Kültür Sanat Edebiyat Şiir

mahpeyker sizce ne demek, mahpeyker size neyi çağrıştırıyor?

mahpeyker terimi Selin Sonsuz tarafından 18.10.2003 tarihinde eklendi

  • Fizanlı Necip Fîyakalı
    Fizanlı Necip Fîyakalı01.10.2011 - 21:13

    Euzubillahi bismillah ilen…
    Efenim doğrusu “nahpeyker” idir. peyker nah şurada, kuyunun başına çömelmiş,mübarek kafasını kuy-u suya eğmiş olup akis yüzünü mehtabın içine denk getirmeye çalışmakta idir.fekat ne kadarına muvaffak olduğu yalınız yıldızların vü mehtabın malumu udur,gayb ilen. Çetr-i Anberin içine misk gömülmez,mehtabın nurundan yıldız görünmez derler idir,tefsir-i te’sir ilen buyurduk ki,hatun eline düşen devlet hasetlikten bin pare olup arşı arzı tarumar eyler,talan edip,yalan eder,mana-ı esrar ilen…
    Ayrıetten mah’ı meh deyu idğamsız ihfâsız telaffuz etmek cehalete dalâlet idir,tahsilim ilen.
    Ferc-i ati merhalesine tekabül eden münasebetsiz gevelemelerin muhakkak istikbâlde akrebin yılanı soktuğu gibim mevzubahis şahısları münasib yerlerinden sokacağı gün güneş gibim aşikar idir, ziyâ ilen…
    “Ya devlet başa,ya kuzgun leşe”düsturuna nispet ilen, zahirde muhtelif,hakikatte ihtilaf-ı âmil kimseciklerden husule gelmiş bir fırkadan allem-i bil kullem ilen hırka örüp devlet-i aliyyenin başına geçirdikleri vâki idir.pes ilen…
    Kulağınıza küpe ilen…
    İtina ilen…

  • Emma Libertarian
    Emma Libertarian01.09.2009 - 22:55

    Türk edebiyatının Namık Kemal tarafından yazılan,
    ilk edebi romanı olan İntibah'ın başkahramanıdır...

    Her ne kadar -Mehpeyker- diye yazılsa da, edebiyatçıların
    -Mahpeyker- olarak okudukları kelime.

  • Zeynep Deniz
    Zeynep Deniz16.11.2005 - 01:36

    İntibah ve Namık Kemal.. Ey ay yüzlü güzel, yaptıkların yanına kar mıdır?

  • Murat Taşkan
    Murat Taşkan06.11.2005 - 21:09

    Kösem Sultan ı

  • Ahmed Çetin
    Ahmed Çetin26.11.2003 - 16:31

    Kadın saltanatının üçüncü ayağı...

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu19.10.2003 - 20:40

    GELECEK GEÇMİŞE NE KADAR BAĞLI! !


    M. DİDEM GÜNDER
    Tarih Öğretmeni

    Eski resimlerinize bakarken, saç modelinizi beğenmediğiniz olmadı mı hiç? Ya dabirkaç ay öncesine kadar gururla hatırladığınız bir yaşantı birden bire yüzünüzü kızartmaya başladı.Belki de ' O gün iyi ki her zamankinden beş dakika geç çıkmışım, yoksa o çocukla / kızla tanışamayacaktım' dediğiniz. 'Aman Allahım, o çizgi filmleri nasıl da oturup seyrederdim, o zamanki klipler bir tuhafmış' vb…

    Peki tüm bunları kim yaşadı? Başa dönme olanağınız ne kadar? Bu sizsiniz.Sizi siz yapan bugüne taşıyangeçmişiniz.Utancınız, sevinciniz, hüznünüz.Hatalarınız, başarılarınız, gururunuz.Siz; insansınız.

    Geçmişiniz geleceğinizi oluşturur.Eğitim durumunuz, nitelikleriniz, yetenekleriniz, meraklarınız, tesadüfler sizi geleceğe taşır.Sonraya iz bırakmak yine size bağlıdır.

    Bazı yaşamlarsa aile albümlerine, kişisel anılara sığmaz.Birdenbire hepimizin ya da tarih dediğimiz insanlığın bilimsel mallarından biri haline geliverir.

    17.y.y.da Yunan veya Bosna kıyılarında sıradan bir Osmanlı kızı olarak dünyaya gelen Mahpeyker Kösem Sultan da bu insanlardan biri.7 yaşında saraya gireceğini,14 yaşında cihan hakimi ile evlenip, yaklaşık yarım asır boyunca teşkilatlanmış bir devleti, kendi kurallarıile yönetebileceğini ne kadar düşünmüştü acaba.

    Topkapı'nın karmaşık hiyerarşisinin en üst basamağına çıkışında sadece doğru zaman, doğru yer faktörü değil, keskin zeka ve anlayış kabiliyeti ile şartları en doğru şekilde kullanması şüphesiz rol oynamıştır.Dillere destan güzelliği ise ayırdedici olarak kabul görmemelidir.Zaten Osmanlı Saray Haremi'nde güzelden geçilmez, çirkin kadının buraya girmesi düşünülemezdi.

    Padişah I.Ahmet öldüğünde, arkasında Kösem Sultan'dan doğma üç şehzade ve iki sultan bırakmıştı.Padişahın ölümüne kadar bu üç şehzadenin rakibi olabilecek üvey kardeşler, valideleri tarafından saf dışı bırakılmış durumdaydı.

    Büyük şehzade Murad'ın, IV.Murad namıyla Osmanlı tahtına oturması, Kösem Sultan'a Harem-i Hümayun'un tüm yetkilerini sadece resmen almasını sağlamıştır.

    'Aydınlığın Karanlık Yüzü Görülmeye Başlanmıştır Artık.'

    Murad Han'ın çocuk yaşta olması, siyasi hırslarını tatmin edebilmesi için uygun ortamı sağlamıştı zaten.Devlet erkanının ordu ile denge kurmasını sağlamak, onun üstün kabiliyet alanına giriyordu.Osmanlı Tarihi'nin hiç bir döneminde,10 Eylül 1623'te Valide Sultan olduğunda, başka bir kadın, onun nüfuz ve kudretine erişebilmiş değildi.Çünkü, sadece Valide Sultan değil, aynı zamanda naibe-i saltanat da olmuştu.Yani göğsünde taşıdığı saltanat mührü sayesinde, devletin karar mekanizmasını avuçlarına almış oluyordu.

    IV.Murad'ın delikanlılık ve olgunlukçağları malum: Doğuda Safevi İran'a haddini bildiren, Batının elçilerinin verdiği raporlar yüzünden telaşlı tedbirler almasına yolaçan, Yavuz'dan sonra en endişe verici Türk sultanı.Bu ulu sultanın anasının da yüksek anlayış kabiliyeti…

    İç çekişmeleri, dış siyaseti artık sadece büyük bir dikkatle izliyor.Ne zaman ki aslan oğlu, yüce Han, cihan padişahı IV.Murad son nefesini verip, 'tahta geçmem' diye tutturan veliaht şehzade oğlu İbrahim'in saltanatı başladı…Kösem de o zaman rahat nefes aldı.

    'Valide Sultan da Hata Yapar.'

    Yıllarca Harem'de kendisine ayrılan veliaht dairesinde ölümü bekleyerek, heyecanlar içinde yaşayan yeni sultanın devlet yöneticisinden beklenen vasıflara sahip olmadığı düşünülüyordu.Doğrusu kızkardeşlerini, kendi kadınlarına hizmet etmeye zorlaması, tuhaf alışkanlıkları, onları pek de haksız çıkartacak gibi değildi.bu sayede Kösem iktidarı yeniden ele geçirebileceğini ummuş, bazı detayları bu heyecan içinde atlamıştı: Küçümsediği, oğlunun her zamanki gelip geçici heveslerinden biri olarak düşündüğü Hatice Tarhan'ı hesap dışı bırakması, tarihin başka şekilde yazılmasına ve artık kaderinin onun iplerini ele geçirmesine tanıklık etmemize sebep olmuştur.Herkes hata yapabilir.

    Osmanlı Devleti; başarıyı, gücü,17.yy.da bile fetihle ölçtüğü için, Sultan İbrahim'in ilk yılları, bu anlamda beklenenin fazlasını vermiştir.Ağabeyi zamanından kalan devlet erkanını muhafaza etmesi memnuniyet yarattığı gibi, sanıldığı gibi akılsız olmadığını da göstermiştir.Padişah oğlunun herkesçe kabul görmeye başlaması, sıradan bir valide gibi köşesinde oturmak zorunda kalan Kösem'i elbette çileden çıkarıyordu.Üstüne üstlük geleneğe uymayan, kendini bilmez bazı hasekilerin türemesi de onun harekete geçmesini zorunlu kılıyordu adeta.

    'İktidardan Yoksun Güç, Güç Sayılır mı? '

    Saraydan ayrılıp, sur dışındaki yazlığını karargah olarak kullanmaya başladı.Hedef belli idi: Kendisini yönetimden uzaklaştıran öz oğlunu, yönetimden hal etmek.Torunu Mehmet'i başa geçirip, yeniden saltanat naibesi olmak.Bu gerçekleşirse, bulundukları mevkii ve servetin ötesine geçebilecekleri vaadiyle ordu, ulema ve vezirlerin bir kısmını kendi yanına çekmeyi başardı.

    Herşey yazılmış gibi, okunur gibi oldu.1648'de tahttan indirildikten sonra, İbrahim Han'ın tüm ömrü boyunca korktuğu başına geldi.

    Öz be öz anasının emri ile hapis tutulduğu odada, ibrişimle öldürüldü.

    Yeniden saltanat naibesi olup, (IV.Mehmet henüz 6 yaşındadır) servetine servet katmaya devam ederken, hayır işleri yapmayı da ihmal etmiyordu elbette.Başkentte yükselen minareler, şifahaneler, onun girişimi ve yatırımlarıyla vücut buluyordu.58 yaşına gelmişolmasına rağmen, 'Valide-i Muazzama' ünvanı ile dahi yetinecek bir kadın değildi hala.

    Küçümsediği Valide Sultan Hatice Tarhan, İbrahim Han'ın Kösem tarafından öldürtüldüğü gerçeğiyle yeniçeri ağalarını yanına çekmeyi başarmıştı.Çdcuk padişahı zehirletme girişimi de öğrenilince, sonun başlangıcı için bütün düzen hazırlanmış oluyordu.1651 yılının 2 Eylül'ünü 3 Eylül'e bağlayan gece, Kösem bir perde kordonuyla boğularak öldürüldü.61 yaşındaydı.

    Kösem, Türk Tarihi'nin en büyük kadınlarından değildi belki, ama en ünlülerindendi.Yaşamı Osmanlı taht sisteminde facialara yol açsa da, Osmanlı Devleti yıkılıncaya kadar onun soyundan gelen padişahların yönetime geçmesini sağlamıştır.

    O, sadece Bosnalı bir kadın olarak aile kütüğünde isim olarak kalmamış, insanlığın hafızasının bir parçası haline de gelmiştir.

    kaynak:
    http://www.dogusfm.com.tr/KMTas/Dergi6/Sayfa39.htm

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu19.10.2003 - 20:29

    mah: ay demek herhalde peyker de yüz demek ki sözlükte yazdigina göre mahpeyker (veya meh peyker)
    ay yüzlü, yüzü ay gibi parlak olan demek..

    bir kadin adi