Kültür Sanat Edebiyat Şiir

sefiller sizce ne demek, sefiller size neyi çağrıştırıyor?

sefiller terimi Gregor Samsa tarafından 08.01.2004 tarihinde eklendi

  • Seyran Begüm Önler
    Seyran Begüm Önler21.01.2010 - 19:10

    4 ciltten oluşmuş bu eser victor hugo'nun şimdilik okuduğum ilk eseri ama her cildini her sayfasını nefes nefese okudum. baş kahraman jean valjean romanboyunca kendine öylesine bağlıyor ki elinizden bırakamıyorsunuz. ayrıca kitapta waterloo savaşı da dahil olmak üzere yer yer tarih bilgisi de veriliyor. tıpkı türk edebiyatı tanzimat döneminde olduğu gibi bu eserde de yazar sık sık düşünce akışını kesip okuyucuya bilgi veriyor ve bu da ayrıı bir tat veriyor bana göre.

    'insan ruhla okşanır
    hiç bir şey görülmez
    ama tapınıldığı sezilir
    bu bir karanlıklar cennetidir.'

  • Emrah Kağan
    Emrah Kağan04.01.2008 - 13:40

    Victor teklif etseydi seve seve rol alabileceğim kitap...
    Hatta üstüne para verirdim ama sefilde para ne gezer? ? ?
    :D

  • Özgür Köktürk
    Özgür Köktürk05.03.2007 - 15:44

    Dünya edebiyatının baş yapıtı...

  • Zeynep Sade
    Zeynep Sade04.02.2006 - 01:11

    gecenin karanlığından korktuğum halde bırakamadığım kitap,şu an masamın üstündesf 403 te kaldım
    ama yatmak zorundayım yarın bitircm seni jan valjan,javer,kozete,maryüs,gavroş v.s

  • Ayşe Sadiye Doymuş
    Ayşe Sadiye Doymuş25.12.2005 - 20:56

    harika bi kitap. herkes javert olabilir. ama jan valjan olmakta iş.

  • Pheta Sl
    Pheta Sl14.12.2005 - 14:32

    Günümüz insanının mutlaka okuması ve ibret alması gereken bir eser.
    Toplumun alnına vurduğu'suçlu''hapishane mahkumu'damgasına rağmen iyilik yapmaktan vazgeçmeyen.kendi evladı bile olmayan bir kız çocuğunu koruyan yetiştiren,onun uğruna bir genci parisin tehlikeli kanallarında sırtında taşıyan,hayatını kurtaran,yinede şunu yaptım bunu yaptım demeyecek kadar yüce gönüllü olmasını bilen bir adamın etkileyici hayat hikayesi.
    'topluma veya bireye iyilik yaparken illa karşılık beklememeliyiz'
    Bunu bir kürek mahkumundan daha iyi şekilde idrak edebilmemiz lazım değilmi?

  • Kıymet Köybaşı
    Kıymet Köybaşı30.10.2005 - 20:07

    BİZ

  • Berna Sırlan
    Berna Sırlan07.06.2005 - 15:03

    Abartıldığı kadar iyi bir kitap olduğunu düşünmüyorum.Şahsım adına ondan çok daha iyi kitaplar okudum.Ve çeviri yapılan kitapların duyguları çok iyi yansıtabildiğine inanmıyorum.

  • Seu Kuyt
    Seu Kuyt16.02.2004 - 11:32

    Victor Hugo'dan okduğum ikinci kitapti, 1600 sayfaya yakın olmasına rağmen çok kısa bir sürede bitirmiştim.Kitabı kütüphaneden aldığı için sevdiğim, beni kendimden geçiren yerleri çizemediğimden onları bir kağıda not etmiştim.Daha sonra o sayfaların fotokopisi çektirdiğim zaman fotokopicinin dediği gibi'...bir kitap daha çıktı :)) '...
    sonra onlari gözden geçiremedim, hala bir dosyanın içinde öylece duruyorlar...

  • Selin Sonsuz
    Selin Sonsuz11.01.2004 - 14:16

    19.yy Paris’inden insan manzaraları; “Sefiller”

    “Sefiller” romanı, roman kahramanları; kürek mahkumu Jan Valjean ve polis müfettişi Javert arasında sürüp giden bir kovalamacanın hikayesi üzerine kuruludur. Jan Valjean, yoksul bir köylüdür, ailesini doyurmak amacıyla çaldığı –yalnızca- bir somun ekmekten dolayı kürek cezasına çarptırılmış, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunduğundan cezası katlanmış ve on dokuz senelik hapisten sonra inançlarını yitirmiş, topluma öfke ve kin duyarak tahliye olmuştur. Sefil bir halde geldiği “D” kasabasında, kasabanın piskoposundan gördüğü iyilikle aydınlanır ruhu.

    Hayata ahlak ve fazilet sahibi iyiliksever bir insan olarak yeniden başlayan Valjean, Fransa’nın kuzeyinde ucuz mücevher imalatçılığı yaparak yaşamaktadır şimdi; geçmişini gizlemiş, zenginleşmiş ve herkesin sevgisini kazanıp kasabanın belediye başkanı olmuştur. Valjean’ın gizlediği geçmişten şüphelenen detektif Javert, araştırmaya koyulur ve “D” kasabasındaki hırsızlık olayına kadar ulaşır. Oysa, isim benzerliğinden, bir başkası Jan Valjean’ın yerine tutuklanmış, mesele kapanmıştır. Ne var ki Valjean’ın ahlakı, kendi yerine bir başkasının hapsedilmesine izin vermez. Teslim olur ve yeniden küreğe gönderilir.

    Aradan bir kaç yıl geçtikten sonra bir kez daha kaçmayı başaran Valjean, teslim olmadan önce sakladığı –namusuyla kazanılmış- paralarını alır, eski bir fahişe olan Fantiana’nın kızı Cosette’i bulur ve bir manastırda bahçıvan olarak çalışmaya başlar. Evlat edindiği Cosette ise rahibe okuluna gitmektedir. Müfettiş Javert’ten kurtulmuş gibidir Jan Valjean.

    Bu sakin hayat, Cosette’in genç ve güzel bir genç kız olmasıyla değişir. Babası Napolyon ordusunda subaylık yapmış bir delikanlı; Marius’a aşık olmuştur Colette. Zengin dedesi tarafından büyütülen Marius, 1832’de isyan eden sosyalistlerin safındadır. Her zaman haklıdan yana olan Jan Valjean da öyle. Paris kanla yıkanırken, Javert ile Jan Valjean karşı karşıya gelirler. Valjean Javert’in hayatını bağışlar. Ancak bu yüce gönüllük karşısında bütün inandığı değerleri yıkılan Javert, intihar eder. İsyancıların durumu da pek parlak değildir. Marius ağır yaralanır ve Valjean tarafından kurtarılır. Cosette’in bu genci sevdiğini anlayan Valjean, onun eski bir kürek mahkumunun kızı olarak bilinmesini istemez ve ortadan kaybolur. Oysa Marius, hayatını kurtaran kişinin Valjean olduğunu öğrenmiştir. İki genç, son anlarını yaşayan Valjean’a koşarlar....