yine ılık rüzgarlar eser
ikindi vakitleri
yağmurlar yağar
güneşin son kızılından
düşen her damla
kim bilir kaç evvel
sabahın ufku
emzirir gözlerde ki hüznü
kaygıyı
sevinci
sarı solgun yaprakları
rüzgarlara bırakır kendini
bir takım zanlar içindeyim
gözlerim kapalı
fokur fokur beynim kanıyor
fikir kıvrımları arasından
akıyor bir düş damlası
Perdelerini kaldır imdi, kavuşmak vakti;
alevin külle, dervişin kora dönüştüğü o mutlak hizada dur.
Mademki aşk bir ibadettir
ve toprağa düşen her fısıltı kendi kıyametini doğurur,
o halde sürsün bu yanış;
ne mazi kalsın geride
ömerdi adın
bir akşam vakti düştün toprağa
ruhun sonsuzluğa doğru yükseldi
en son kalpler sustu
güneş sustu
can damarda
rüzgar sert eserdi gecelerce kışın
lambalar bile
nefesimizin buğusuna sokulurdu
bir dev gibi
korkardım üzerimize düşen gölgelerden
hem fırtınadan
zihnimin kilitli kapılarını zorlayan o ilk fısıltı,
toprağın altında saklı kalmış en eski köklere sızar
incir yaprağından sızan o acı süt kokusu gibi tutar genzimi,
çocukluğumun kuytularından çekip çıkarır beni
ufkun ötesinde, kimselerin henüz ayak basmadığı
o sessiz kıyılarda dokunurum cevapsız kalan sırların soğuk yüzüne
en ince cetvelle hemen şimdi
eskimiş kalbimi ölçüp ölçüp
şehrin meydanlarına bırakıyorum
terk ettiğim sokaklarına ruhumun izlerine
şerler ne kadar büyük olursa olsun,
sıkıntılar ne kadar acı,
elem ve ıztırap verirse versin
ruhum kirlenmez ,kalbim imansızlıktan uzak,
aklım , yanlış anlayış, yanlış düşüncelerden halis
beni koruyan Rabbime sığınırım
Sevgilimsin;
mislin yok, benzerin yok, ortağın yok, eşitin yok ve zıddın yok,
ne çoksun,ne üçsün, ne de iki
bütün yönlerden eşsiz, bir tek ve biriciksin
parçasız, bölüksüz, ortaksız, eşsizsin
varlığın vacip , tapılacak ancak bir teksin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!