Her şey, avuçlarımızdan sızan bir kum saati gibi başladı.
Zihnimiz henüz kirlenmemişken.
Tasavvurlarım vardı benim;
avuçlarımda henüz çiğ düşmemiş taze tomurcuklar.
yapıp ettiklerimle değil de,
yapmak istediklerimle alsa boyumun ölçüsünü
bitirdiğim işlere bakarak değil
içimde büyüttüğüm hayallerimle takdir etse beni
elimden gelenleri değil sadece
an geldi
nefeste tazelendi ses.
sözler taze bir yağmur olup düştü .
adımlar farklı,
öfkeler farklı
bir çocuğun gözlerinin içine girerek
seyredilmeli peygamber
çocuksu bir saflığın göğünde yükselen
bir yıldız gibi
parlamalı peygamberlik nuru
meryem sessiz…
meryem suskun
sus meryem
pasif bir susma olmasın susuşun
kim ne söylerse söylesin sen sus
tel örgülerim her seferinde benim yalnızlığımı kanatacak
sınır boyları acıdan mamul alevlerle sarılı
vizesiz ağrılarımın zonklamaları ulaşınca beynimin merkezine
kırılan aynaların her zerresini yazacak kiramen katibin
tüm karanlıklar kayıp anılarımın diline pelesenk olmuşken
zeytuni gök bezminde kalacak sırrı gecelerimin
iyice kararmış bir gecenin tam ortasında
benden başka kimsenin olmadığı bir yerdeyim
bulunduğu bir aralıktan fırlamış, öylece
evet tesirindeyim zıt düşüncelerin
yokluktan varlığa geçişime şahit
ellerim hala soğuk, titriyorum
belki ilk defa
çığlık yüklüyüm
en hazin anlarını yaşıyorum
ayrılığın
kızıl akşamların en çarpıcı olduğu yerde
korkuya bürünen bulutlar gibi loş
insan her şeyi elinde tutamaz
hiç bir zaman
ne gücü
ne güçsüzlüğü
ne de yüreği
ve açtım derken kolları
kelamlar adına
ben, sen, o, biz, siz, onlar...
ne varsa büründürüldüğümüz
sözcükler, kavramlar, terimler ve ıstılahlar adına
birer birer... yeri ve göğü düşünün
ve ikisi arasındakileri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!