en ince cetvelle hemen şimdi
eskimiş kalbimi ölçüp ölçüp
şehrin meydanlarına bırakıyorum
terk ettiğim sokaklarına ruhumun izlerine
seneler geldi geçti
dönüşü olmayan zamanlar bıraktı
heybemize
bedeli mahfuz günahlar
beyhude vakitler
ve sonrası
Henüz hiçliğin alnında bir çizgi bile yokken,
Zaman, kendi sessizliğinde uyuyorken,
Karanlığın en mahrem odasında bir sızı;
Işıktan önce, sesten önce,
Kendi berraklığıyla sarhoş bir damla düştü boşluğa.
Gök henüz fısıldamıştı kadim sırrını.
mavi çiçeğin açtığı bir sabah vaktiydi
bir ışık yağmurunun içinden akıyordu zaman
altın sarısı gök
kırıldı orta yerinden
Ben yazdığım şiirlerin esiriyim,
kendi kelimelerimin duvarları arasında
bir ömür boyu mahpusum.
Sözün ateşten koridordan süzülüp kâğıda döküldüğü o dar vakitlerde
ne aklın hükmü geçer ne de iradenin.
Senden başka hiçbir ilah yok
mislin yok, benzerin yok, ortağın yok
eşitin yok ve zıddın yok
ne çoksun
ne üçsün
ne de iki
bir takım zanlar içindeyim
gözlerim kapalı
fokur fokur beynim kanıyor
fikir kıvrımları arasından
akıyor bir düş damlası
mutluluk vadeden yollar var önümüzde
büyüsü sarıp sarmalar bizi
tozpembe bulutların üzerinde
kaderlerine terk edilmiş gibiyiz zeynep
bu yüzden işte yalancı umutlar
yaprak üşümüş..
elma dalından düşmüş
masal ışıldağından şaşaalı sahneler
mest eyleyen parıltılar savrulmuş eylülden ekime
yağmur taramış saçlarını gecelerce




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!