Kültür Sanat Edebiyat Şiir

descartes sizce ne demek, descartes size neyi çağrıştırıyor?

descartes terimi Alp Tanhu tarafından 25.12.2004 tarihinde eklendi

  • Aydın
    Aydın 03.09.2018 - 12:09

    Descartes Nedir?

    Fransızca bir isimdir, Cartes'i kartlar olarak çevirebilirsiniz.
    Burdan da
    Cartesyenizm, cartesyen (Kartezyenizm, Kartezyen) Sorusuna bir cevap verilebilir...
    Bunun anlamına Cartes (Descartes) in takipçileri gibi anlamlara gelir...

    İşte burdan sonra Descartes'in Felsefesi anlatılabilir hali gelir.

    Descartes nedir sorusuna Decartes Kimdir? sorusunun cevapları verilmiş.
    Burdaki eksiğide ben tamamladım, artık yazdığınız her şey anlamlı oldu...

  • Deniz Tonguç Uras
    Deniz Tonguç Uras 07.01.2013 - 21:45

    Bilgiyi; doğuştan gelen, duyular ile elde edilen ve hayal gücü ile elde edilen olarak üçleme şeklinde temellendirmiştir. Rasyonalist filozoflar arasında en mantıklı bulduğum isimdir.

  • Osman Aslan
    Osman Aslan 30.08.2009 - 17:17

    Kesin olan bir şey var.

    Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.

    Şüphe etmek düşünmektir.

    Düşünmekse var olmaktır.

    Öyleyse var olduğum şüphesizdir.

    Düşünüyorum, o halde varım.

    İlk bilgim bu sağlam bilgidir.

    Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim.

  • Sedat Akıncı
    Sedat Akıncı 01.03.2009 - 18:39

    Descartes ve Ben

    İnsanlığın düşünsel gelişimine en doğrudan katkı koyan insanlardan biri Descartes’tir.

    Felsefede her iki olanağı içinde barındıran düşünme biçimine ikicilik denir. Bu tanım gereği Descartes, tam anlamıyla bir ikiciydi. “Düşünüyorum öyleyse varım” diyerek, İdealist düşünme yönteminin gelişimine; “Yersiz madde yoktur, maddesiz de yer yoktur” diyerek, materyalist düşünme yönteminin gelişimine katkı sundu.

    Descartes’in Analitik düşünme yöntemini oluşturan akıl yürütmesi, şu kaynağı temel alıyordu: “Önce, bir ilke olarak, bütün edinilmiş bilgilerimden şüphe etmeliyim ve onları bir yana bırakarak ilk ve sağlam yeni bir düşünceden yola çıkmalıyım. İnsanların bütün düşünceleri birbirine bağlıdır, birbirinden çıkar; Bir düşünceyi doğuran ondan önce gerçekleşmiş başka bir düşüncedir. Düşünceler bir neden-sonuç zinciri içinde sürüp gider. Öyleyse, sırayı titizlikle takip edersem, doğru olmayan bir düşünceyi doğru sanmaktan sakınarak düşünce zincirinin arasına yanlış bir düşünce karıştırmazsam doğru olan’a ulaşabilirim. Bu durumda benim için kesin olan tek şey şüphe etmek’tir, bütün bilgilerimden şüphe etmek gereği benim için şüphesiz’dir. Şüphe etmek düşünmek’tir; Düşünmekse var olmak’tır. Öyleyse var olduğum da şüphesizdir. Düşünüyorum şu halde varım. Şüphe edemeyeceğim ilk ve sağlam bilgim budur. Şimdi neden-sonuç zincirini titizlikle kovalayarak, bütün öteki bilgileri bu temelden çıkarabilirim”

    Descartes’in İdealizmin gelişimine ikinci katkısı ise birincisi kadar önemli ve bir o kadar da üzerinde durulmaya değerdir. Felsefede ‘BEN’den yola çıkma geleneğini başlatan düşünür yine Descartes’tir. Descartes, insanın bedensel yapısı olan nesnelliğiyle, düşünsel yanı olan öznelliğini kesinlikle birbirinden ayırmış ve bunun üzerinden fizik anlayışıyla metafizik anlayışını biçimlendirmiş ve ikisini birbirine karıştırmamayı başarabilmiştir.

    Descartes’in materyalist düşünceye katkısı da çok anlamlı ve önemlidir. Descartes, madde ve hareket kavramları arasındaki bağıntıyı derinden yakalamış bir düşünürdür, ancak yaşadığı dönem bakımında bilimin ve teknolojinin gelişmemiş olması onun hareket anlayışını mekanik tanım düzeyinde bıraktı. Ona göre her düzen bir makine düzeni, her hareket ise mekanik harekettir. Hareket bir yer kaplama ve yer değiştirme işleminden ibarettir. Yerkaplama, maddenin en temel özelliğidir. Yer kaplamayan madde olmaz. Bu yersiz madde var demektir, öyleyse maddesiz de yer olamaz. Bundan şu zorunlu sonuç çıkar ki, evrende maddesiz yer, eş deyişle –boşluk- ve yersiz madde, eş deyişle –atom- yoktur. Öyleyse evren maddeyle doludur. Hepimizin bildiği gibi Atom’un (bölünemez) olmadığı daha sonraki bilimsel çalışmalarda tanıtlandı ve Descartes haklı çıktı.

    Descartes’in yaptığı mekanik hareketin yeniden tanımı, Antikçağ Atomcularının olgun bir eleştirisiydi.
    Antik çağ Atomcuları evreni, içinde atomlardan oluşan cisimleri barındıran bir boşluk olarak tanımlamışlardı. Atomlardan oluşan cisimler kendiliğinden bir hareket sonucu birbirlerini itiyor, çekiyor ve birbirlerine çarparak mekanik hareketi yaratıyorlardı. Bu düşüncede mekanik hareketin tanımı doğru, boşluk düşüncesi yanlıştı, işte Descartes bu noktaya dikkat çekti ve bu noktadan diyalektik düşüncenin gelişmesine katkı sağladı.

    Nasıl ki evren maddi bir doluluksa, bir birey olarak insanın beyni de aynı doluluktadır.
    Doğduğumuz andan itibaren belleğimizde biriken bilgiler bir nehir halinde akar, yani hareket halindedir. Nasıl ki evrensel hareket başlatılamaz ve durdurulamazsa, insan düşüncesinden oluşan nehrin akışı da başlatılamaz ve durdurulamaz. İnsan evrenin bir parçasıdır. Nasıl ki evreni oluşturan cisimler mekanik tanım bakımından birbirlerini itip, çekiyorsa, insan düşüncesi de bilgilerin birbirini itip çekmesiyle hareketlenir. Edindiğimiz günlük bilgiler, var olanları iterek kendilerine yer bulabilirler. Var olan bilgilerimizin yerine yenilerini koyabilmek ancak bu yolla gerçekleşir. Düşünce, dün’ü, bu gün’ü ve yarınıyla birlikte ele alındığında anlamlıdır. Bu bakımdan ben, dün’de bulunan, gerçekleşmiş düşünsel mirastan yeterince yararlanmadığımızı düşünüyorum. Bu benim gündemden koptuğum anlamını içermez. Elbette ben de herkes gibi, Kapitalist- Emperyalist dünyanın, tüm dünya emekçileri üzerinde oynadığı oyunları olabildiğince yakından izlemeye anlamaya çalışıyorum. Öğrenebilmenin tek yolunun, dün’ü, bu gün’e ve yarına bağlayabilmek olduğunu düşünüyorum.

  • Ulaş Uğurlu
    Ulaş Uğurlu 11.03.2006 - 04:19

    cogito'sunun yanlis oldugunu soyleyebilecek birinin arkadasligina ihtiyac duyan bi yurdum insani ama yapacak bisey yok...her sey icin cok gec :) :) :)

  • Onur Çağlar
    Onur Çağlar 29.01.2006 - 04:05

    Analitik geometrinin kurucularından filozof, matematikçi ve fizyolog olan René Descartes, “COGİTO: ERGO SUM” [ Düşünüyorum, öyleyse varım! ] dediği zaman düşüncenin her şeyi belirleyen “geometrik çizgi” olduğunu sanıyor ve “şüphe” merkezli bir “hesaplama” yapıyordu. Biz de “Öyleyse bu durumda senin düşüncen senden önce varlaşmış[! ] durumdadır. [...] Maddenin beynimizdeki yansımasından başka bir şey olmayan DÜŞÜNCE, kaçınılmaz olarak bir maddeye dayanmak zorundadır. Örneğin inorganik bir madde düşünceye gereksinim duymaz ama onu “üret[tir]ir, bu ve daha bir çok nedenden dolayı her düşünce KESİNLİKLE madde çıkışlıdır, maddeye dayalı olmayana “hayal” denir. Bu durumda hayalden söz etmediğimize ve senin “şüphelerin” de şöyle veya böyle ama mutlaka bir maddeye dayandığına göre, dahası; ancak belli bir süreçten ve deneyimden sonra “düşünebildiğine” göre [çünkü doğduğumuz zaman düşünme yetimiz henüz oluşmamıştır], senin bu “COGİTO: ERGO SUM”un bir hikayedir! ” dedik.

    Descartes’ın bu sözünün idealist felsefeye denk düşen bir metafizik hikaye olduğu açıktır ama DÜŞÜNCENİN KENDİSİ hikaye değildir: bilinç ile birlikte kullanıldığı zaman insanı insan yapan oldukça önemli üç olgudan biridir düşünce...

    Canlılar dünyasında tek düşünen insan değildir: Hayvanların önemli bir bölümünün de düşündüğünü, hatta bunların da bilinen belli bir bölümünün [ örneğin karıncalar, yunuslar gibi ] belli bir “bilinç” ile hareket ettikleri biliniyor. Bundan şu sonucu çıkarıyoruz: Genel anlamıyla insanlarla hayvanlar arasıdaki en önemli ayraçlardan biri, salt düşünce değil, düşüncenin bilinç ile kullanımı olduğudur. Yani sadece düşündüğümüz için değil, düşüncelerimize bilinç kattığımız için ayrılırız.

    Demek ki, çevremizdeki objektif ve sübjektif dünyanın beynimizdeki yansımasını, yani düşünceyi bilinç ile kullandığımız zaman diğer canlıların önüne geçebilmekte ve onlardan bu yönümüzle ayrılarak “sıradan canlı”lıktan çıkmaktayız. Çözmeye çalıştığımız bir sorun karşısında “Hadi biraz düşünelim” dediğimiz zaman aslında yapmak istediğimiz eylem, düşüncemize bilinç katarak “eşyayı” anlama, yorumlama ve harekete geçirmeyi gerçekleştirmedir.

    Ben böyle DÜŞÜNÜYORUM! Peki siz nasıl düşünüyorsunuz?

    Dostlukla...

  • Abdurrahim Uslu
    Abdurrahim Uslu 17.07.2005 - 18:13

    matematiği sevdiren adam

  • Düşünmüyorum Yine De Varım
    Düşünmüyorum Yine De Varım 31.03.2005 - 12:30

    Olsada tokatlasam.

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden 27.01.2005 - 10:05

    'Akıllı olmak bir şey değildir, önemli olan o aklı yerinde kullanmaktır'
    descartes

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden 06.01.2005 - 18:33

    sadece odasının ortasındaki kömürlü sobanın yanıbaşında düşünüp yazabilen bi eleman

  • Alp Tanhu
    Alp Tanhu 06.01.2005 - 18:28

    varoluşçu felsefe...
    kabulden önce reddi makbul görmüş bi filozof...
    önce kendini reddetmekle yola koyulmuştur,
    'düşünüyorum, öyleyse varım' demesinin sebebi de budur..
    ama bana descartes farklı bi çağrışımda bulunuyor.
    newton'un felsefi fikir babasıdır aynı zamanda...
    ör: eylemsizlik prensibini açıklamıştır ve matematiksel temellerini de newton vermiştir..

  • Ali Muzaffer
    Ali Muzaffer 06.01.2005 - 00:39

    'düşünüyorum o halde varım' veczini söyleyen şahıs

  • Ali Erdem
    Ali Erdem 27.12.2004 - 16:18

    Okumanın sonu düşünceyi, karşısına çıkan bütün şeyler üzerine, sağlam ve doğru kararlar verecek şekilde kullanmak olmalıdır.
    DESCARTES