O soğuk güz sabahlarında,
radyodan yayılan marşların ardında gizlenen
o kaskatı ve soğuk sessizliği çorbasına katık ederdi ihtiyar;
Sokak lambalarının sarımtırak ve ürkek ışıkları altında
onlar kah istikbal boyutunda akıp durdular çağlar boyu
kah bir duvar kağıdında zeval buldu çehreleri
yaşlanan çiğdemler anlattı kış gecelerinde hikayelerini
tülbentli testilere zahiren düş ve hayal doldurdular
ruyi zeminden muhal zamanlara göz kırpmadan gittiler
“önce Allah vardı
O"ndan önce hiçbir şey yoktu
arşı suyun üzerindeydi
sonra O, gökleri ve yeri yarattı”
oyuncağın var mı sorusuna
cebinden çıkardığı parmak büyüklüğündeki iki boş kovanı uzatarak
yüzünü kaplayan anlam veremediğim bir sevinçle
cevap veriyordu
işte…
bir kaç eski kitap
meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış
bir kısmı da arkalarından çatlamıştı
gün ağır ağır dönerken
ezana bir saat vardı
gözlüklerimi taktım
öyle ya, haydi hatırlayalım bakalım
kaç ev değiştirdik
kaç komşumuz oldu,
kaçını aile fertlerimizden saydık
kaçıyla hafif limoni olduk
yemyeşil yüreği yanıyor yurdumun
alevler gökyüzünü yutmuş
toprak ağlıyor sessiz
on kahraman
on yitip giden nefes
alevlerin kucağında kaybolmuş
Ey gönül, cürm ü hatâdan özge ne kârın senin?
Lutf u ihsân eylemek her dem şiarın O'nun.
Dışta arama Hak'kı, can mülkünde gizlidir,
bir yağmur ısmarla gelsin
yağsın iliklerime kadar düşüversin her damla
kor alevlerle ısınan ,sıtmalara tutulmuş
ağır adımlar var kaldırım diplerinde
çocukluğumu avuçlarına bırakacağım
saatler akar
akmasına tanık olunduğu kadar
gitmesine
onunla birlikte başka bir vaktin girmesine de tanık olunur
çift sürerken
ekin biçerken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!