Kültür Sanat Edebiyat Şiir

ashab-ı kehf sizce ne demek, ashab-ı kehf size neyi çağrıştırıyor?

ashab-ı kehf terimi Erhan Aydemir tarafından 15.09.2003 tarihinde eklendi

  • Nuray Çelik
    Nuray Çelik12.05.2009 - 16:49

    PERRRE 2000 bu sözlerinle Allahın ayetlerini inkar etmiş oluyorsun hiç değilse kendini rezil etmeeeee aç Kuranı Kerimi oku! umarım anlamışsındır..Kuranda ashab-ı kehf ile alakali tahmini 18 ayet geçiyor
    18:9 - Yoksa sen Ashab-ı Kehf'i ve Rakim'i (isimlerinin yazılı bulunduğu taş kitabeyi) şaşılacak âyetlerimizden mi sandın?

    18:10 - O gençler mağaraya sığınınca şöyle dediler: 'Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve bizim için şu işimizden bir kurtuluş yolu hazırla.'

    18:11 - Bunun üzerine biz de kulaklarını tıkayarak mağarada onları yıllarca uyuttuk.

    18:12 - Sonra da iki gruptan hangisinin, onların mağarada kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını anlamak için, onları tekrar uyandırdık.

    18:13 - Biz sana onların kıssalarını gerçek olarak anlatacağız. Hakikaten onlar, Rablerine iman eden birkaç genç idi. Biz de onların hidayetlerini artırdık.

    18:14 - (Oranın hükümdarı karşısında) ayağa kalkarak dediler ki: 'Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan başkasına ilâh deyip tapmayız, yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.

    18:15 - Şu bizim kavmimiz, Allah'tan başka ilâh edindiler. Onların ilâh olduğuna dair açık bir delil getirselerdi ya! Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?

    18:16 - (İçlerinden biri şöyle demişti :) 'Mademki siz, onlardan ve Allah'tan başka taptıkları putlardan ayrıldınız, o halde mağaraya sığının ki, Rabbiniz rahmetinden size genişlik versin ve işinizi rast getirip kolaylaştırsın.'

    18:17 - Ey Muhammed! Baksaydın güneşin doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına yöneldiğini, batarken de sol taraftan onları makaslayıp geçtiğini görürdün. Onlar, mağaranın geniş bir yerinde idiler. İşte bu Allah'ın mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır; kimi de hidayetten mahrum ederse, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

    18:18 - Bir de onları mağarada görseydin uyanık sanırdın. Halbuki onlar uykudadırlar. Biz onları sağa sola çevirirdik. Köpekleri de girişte ön ayaklarını ileri doğru uzatmıştı. Eğer onları görseydin, arkana bakmadan kaçardın ve için korku ile dolardı.

    18:19 - Onları bir mucize olarak uyuttuğumuz gibi, birbirlerine sorsunlar diye kendilerini uyandırdık da içlerinden bir sözcü şöyle dedi: 'Ne kadar durup kaldınız? ' (Kimi) 'Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık' dediler. (Kimi de) şöyle dediler: 'Ne kadar durduğunuzu, Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi, bu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın, hangi yiyecek daha temiz ise, ondan size azık getirsin. Hem çok dikkatli davransın ve sizi kimseye sezdirmesin.'

    18:20 - 'Çünkü şehir halkı, sizi ellerine geçirirlerse muhakkak sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman siz dünyada da ahirette de asla kurtuluşa eremezsiniz.'

    18:21 - Böylece insanları onlardan haberdar kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyamet gününden şüphe edilemeyeceğini bildirmek için, öylece şehir halkına buldurduk. Onları mağarada bulanlar, aralarında durumlarını tartışıyorlardı. Dediler ki: 'Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onları daha iyi bilir.' Sözlerinde üstün gelen müminler: 'Üzerlerine muhakkak bir mescid yapacağız.' dediler.

    18:22 - Ashab-ı Kehf'in sayılarında ihtilaf edenlerden bazıları: Onlar, üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir' diyecekler. Diğer bazıları da 'Onlar, beş kişidir, altıncıları köpekleridir ' diyecekler. Her ikisi de bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. (kimileri de :) 'Onlar, yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir' derler. De ki: 'Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir.' Onları ancak pek azı bilir, Bu sebeple onlar hakkında bu bildirilenler dışında bir münakaşaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye de bir şey sorma!

    18:23 - Hiçbir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: 'Ben yarın onu yapacağım deme'

    18:24 - Ancak Allah dilerse (yapacağım de) . Ve unuttuğun vakit Allah'ı an ve 'Umarım Rabbim beni, doğruya daha yakın olana eriştirir.' de.

    18:25 - Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilave etmişlerdir.

    18:26 - De ki: 'Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir.' Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.

  • Nuray Çelik
    Nuray Çelik06.05.2009 - 19:49

    ashabı kehf gerçekten Allaha tam anlamıyla gönülden bağlı olmak,zorluklara boyun eğmek.. ve bunun sonucundada da bizlere ibretlik olaylar sunulmaktadır..! burda da RABBİMİN HERŞEYE KADİR OLDUĞU BİRKEZDAHA GÖSTERİLMEKTE! ...

  • Nur Cemaati
    Nur Cemaati01.01.2009 - 13:05

    Perrre2000 adlı kişiyi ınıyorum.allah(c.c.) 'ın söylediği bir ayeta bir söze nasıl bir masal dersin.

  • Bahtinur Cano
    Bahtinur Cano30.07.2007 - 03:16

    Doğruluktan ayrılmayın.
    doğruluktan ayrılmadılar..
    inkar fırtınası her yeri kaplamışken,
    onlar
    'Allah' dediler
    bu yüzden yüceltildiler.

  • Bahtinur Cano
    Bahtinur Cano30.07.2007 - 03:13

    kim Allah`ı sever ve ona göre davranırsa, o`nu koruyan, gözeten ve hep yardım eden Allah`tır. bunun en güzel kanıtı Ashab-ı kehf`tir.

  • Bahtinur Cano
    Bahtinur Cano30.07.2007 - 03:11

    Hakkı söylemekten korkmadılar, ne pahasına olursa olsun.
    ' Hak geldi batıl gitti, zaten batıl hep gidicidir'
    bunun en güzel kanıtı Ashab-ı kehf`tir.

  • Leyla Duru
    Leyla Duru04.05.2007 - 11:32

    Ashab-ı Kehf ibret alınacak hadiselerden biri.

  • Bekir Şahin
    Bekir Şahin14.01.2007 - 17:37

    saçmalıktan ibaret bir masal

  • Tuğba Sen
    Tuğba Sen08.01.2007 - 23:02

    tam bir Allah inancı. O genclere imreniyoum onların yerinde olmak isyerdim.Allah her şeyin hayırlısını nasip etsin.

  • Murat Uruş
    Murat Uruş07.12.2006 - 08:36

    Bence mağara arkadaşları olan 7 kişi ve köpeklerine verilen genel addır. Ayrıca kuran-ı kerimde ayettede buna değinilmiştir