş sebeplere sanat vesair SİĞOR’ da kimliksizliğin haraç mezatıydı.

    Ürettiği her somut soruna örtbas edip perdeleyen soyut afyon ve uyuşturucu hurafe karanlıklarını örtüp kapatırken, tıpkı edebiyat sanat sinema gibi, Futbol’ a indirilip yağma yıkım ve sömürü piyasasının vazgeçilmezi olarak Sipor’ da ordan bundan nasibini alarak gide gide mafya hükümranlığının hükmedip hakim olduğu haydut harami keyfiyetinin kullanışlı keyfiyetine endüstrileştirildi.
    Çünkü..
    Topluma ait değerleri kendilerine soğutup şekilde dekorda tezgahta görünen ve gösterenlerin buyurduğu veya yönlendirip yönettiği sinsi ve simsarların şartlara durumlara göre kurduğu kararttığı patlattığı ördüğü kısıtladığı gerdiği parlattığı kışkırttığı perdelediği veya bozduğu sosyal siyasal ekonomik ve kültürel harabeye en başta Bilim İlimden yoksun yitirdiği ve yabancılaştığı bütün değerler karşılığının cehalet özenti takıntı gösteriş bağışıklığına şartsız koşulsuz güdümlü ve bağımlı kul kölelerini eğilir bükülür kullanır harcarlar.
    ..
    BİLGiSİ BELGEDE ZERREDEN KÜRRREYE ATATÜRKÇESİNE 4

    Düzeni ilmi sanatı hüneri becerisi karakteri kimliği alışkanlığı aklı fikri bozulduktan sonra altın da bir, mülk de bir, pul da bir, para da bir, demir de bir naylon da birdir.
    Çünkü insanına onurda kişilikte karakterde akılda fikirde ve BİLGİ birikimlerinde özdeş değilse her şey erir çürür harcanır tükenir, hayatı ve yaşamını yükümlü kılan buradaki somut dünya sorumluluklarını ilgisini iletişimini aklını fikrini sorgulamasını gerektiren kendisiyle özdeş emek zahmetlerini terkederek haydut haramilerin kul ve kökeliğe bağımlı kıldıkları soyut kifayetsiz hır gür çelişki tapınma adanma kapışma çekişme ve nizahlaşmalarla “ ben sizin her yetkide ilahınız her hakta ve hukukta her yapıp işlediğin kutsal sayılması zorunlu yargıdız sorgusuz tanrısal kudretlisiz ‘ bağıra çağıra haykırıp kükreyenlerin oyalayıp avutan yağma yıkım keyfiyetine terkederken, zaten bildiklerini de unutan düşkünler topluluğuydu.

    Böylece her harama vurguna dönük her değerden düşürülerek ihtiyaç gören yağma yıkım istismar aracı, inançtan kültüre varıncaya kadar özü içeriği boşaltılmış soyut sanal vitrin süsü işlevi görmeye devletten toplumdan insandan ve kimlikten daha iri büyük ve vazgeçilmez hale şişirilip büyütülerek,popüler sanalda her bahaneye kutuplaşarak sürekli soyut hurafelere çatışan toplumsuz kimliksiz devletsizliğin aciz zavallısı konumuna kayıt yaptırtıldı. Ardından somut hayatını ayarlı dizilerin gerilim şiddet bunalım fahiş furya ve pisiko manyaklığı dayatıp aşılayan özenti toplumunu sürükledikleri boşlukta ve çukurda, Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe… gibi hibilerin de suç pay cürüm saldırı bağırtı gürültü hisse borsa ve dosya kabarıklıkları vardı.
    BİLGiSİ BELGEDE ZERREDEN KÜRREYE ATATÜRKÇESİNE 5

    Bilimle danışıp bilimin ilimi sanatıyla konuşanlar ortak hayatı tüm değerleriyle kolaylaştırıp güvende istikrarda huzurda ve dengede tutan toplumun insanlığın ve hayatın ihtiyaç duyduğu oranda keşif buluş icat araştırma katkılarıyla demirin taşın toprağın tıbbın teknolojinin kime ne zaman ne zenginlikle dilini kimyasını damarını huyunu sicilini anladığı ve konuştururduğu sağlam adil ve sağlıklı iletişim devamlılığını sağlar. Olmayan ve yapamayansa kara cahilliğin her türlü zavallılık ve acziyet dayattığı intihar sarmalında hurafelerin kişiyi kendinden soğutan yetersizlik değersizlik ve yenilmişlik duygularını körükleyip yozlaştırtıcı ve özgür anlayış cesaret bilgi irade sahibi insanlığını işlevsiz kılıcı abuk subuk kısır döngü saplantılarıyla gün öldürerek, kurgulayıp buyuran itaatliliğin her konuda uyumlu ayarlı koşulsuz kulu kölesi olurlar.

    Ve tüm bu sorun sarmal diyet illet güzergahında tarihin yeri, dünyanın dönüşü dolaşımı ve toplumların gidiş geliş hattı yoku aklı fikri onuru bilinci belleği değişmeyenler gerçeğiyle, her şeyin parametrik alan satanlar borsasında insanlık dahil alım satım tezgahına konduğunda kokuşan çürüyen yozlaşan alçalan değişen değersizliğinin en ince ayrıntılarıyla farkına vardığı, gördüğü, yorduğu, deneyimleyip gözlediği lle de HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİM’ dir … özetini tarttığı ölçtüğü dediği inandığı ve karara bağladığı… Var olanların üstüne onur itibar cesaret özgürlük vicdan ve özgüven sahibi insanlığını koydukça hiç bir şartta ölmez eskimez bitmez azalmaz tükenmez değerin kişisine saygın BİLGİ’ den geçtiğini tembihleyip söylüyordu yürekten armağan ettiği Türkiye Cumhuriyetiyle özdeş sevgili ATATÜRK.
    ..
    BİLGiSİ BELGEDE ZERREDEN KÜRREYE ATATÜRKÇESİNE 6

    Böylece Osmanlı’ yı kin güdümlü öç alımlı katillikle ve İngiliz ortaklığıyla yağmalayıp yıkan petrokimya ARAP banka ve bonservisliğine satılık işler güçler için tahvil Futbol özetli Sipor ve camia, dövize dolara çalım yiyen sert alçalış ve düşüşlerden sonra tüm bunların böyle olduğu gerçeğini, ancak Fener- Galatasaray yurt dışı sürgünlüğünden anlamış bilmiş gibi sanki…
    Vatan bildiği toprağı için can verip toprağa düşen sıvasız evlerin şehit çocukların ruhu şad ....
    Toprak sahada gün boyu aşkına tutkusuna top koşturarak doyumsuz sevince, toplumsal aidiyeti kopmaz ölmez kardeşliğe,hem kimlikte hem kişilikte mutluluk hissesi paylaşan çocukluğa bin selam olsun.

    Seyfi Karaca… Aralık/ 23

  • tımarhane duvarı11.11.2023 - 14:41

    ..
    BUHURDANLIKTAN BARDAĞA BİR DEMLİK SÜRSEFA

    Olmak istediğin kişidir kendin
    Şahsen gitmek bulunmak varmak ve yaşamak istediğin yerdir en doğrusu evin barkın adresi
    Arayıp sormakta hatır gönül huzur sükunet dost seyir sefa seyran yar diyardan yana
    Bir demlikte anlıyor musın…?
    Bir demlikte
    Aşk ateşiyle ocağı kibriti çıralanmış buğusu üstünde tüten kahvenin kırk yıl ötelerine kahvenin
    Yürek yangınlığına duman olduğu ve bir demlikte can yakınlığına kurulu sedirdeki
    Buhurdanlıktan bardağa bir demlik çay misali sürsefalara..
    Aracısız kibirsiz ve ayrıcalıksız seni kendinle temsil eden bedellerden gocunup gücenmeksizin
    Bile isteye bir demlikte bütün kayda değer ve kalıcı samimiyetlere ömür yoran zahmetlerin kutlu çabasını
    Omzuna sarıp
    Kalbine koyup
    Aklında ve ahdinde tutarak..
    Götürebildipin kadardır sevgiye saygıya dair gülümsemeyi dilediğin mutluluklar
    Akıl ettiğin kadardır vicdan
    Yüklenebildiğin kadardır sorumluluk özgürlük barış sevgi ve nicesi
    Kendi payına arzedip İsteyebildiğin her neyse başkasının hayatında yer verebillmenin tahammülü talebi ve takdiriyle
    Dünyanın en doğru izi semti yolu meskeni yönü tarafı ve adresi
    Ve hayatın herkesçe itirazsız kabul görür en güvenli hallerine en saygın durumlarıdır
    Süzülmüş damıtılmışlarınntümünü
    Bir demlikte her lokmandan aşka sevgiyi karıştırarak yudum yudum
    Hayatı dirilten
    Güzelliği sağıltan
    Mutluluğu her koşulda her yerde her gün her saat dinç ve diri tutan bir demlikte..
    Özümseyerek yaşamayı önemsiyor ve önceliyorsan üste koyarak artan sevinçlerin onurlu ırgatı
    Özgürlüğün itibarın devran sürdüğü hükümlere harmancısın demektir
    Değilse sağlam bildiğin bütün şifreli şifresiz hesaplardan devrilip düşerek
    İflasın eşeğini tüm köşeli kıvrımlara büküp bağlayan kirli paslı makaslar arasındasın demektir
    Sapkınlardasın demektir
    Kuyulardasın demektir
    Çatal kıskaçlardasın demektir kör dilsiz ve zindan…
    Meğerse morg bir tesellide malım mülküm var diyenlerin kokuşmuş çürümüş köhnelerinde
    Yeryüzünü gök yüzüne bağlayan her zerreyi yaşanılması imkansızlardan bilip sayan
    Ölümün kayıt tuttuğu yüksek faturalı hücrelerde yığınlaşmaya depolayarak
    Çirkefliğe delil
    Ecele müşteri
    Doyumsuzluğa aç
    Pintilerin daniskası
    Cimrilerin kıyassız gözdesi
    Ve açgözlülüklerin tabutunu ömrüne süsleyip yakıştıran sürüncemelere harapsın
    Bitiksin
    Yitiksin
    Aksi halde ve takdirde dengesini bozmuş aklını yitirmiş vicdanından kendini çürüğe çıkarmış
    Haller durumlarda yediğin içtiğin kimyasal kusuntusu ve boğazından geçmeyen köpük..
    Hep topu gördüğün yaşadığınsa dirliksiz artıklardan gerilim bunalım döküntüleri toplayan
    Ele ayağa düşmüşlüğün zehir zıkkım soykası ve rezil rüsva sadakacılığıdır

    Seyfi Karaca…. Kasım/23

  • tımarhane duvarı11.11.2023 - 14:37

    MEĞERSE ESİP GEÇEN SAM YELİDİR HAYAT

    Telgrafsız çığlıksız esip geçen
    Aslında fırtınaları kopmuş dökülmüş ekim biçim harmanıdır hayat
    Oylum büklüm suya ışığa rüzgara toprağa inişli yokuşlu göç kervanları katarak
    Varacağı yere fersah fellik gündüzü bitiren, gecelerin sabahına her adım başı silbaştan
    Bir solukluk nefestir ve bir alış veriş, her nefeste tartısı terazisi ırgatlğın değer bilen kıymetli ömrüne
    Titizlik ister
    Bakım ister
    Özen ister
    Güven ister
    Dürüstlük ister
    Vicdan ister
    İlgi ister
    Sorumluluk ister
    Merak ister
    Muhabbet ister
    Samimiyet ister
    Seyir ister
    Seyran ister…
    İnanılır güvenilir sevgi saygı aşk ve kişilik karakter ehli insan ister ki..
    Kötelenmiş bir bumerangın sahibine bükülüp giden ve dönen silbaştan muhasebesidir hayat
    Sen kendinde beni görüyorsun diyen aynaların tembihi telkini takdiriyledir meram muhabbet ve mutluluk
    Mutluluk demişken…
    Öyle ki aslında doğduğu ilk günle beraber herkese hak herkese helal herkese reva..
    Çerçevesi kalıbı olmayan huzurun ve dirliğin karşılıklı ilişki kaynağıyla beslenen geçim kapısıdır hayat
    Çünkü hergün güneşle doğar dünya, dünya her gün ay ışığına sığındığı ve dağlara yaslandığı
    Gelinciklerle güvercinlerle insanla ve toprakla iklimden iklime bağ bahçe olan kirmenlerde döner dolaşır
    Bir billur pınarlar çeşmesidir hayat bazan durulur bazan bulanır
    Ve bir bağrı yanıklığın süren savuran sam yeli esmeleridir künyesi yar diyarına
    Mumlu mühürlü mektuptur meramı aşk aşk semtinin sevgili koynuna ve kucağına
    Ne kadar varsa beyaz,
    O kadardır siyah…
    Ne kadardırsa kor hasretin sonsuz özlemlerle buğulanıp tüten dem ve devranı
    O kadardır günün payına düşendir ışık su rüzgar ve toprak
    Her lokmasında serili kurulu hayatsa eğer yarına sözlenerek şimdi hemen şurdaki dünya,
    Her nefeste ferahlığı doyumsuz bir ömre değsin yarasın diye yudum yudum
    İçiyor kanıyor soluklanıyorum işte bir dem bir damla şarabı aşktan
    Ve mülkü meramı külliyen sevdadan

    Seyfi Karaca….. Ekim/23

  • tımarhane duvarı11.11.2023 - 14:33


    DÜNYA KÜTÜĞÜNDE EFSANE YAZANDAN
    ….
    Dünya kitabında kayda değer
    Yıkılmaz silinmez kütüğü künyesi ve sicili yazılı olandan
    kızılkaya,alacadağ,kavakpınarı,çatak, dodurga,edremit,torbalı, kırkağaç, tire, söke, yoncalı, haymana, salihli, kumluca, bahçedere, susuzören,çal, esme, gediz,kula,göçek, çukurincir..
    Poyrazdamları, nergiz,ören, akyaka, elmalı,kınık,beldibi, kasaba, dalyan, serik, kundu,seydişehir, viranşehir, beyşehir,karkın,ermenek,ereğli, mut, ayrancı,ulukışla,çamardı,çamlıyayla,başakpınar, yeşilhisar, yahyalı, sızır, çandır, çayıralan, turhal, yeşilyurt, akbelen, erbaa,kavak, vezirköprü, bafra,suluova, merzifon,kazankaya, iskilip ,osmancık,boyabat, taşköprü, sarıkum, ovacık,kuzkaya, pınarbaşı, bartın, ereğli,gerede,kaynaşlı, şile, sapanca, gölyaka,derince, alaçam, çakıl, erdek, gemlik,belek,aydıncık, gülnar,erdemli,değirmendere,tarsus,sikifke, yenice,pozantı,aladağ, afşin, tufanbeyli , altınyayla,yıldızeli,niksar, görele,aybastı,bulancak, şebinhisar, imranlı,araklı,ünye,mesudiye, kozan, şiran, erzin, yarpuz, kırıkhan,elbeyli, siverek , oğuzeli, elbistan, nizip,narlı ergani, halfeti, derik, tercan,ılıcalar, arpalı,ardeşen,hopa,ovacık, arapgir, akmeşe , divriğ, hekimhan, bozova, silvan,kozluk, dumlu, ispir, pasinler, tekman, şavşat ,çıldır, arpaçay, oltu, kağızman,bulanık,karlıova, horasan, gürpınar, çaldıran, doğansu, erzin, divriğ, kozaklı, hayrabolu, evreşe, kırıkhan, kozan, erciş, doğubeyazıt, gülveren….
    Şiir gibisin be mübarek
    Dilde yar aşkta diyar gözde gönülde ülkeler incisi nazlı belde sevgili yurdum
    Bütün saklı sırların senden seslenip konuştukça huzur veren kaynaklara çağlayıp çoştuğu
    İllere yollara dağlara derelere toprak toprak
    Güneşin koynundan bir kucakta, bir duvar dibinde bahar çiçekleriyle yaz bahçelerine
    Birbirine sokakları açılan kapıların dünya semtinde ve ağaç gölgesinde güz dalları portakal nar
    Tohumlanmış her bir sevincin ismi cismine yakışan çağrılarda dengini ve değerini bulduğu
    Tutkuya mahal tükenmez bağlılığın güven verici aidiyetine sonsuzluğun komşusu
    Ve emsalsiz efsanelerin şiiiri gibisin be mübarek, senden konuştukça insanın içini açan
    Yüreğini ısıtan
    Kederiyle dertleşen
    Mutluluğuyla kaynaşanHayallerin gerçek rüyası özlemlerin doyumsuz sılası kavuşmaların ile nihayet toprağı
    Sevdalısına delisine şiir gibisin be mübarek…
    Dünya defterinde emsaline efsane yazan
    Şiir …

    Seyfi Karaca….. Kasım/23

  • tımarhane duvarı23.10.2023 - 15:03


    YOLCU YOLUNA

    Hangi dağı hangi bağa
    Yükleyip saran tanıklığında yeryüzü gökyüzüne emanetse madem
    Toprak edip sevgi tohumlarını aşk harmanında elekten kalburdan savurmaya
    Yarası derde derman olanlardan bahar giyinip çiçek süsleniyorsa güzelliğin bedelidir
    Yöresiyle
    Töresiyle
    Sırrını yazan kitabın sözleşme tarihi sonsuzlukla doğum günlerini kutlayan
    Bundandır ki bakraçtaki süt serildiği sofralarda tükenir
    Perdedeki oyun sahnesi değiştiğinde yorulur yenisine can çekişir
    Penceredeki rüzgar, buluttaki yağmur, topraktaki güneş, kapıdaki sessizlik
    Uykusundan uyanınca taşla demirle yüzleşen hayaller gibidir
    Herkes bir alem kendi içinden gelip geçenlerle konuşurcasına ordan buraya
    Burdan her yere veya hiç…
    Herkes bir yol
    Her yolculuk dünya, bir kervan
    Her kervan bir yolculuktur
    Eğer ziyareti kendi üzerine değilse külliyen de zarardadır , toprakta ekmek, muslukta çeşmeler kurur tükenir
    Kervan yola
    Yol yolcusuna
    Aşk insana
    İnsansa hiç…

    Seyfi Karaca….. Ekim /23

  • tımarhane duvarı23.10.2023 - 15:01

    ……
    TAVSiYE MEKTUBU

    Güneşin kumaşından giyinmiş
    Yağmurla eğleşip rüzgarla koklaşan hayatın yollar üstü muhabbetiyle
    Yel eser yol gider insan eskir han yıkılır
    Değiştikçe iklim mevsim
    Bir eli kestane toplayan bir hali eski baharlarla evinde oturup bekleyen demden devrandan
    Çaya bugusu sinmiş efkarlara saki sunarak
    Sönmüş küllere odun kayarcasına hozan bağların yalandan bekçiliğini avutan
    Ve obası olmayan sarp dağlarda davara gidecek çoban aramakla tükenmişse nefes
    Durmuşsa saat
    Okunmuşsa kütükten kundaktan künyede yazılı tavsiye mektubu
    Sararmış solmuşsa çığlığı sessizliğin kovuklarında susup sönen yankının
    Vardan yoktan doğruyu eğriye eğriyi hurdaya eğirip büken çelişkileriyle belası gani, fenası çok…
    Herkesin boş ve yalnız bulduğu her kapıya çark edip tokmak silkeleyen sobesidir
    Bayır yokuş yerinden yurdundan sökülerek kol kanatları kırık, arızaları tam teşekküllü uzakların mahali
    İplikçi iğneci boncukçu klarnetçi postacı mobilyacı galerici camcı yorgun baygın herkes
    Dünya göçünü hediyelik eşyalar listesine sarıp vitrindeki yürürlüğe koyduğu
    Olmayınca olmuyor işte geçen giden gün sende bende
    Yok dedik ya…
    Bazan kıvrım kıvrım…
    Kimsenin görüp bilmediği kenardan kıyıdan çığ koparan sökünlere yuvarlanarak
    Bazan körükler vurarak varildeki yangına kendi kendisiyle kumara tutuşan
    Ucu bucağı belirsiz dik çıkışlı bir merdivenin tırmandığı duvarların gördüğü denizlerde
    Tüm hayatını uzaklara götürmek için gecesini gündüze katarak yutkunup can çekişen
    Burkulmuş incinmiş sızılar güzergahı sırasında kuyudaki çığlıklar gibi ağıtlarını dışa vuran
    veya sancısı hiç geçmeyen şeylerin tümüdür doğranmış lokmalardan ağulu çiğnemler dürümleyen
    Derdi kederle, acıyı zulümle defter deftere
    Mezarlıkta yitirdiği hayatını arayan sessiz suskun haller durumlar ve akıbetlerin kabalasına tüccar
    Darlık yokluk kırpık kesik çevrimler kıskacındasındır tüy hafifliği yahut köpük zerrecikleri bile Ağırlığını sürükleyip taşıyamayacağı ömrün sırtına yaşanmazlarla ören donatan yükün
    Bazan bolluk sağlık dirlik rahat mut huzur ve güven toprağında yerli yerindesindir.
    Herşeyin kaynagindan doya kana içe sinesinden
    Aşk ile oynaşır güzelliklerle sevişiyorsundur ve bazan…
    Sündürdükçe söküldüğü yerden kopuşlara doğru uzayan meselerin boyuna posuna
    Kısa ölçekli halkalar öyküler kesitler takarak
    Nasıl ki insan…
    Ay boncukları yağmur kolyeleri ve güneş damlaları gibi gibi uzak yıldızlardan
    Kendini seyre dalarcasına hepten tümden sosyal varlık olduğunu
    Ve etrafsız toplumsuz yaşamasının asla mümkün olmayacağını
    Aidiyet bağını iletişim kaynağını asosyal viranlara haşat ve harap ederek
    Kökten temelden sevgisini toprağını Işıklarını karanlığın örtüp kapattığı yalnızlığa tamamlayıp
    Eksik gedikte kalan sefil seyirlerin azap öğünleriyle zindanlaşırsa eğer
    Her kişiyi bitirip söndüren küslük dargınlık boğumlarının hücrelerine yerleşip sindirdiği
    Çölerden çoraklardan yalnızlık ve cinnet kabukları bağlayan yıkıntılara kapanıp gömüldükçe
    Kıran kırana kendi kendini imhaya gider akıbet

    Seyfi Karaca…. Ekim/23

  • tımarhane duvarı09.10.2023 - 12:35

    ….
    YAŞARKENE DÜNYAYI
    ….
    Üzülüp koparak
    Yanaktan yüze sökülüp dökülürken
    Divanda dizde avuçlar dolusu ağıtlar çalıp yakmanın ne zamanı ne devresi ne de sırasıdır
    Koyulaşan rengini boyundan küçük işlere bezendikçe karma karışık siyah beyaz
    İllaki derde derman olacaksa moral mut umut baris saygi sevgi için
    Ne en iyiye
    Ne herşeyin en kötüsüne
    Korkular endişeler kaygılar kuşkular kayıtsızlığında dolup boşalanlardan kol kürek
    Aktarıp döndermelerin körükleyici kundakçıları dışında kime ne faydası olsun ki..
    Hele de yeryüzü atıkları ve çöpleri kadar haksız hukuksuzluğa tav talip ve ittifakçıyken insanlık
    Sebep verdiği sonuçlara üstün ve baskın çıkanlarına ne kadar ağzı yüzü bozuk laf etsen
    Torbadaki bütün kelimeler ilk sinir boşalmasında daha üçünü beşini bulmadan bitip tükenecektir
    Defol
    Kaybol
    Bas git
    Yıkıl karşımdan gözüme gözükme gibilerin en nezaketli kibarlarda kaldığı
    Kontrolden çıkmışsa aklın fikrin rot ayarı balansı fireni farları depreji ve dingili
    Kontrolünü kaybetmiş savrulmaların kuyusuna düşer, kendi kendini yiyip bitirmeye şarampolleşir insan
    Bir uçurum enkazının hiç bitmeyen molozunu ve tonozunu
    Silkelendikçe zibilleşir çepe çevre hat ve güzergah
    Oysa çocukluğun gözü gönlü oldum olası ana babalığın insanlığı kökten büyüten pusula seyrindedir
    Sakin nerdeyse sukunetin oralarda bir yerde olduğuna hissedip duyan kanaatle
    Kabaran öfke böylece sahibini kamalayan hançere dönüşecektir besbelli ya…
    Sayıp sövmekle insanın daha çok kendine ağırlık verenlerin luzumsuz yük taşıyıcı hamalı olacağı
    Besbelli ya…
    Gizli fısıltısını saklı niyazını o sebeple, bu yüzden..
    Dizginlerinden tutarak götürecek olan rüzgara dala budağa bir damla sevgiden
    Güzel konuşmalı güzele sevgilim diyor ve inanıyorsa insan , güzel danışmalı
    Güzel ile görüşmeli tanışmalı bazan çamur kar toz buz olsa bille gocuk çorap don gömlek
    Yunsun yukansın
    Hamdolsun ki aşkın dilini konuştuk duyduk iştttik
    Gerçi yanıldık
    Gerçi yandık buyduk üşüdük gerçi yıprandık yorulduysak da
    Uğrumuza kendimizi
    Öğünümüze aşkı kattık,
    Katık ettik huzurun kutlu sevincini mutluluğun payına diyebilmelerin hakkı ve harcıyla
    Ömrünce yaşadığına değer doğum günlerinin

    Seyfi Karaca…… Ekim/23

  • tımarhane duvarı09.10.2023 - 12:31


    İNCİRSİN DESENE
    ….
    İzmir deyince incir geliyor aklıma fikrime
    Öyle böyle değil, incir…
    Nedeni niyesi kendime bile sırrı saklı ne bileyim niçindir nedendir
    İzmir deyince üstü açık bir kamyon ve sağlamından poyrazlanmış rüzgar
    Bağrı yakası hepten yırtılmış mintan gömleğinin mavi rengine tüm gelmiş geçmiş zamanları giyerek
    Güvertesi gemisi olmayan fırtınalara tutunarak aşk nereeee ben oralara firari fora
    İliklerine kadar yemekle bitmeyen doyumsuz iştahın kışkırtıp azdırdığı, izmir deyince
    Güzel kızlar geliyor aklıma İzmir deyince
    Güzel bağlar bahçeler
    Ve suyun o yakası
    Bu yakası
    Öteki yakası
    Karşı yakası…
    Çakarlı damperli araçların istop edip anahtar teslimatını kumbarasız deposuz kenara koyduğu
    İncir deyince çekirdeklerine kadar bal kuyusuna sarkan toprağından dalından
    İzmir deyince aklıma kaparasız sözleşmesiz kefilsiz fındık kıran fıstık çerezlenen
    Yarim ferahnaz yosmam güzel saz piyesiyle ,
    Güzel kızlar
    Güzel aşklar
    Orası burası güzel alnından öpülesi incirsin desene, ki…
    Dill dudağı dilber iskele rampaları ve vapur kaçamakları geliyor aklıma
    İnciri kendine emsal, aşka sandal kayık İzmirsin dedense….

    Seyfi Karaca…Ekim/23

  • tımarhane duvarı08.10.2023 - 16:34


    BİR SOĞUK GÖLGE ve BİR SURETİ HAYALDEN İBARET
    ….

    Demek oluyor ki,
    Bal yiyen baldan da..
    Toprak hattında şarteli inik sağı solu belli olmayan burgaçlı gerilimlere hususiyeti mahsus
    Yanlış bağlantıların kablosu pirizi alıştıkça başkalaşan çarpılmalarla evli barklığa çorak çıktığı
    insanını her ayrıntıda kendi hortlak molozuna benzetmesi kaçınılmaz ve kesindir
    Yollar kurulur bozulur amenna lakin..
    Dirayetin dayanıklığın ilmim iraden yoksa bıraktın mı hiç ummadığın çukurlara düşüyorsundur
    Asıldın mı bilinmedik boşluklara sökülüp kopuyorsundur
    Ve bir kere sökülüp koptunmuydu doyurup besleyen ölümün gıdasına zıkkımına zehrine avunup aldanan
    Hiç anlayıp bilmiyorsundur bile asıl neydi, esas neresi, sahte hangisi, yalan dümen kim..
    Formatlanmış ölçülerin gerçek insan varlığını kendisiyle tanımlamayan kokuşmuş kalıplardaki
    Alıştıkça yanıltan her yokluğu varmış gibi algılayıp kabullenerek
    Yılgın yorgunlara bezmiş usanmış poz ve piyasa dayatmalarını ısrarla ve inatla
    Aşırı koruyuculuğun seni sana rehin alan her çeşit kusursuz hatasızlığı tapınaklaştırdığı kurdan kulvardan
    İyilik güzellik bahanesi adına yolunu ilkesini azıp sapıtmış mükemmellik morguna buzullaşarak
    Kendinden rol çalan hayatı sönük ur kitlesi vitrininde birikinti artığı ve kalıntı çöplüğüdür
    Demek okuyorsun ki, ilkesi iradesi olmayan hayatın mülk sahibiysen yürürlükteki morga
    Öte berisiyle beraber çıfıt kadavrası yıkıntılar fosili ve murdar kalıntısı olmaya mahkumsındur
    Hiç sektirmez şaşmaz mahvoluşun itildikçe aralanan aciz viran muhtaç ve sığıntılar yükünü
    Sefil surette eğri büğrü şirincelik dişirip toplayan sürgün kapılarına rezil rüsva ederek
    Kıyamet gününü kendi intiharıyla süsleyip donatan kargaşa noktasıdır dünya bildiğin trafik
    …. Çünkü hangi niyetlerle yola çıkarsa çıksın hiç bir şey yoktur ki
    Her zahmeti zor dayanma gücünün bittiği kırılgan bir yerde darmadağın çürüyüp çökmesin
    Ancak tek şarta yerin dibine toprak olup cesedini çiğnetmeye ölüp gitmek kadar
    İntihar peşinde kıyamet ekip biçen azap diyetini yutkunup sindirmeye rıza gösterip razı gelerek
    Ve belasına derdine bulaştıkça çığ gibi büyümelerin ipe sapa gelmez yumağını öre işleye
    Ölüp kendinden kurtulmakla ancak bıraktığı dünya boşluğunu yitik kayıp dosyalarla ödeşmeye
    Bütün küskünlüklerin örülü duvarları geçimsiz kapıları gidilmez yöreleri ve aşılmaz dağlarını
    Esen yellerden sorarak can acısının yakıp körüklediği hasret kokusunda yol gözleyip bekleşen
    Yetmişinden sonra hele bir daha bir başkadır dünya gününü huzurun armağanını sihhate sağlığa diyerek
    Ecel garında bembeyaz mendillerin kendiliğinden sallandığı kimi sarmaş dolaş yıkık yoksun
    Kimi derdi dertle avutmanın sahibi kimi yalnızlığyla muhabbete keyfe kederler sarmalıyla
    Paranın mülkün karşılayamayacağı kutsal değerliliktedir çünkü ilkesi sıfatı doğal dengelerden olup bitme insan ve insanlık
    Demek oluyor ki böylece bu yollarda bal yiyen baldan da zehirlenir bıkar bezer usanır mı usanır…
    Demek oluyorsun ki,
    Olsun da sevgi dilinden
    Olsun da itibarı saygıdan
    Olsun da sıfırla başlayan her şeyi sıfıra bitirip tüketerek aklına fikrine hayaline koyup giderken dünyayı
    Ölecekse insan iki dudağının arasında aşkın
    Koynunda kucağında bir piyeslik hayal perdesidir sonsuzluğa miras devran döngüsü fani
    Demek oluyorsun ki, bir yol bir han aralığında ölsem de gitmen sandığın misafirlikte
    Konar göçerliğin kervan katarında bir gölge ve bir sureti hayalden ibaretsin

    Seyfi Karaca…. Ekim/23

  • tımarhane duvarı04.10.2023 - 19:57


    DIYESiM GELENE
    ….
    Ne süslü sandiklarda ziyneti kilitli haciz malidir dün, ne desinler görsünler aklina iflas tezgahindaki ispata kanita muhtac insanlik mirasidir bugünden tezi yok yarin. INSAN ki…..doymusluk kanmislik yetinmeleriyle aklinin hududunu, yasamanin maksadini, varliginin anlamini degerini ve karsiligini bilip NEDENSELLIK iliskisiyle her bir fedakarliga örüp isleyip dokumadikca…her zahmet hacizdir. Her niyet maksatsa iflasin kacinilmazligina yilip yalpalayan yaltaklanan güdüklenen ve her degisim dönüsümü biriken dert sorun fesatlik fitnelik görgüsüzlük karinsizlik karamsarlik güvensizlik istikrarsizlik ve inancsizlik süpesi kuskusuyla bogulup tikandigi cöplüklere alcalip kücülmelerin sahte, soyut, samimiyetsiz, kaypak kisiliksiz ve karaktersizligine yuvalanip hücrelenisini ve ucurumunu derinlestirir. KI böylesi tükenis, sesi rengi tavri tutumu davranisi duyarliligi ve kumasi kendini temsil etmeyen ve insandan olmayan zir zibil igretisi ve igrentisidir.
    Bu bir ikindi kahvesiydi, her söze gönül doyuran selamlasmayi yudumladikca, hatirda hatiradaki herseye ve herkese bu baglamda sevgiyle doyun saglicakla kalin diyesi gelense eger, dogduguna hiic pisman degildir cisiltilerde büyüyen akarsu, günes damlalarinda büyüyen dag bayir tarla ve toprak, hele de yalansiz yapmaciksiz tartan ve tasiyan degerlerin kiymetlisine insan, ne ziyadedir ne noksanda, herkes bizzat kendi kendine.

    Seyfi