Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Gerçekle Yüzleşmek sizce ne demek, Gerçekle Yüzleşmek size neyi çağrıştırıyor?

Gerçekle Yüzleşmek terimi Fastina Lente tarafından 27.05.2008 tarihinde eklendi

  • Sondraktaki Şaşkınyolcu
    Sondraktaki Şaşkınyolcu 15.12.2017 - 21:37

    Yalan yoksa hiç bir şeyle yüzleşmek zorunda kalmazsın

  • Öznur Pendent
    Öznur Pendent 14.12.2017 - 16:45

    Yüzleşme korkusu dediğimiz, mevcut bilginin ertelenmesidir bir bakıma. Orada içimizde bir yerde duran ya da bize dışarıdan yansıyan bir bilgiyle karşılaşmak, yüzleşmek, ödeşmek bundan sonuç çıkarmak, çıkardığımız sonuçlara katlanmak ve bu sonuçlarla birlikte yaşamaya çalışmak, hem toplumsal kültürümüzde yoktur, hem tek tek bireylerin yaşantılarında pek görmeye alışık olduğumuz bir yaşama tutumu değildir. Ailenin çekirdeğinden başlayarak, içinde serpilip geliştiğimiz toplumsal dokunun hiçbir katmanında öğrenmemize de fırsat tanınmaz. Bu nedenle, yüzleşerek öğreneceğimiz “gerçek nedenler” yerine, yalanlar, bahaneler, zahiri sebepler inşa ederiz. Ortaya çıkacak olan bilgiler, daha fazla saklanmaması gereken doğrular ve artık kabul edilmesi gereken gerçekler karşısında dağılacağını bilen “ego”, alt alta sıraladığı bahaneler manzumelerinden, kendini koruyacak bir kale inşa eder kendine ve bu kalenin sahte sağlamlığına yaslanarak bu “arızalı bütünlüğünü” sürdürmeye çalışır. Bizim önemsediğimiz de, toplumca önemsetilen de, “ego”muzu dik tutacak, bu arkası boş “cepheden görünüşümüzü”, “fasad”ımızı koruyacak bu kale; toplum katında anonim onay kazanacak bir “görüntü”, bir “imaj”dır. Hayatımızda çıkan irili ufaklı her yangından ilk kurtarılmaya çalışılan da ne yazık ki budur.

    Bu nedenle, öyle ya da böyle “heba edilen yıllar” dendiğinde, düşünmemiz gereken şey, heba edilen yılların adedi değil, o yılların içeriği ve kalitesi olmalıdır.

  • Öznur Pendent
    Öznur Pendent 29.10.2017 - 13:30

    Zor, fakat imkansız değildir.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 22.08.2009 - 13:42

    Gerçeklerle yüzleşmek, ancak önyargılardan kurtulmakla mümkündür.

  • Limonî Erz
    Limonî Erz 17.04.2009 - 13:01

    aldatıldığını öğrenmek mesela

  • Sedat Karakaya
    Sedat Karakaya 19.02.2009 - 14:59

    Bir aşk perdesiyse üzerinde gölge olduğumuz, kalkmadan tadını almak lazım sevmenin, sevilmenin. Cihan çark eder bir nefes uğruna, güneş yolunu bilir, deryalar her daim hadlerine hakim, karalar bu kadar iyimserken bize ne oluyor da kibrimiz aşk çağlayanlarımıza bent oluyor. Aşk gerek insana. Aşk gerek ki meşk makbul olsun.

  • Haldun Viran
    Haldun Viran 04.09.2008 - 09:41

    Sufizm üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri. Okudukça okuyasınız gelen cinsten, bir kaç defa okuyacağınız, cümlelerin yanına kurşun kalemle ufacık çizik atacağınız cinsten. Daha önce bu tür kitap okumamış veya okuyup da sevmemiş bir insan dahi bu kitabı baş ucuna koyabilir.

  • Ferah Benli
    Ferah Benli 02.09.2008 - 15:03

    Sûfilere göre kendiliğinden var olan varlık birdir o da Hakk Teâlâ'nın varlığıdır. Bu varlık ezelidir; çoğalma, bölünme, değişme, yenilenme kabul etmez. Hak; zat, sıfat ve fiilleri itibariyle bütün suret ve şahıslarda mutlak olmaktan çıkmaksızın ve asla değişikliğe uğramaksızın tezâhür ve tecellî etmektedir. İçinde farklılıklar ve değişme barındıran tüm evren ve içindeki canlı ve cansız her unsur, ancak O'nun varlığı ile ayakta durmaktadır.
    Gerçekle Yüzleşmek kitabı tehvid konusunda yazılmış kıymetli bir eserdir. Özlü sözler, rubailer ve şiirlerden oluşan bu kitapta bu konu ayetler ışığında etraflıca irdelenmiş ve izah edilmiştir.

  • Levent Kozlu
    Levent Kozlu 31.08.2008 - 10:28

    “Gerçekle Yüzleşmek”, Allah’dan başka varlık olmadığını “Enel Hakk” sözü ile ilan eden Hallac-ı Mansur’u çağrıştırır. Varlığı Mevlâna gibi yorumlar. Tekliği İbn Arabî zekâsıyla anlatır. Tasavvufta son aşamaya gelmiş, sınavlardan geçmiş kişilere verilen gizli bilgiyi bu kitapta bulabilirsiniz. Kısacası okunması ve değerlendirilmesi gereken bir bilgidir.

  • Bora Aslan
    Bora Aslan 20.08.2008 - 21:55

    beyinde bir şimşeğin çakmasıdır...
    bazen acısız olur, bazen kıvrandırır insanı..
    hayal kırıklığı, kızgınlık, kırgınlık, öfke, nefret, aldatılmışık, isyan....
    hepsi doluşur ruha....yerle bir eder...
    şaşkın, karışmış, ümitsiz, yalnız, kızgın....
    çaresiz bırakır insanı o an.
    bütün kaleler düşer...

    gerisi bize kalmıştık artık...
    elimizdeki gerçeği ne yapacağız?
    en çok inanılanın en yalan olduğunu kabullenmek yıllar alır bazen,
    bazen de kabullenmek istemez insan, yalanı tercih eder, yalana inanmak ister...
    bir 'ama'dır artık hayat, iki en aykırı ucu birbirine bağlayan....

  • Didem Zorlu
    Didem Zorlu 08.06.2008 - 13:33

    Gerçekle Yüzleşmek felsefesi; Vahdet-i Vücut anlayışına dayanır. Bu anlayış sadece İslam dinine ait bir anlayış değildir. Her türlü Heteredoks anlayışta bu birlik düşüncesi vardır. Görünüşte çok olan varlıklar, aslında BİR’in dış alemdeki görüntüleridir. Her şeyin BİR olduğunu anlama düzeyine göre Tevhid dereceleri vardır. En son derece Fena Fillah derecesidir. Bu dereceden sonra zaten birliğe ulaşılır. BİR kendinden vardır ve başka hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. Hz. Muhammed sav. İslam düşüncesini geliştirerek Vahdet-i Vücut (Vücutta teklik) düzeyine kadar ulaşmıştır, yani dini kemale erdirmiştir. Daha sonra bu fikir değişime uğrayarak Avrupa’da “Doğa Tanrıcılık” olarak ortaya çıkmıştır. Bu fikir ise TEK‘in insan ve doğa şeklinde belirmesi temeline dayanmaktadır. Bu konuda Hollandalı filozof Spinoza (1632-1677) , doğa ile Tanrı’nın aynı şey olduğunu söyler. Ona göre her şey aynı BİR’in ortaya çıkışından ibarettir. Bu fikir İslam inanışında Allah’ta yokluk, Allah’ta yok olmak şeklinde anlaşılmıştır. Hallacı Mansur, bu kavramın sınırlarını “Enel Hak” diyerek belirlemiştir. Gerçekle Yüzleşmek kitabı bu konuda yazılmış harika bir eserdir. Sebahattin Zorlu´nun sözlerindeki yücelik, açıklık, O'nun En Yüce Olan'dan söz edişindeki berraklık bu kitabı şimdiden olağanüstü öneme sahip bir eser kılmışır. Bu kitap insana eksiksiz, doyurucu ve kolay uygulanabilir bir öğreti sunuyor. Bu öğretide insan, evren ve hatta evren ötesi yorumlanıyor, yeniden tanımlanıyor, gerçeği arayan insana kolay ve güvenilir bir yol gösteriyor. Ancak günümüz insanına, özellikle de batı tarzı yaşam ve düşünce biçimine sahip olanlara son derece aykırı gelecek bir yol bu. Hemen tüm ruhsal öğretiler bu yolda ilerleyen yolcuyu en sonunda bir noktaya, bir 'kapı'ya getirir. Bu kapının adı Ben'dir veya tasavvuf felsefesinde söylendiği gibi nefs'tir. Maddi alemden manevi aleme geçmek bu kapının aşılmasına bağlıdır. Sufilerin 'ölmeden ölmek' dedikleri şey budur. Sebahattin Zorlu´nun öğretisi işte bu ego duvarının kırılarak aşılması ve sahtenin terkiyle *Mutlak Ben*in yaşanır hale gelmesi üzerine kurulmuştur.

  • Karbeyaz Karbeyaz
    Karbeyaz Karbeyaz 29.05.2008 - 07:59

    En gerekli anlarda en yapılması gereken şey yüzleşmek ve geçip gitmek kendini kandırmadan........