kendime her gün yeni bir hikaye yazıyorum
bazen de yazmadığım için hikayeler karışıyor
kendi yolumda ilerliyorum ama
nereye gittiğimi bilmiyorum
Dur dedi hayat.
Seninle konuşmamız lazım...
Hani derler ya dinlemeyi bilmiyoruz diye.
Çevremizi, doğayı,
insanları ama en çok da kendimizi.
keşke bilebilseydin
bir kelamın değil bir yüreğin sesiydi
bir sancı suretinde
her biri ayrı heyecan
dize dize hayaller
beyit beyit duygulardı
Düşmeden yedi verenlerin nazarı
Dönenceler keyf uykusanda
Eskitir günahını mağrasında her biri
Hikmeti -sebebi kalp ağrısına dönüşür
Acı sızar evliya ambarından
karanfil kokusu serptim yollara
ışıkların sustuğu zamandan beri
yanmış hislerin külleriyle dolu kalbim
mezar kazıyorum onlara hafızamın boşluklarında
bir damla yaş
acı bir sızı
sabaha koşan nehirlerin
ötelere akar birikmiş zemheri suları
ne peygamber kalır hasırlarda
ne de kullara mesken olacak taze uykuları
bir müberra beldenin mücella makamından
Çocuk olup kaçardım düşlerime
ya da hayallerimi uyuturdum dizlerimde
böyle gecelerde
gözümü açsam
tavan üstüme inecek gibi olurdu
her akşam yetim düşler
öksüz sokaklar ,
çıplak ayaklı anne seslerini bekliyor
zihnin en aç yerine yapışık sefalet çilesi
sıcak çorba buğusu
ekmeğin buğday kokusunu bekliyor
akıp giden zaman ırmağının ardından
insanlara dair hikayelerle örülü
her bir sokağı ayrı bir duyguyla yüklü
hüzün ve özlem dolu
insan hayatlarını besteleyen
kendi türküsünü söyleyen şehirler
Sesin var mıydı senin?
Duyabilir miydim bağırsam karanlığına
Suskunluğun bir çığ gibi
Kırık aynalar arasında paramparçayım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!