Gerçekleşmeyen düşlerimiz , aklımızın bir köşesinde sürekli duran, unutamadığımız ve de ruhumuzun hiç kapanmayacak olan derin yaralarıdır.. Kayıp düşler, aslında yaşamın bize sunduğu değil, bizim cesaret edemediğimiz ya da gerçekleştirmeyi beceremediğimiz ihtimaller yumağıdır… Ama giden gitmiş, biten bitmiştir artık. Onlara takılıp kalmak yerine enerji – zaman- yetenek üçlüsünü yeni hedeflere ve yeni düşleri de kaybetmemeye yönlendirmek lazım gelir :)
Mizah, ince bir zeka ürünü ise oo bravo dedirtir. Hele de tam da taşı gediğine koyan türdense güldürür, Güldürürken de düşündürür. Ama sululuk ve bayağılıktan öte gidemeyen şakalar, mizah diye yutturulmaya çalışılırsa itici gelir ve kabul görmez. Ez cümle, mizah şaka kaldırmayacak kadar ciddi bir iştir ve herkesin harcı değildir :)
İnsan, tüm bu dönüşümlerin ortasında, kendi iç sesini duymayı öğrendi… Her kayıpta biraz daha derinleşir, her yeniden başlamada biraz daha sadeleşti.. Güzellik, artık dışarıda değil, içerideydi. Ve belki de en büyük çare, o güzelliği fark edebilmekteydi.
İnsanın hayattan beklentileri , amaçları , istedikleri çoğu zaman bir türlü 'denk düşülemeyen' İETT otobüs gibidir… bazen bir durakta bekler durur da , o otübüs bir türlü gelmez. bazen durağa yetiştiği anda o otobüs hareket eder de öylece bakakalır arkasından…
ŞEYTAN ! azapta gerek…
Gönlüm uçmak dilerken semavî ülkelere;
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere...
Gerçekleşmeyen düşlerimiz , aklımızın bir köşesinde sürekli duran,
unutamadığımız ve de ruhumuzun hiç kapanmayacak olan derin yaralarıdır..
Kayıp düşler, aslında yaşamın bize sunduğu değil, bizim cesaret edemediğimiz ya da
gerçekleştirmeyi beceremediğimiz ihtimaller yumağıdır…
Ama giden gitmiş, biten bitmiştir artık.
Onlara takılıp kalmak yerine enerji – zaman- yetenek üçlüsünü yeni hedeflere ve yeni düşleri de
kaybetmemeye yönlendirmek lazım gelir :)
Mizah, ince bir zeka ürünü ise oo bravo dedirtir.
Hele de tam da taşı gediğine koyan türdense güldürür,
Güldürürken de düşündürür.
Ama sululuk ve bayağılıktan öte gidemeyen şakalar, mizah diye yutturulmaya çalışılırsa
itici gelir ve kabul görmez.
Ez cümle, mizah şaka kaldırmayacak kadar ciddi bir iştir ve herkesin harcı değildir :)
konusu ve nedeni insan olan,
hiç bir şey şaşırtmıyor artık beni...
mutlu olmayı yarına bırakmak,
karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer..
ve bilirsin,
o nehir asla durmaz.
İnsan, tüm bu dönüşümlerin ortasında, kendi iç sesini duymayı öğrendi…
Her kayıpta biraz daha derinleşir, her yeniden başlamada biraz daha sadeleşti..
Güzellik, artık dışarıda değil, içerideydi.
Ve belki de en büyük çare, o güzelliği fark edebilmekteydi.
çirkin nasıl güzelin içinde varsa,
güzel de çirkinin içinde
vardır...
hayat ,
bu saçmalığa varan muazzam
çelişkinin içine gömülmüştür
bana bir hikaye anlat dedi adam hevesle
söyleyecek hiçbir şey bulamıyordu kadın
hikaye sensin...
dedi, sustu..
İnsanın hayattan beklentileri , amaçları , istedikleri çoğu zaman bir türlü
'denk düşülemeyen' İETT otobüs gibidir…
bazen bir durakta bekler durur da , o otübüs bir türlü gelmez.
bazen durağa yetiştiği anda o otobüs hareket eder de öylece bakakalır arkasından…