insan sevdiği birini kaybedince ne söyler
ne düşer ki dudaklarından
hayat işte
bir varmış ama en çok da yokmuş
sarmaş dolaşız bu gece şehrin kaldırımlarıyla
kentin boş meydanlarına yazgılı duygularımız
leylasız bir tazarru içinde
başlarda duman
saçlarda kar
bir denizi kağıda döker gibi
göğü avuçlara indirir gibi
dudağında inciler büyütür gibi
sesin dokunur gibi
salavatlarca tebessümünü gören aşinalık vechesisin
zihin yatağından akan sırların var
mesela
mutlu değilsin
anlatmakta güçlük çektiğin bir şeyler mevcut
çoğu zaman konuşmaya bile çekindiğin
gecelerden bir geceydi
gittikçe saldırganlaşmıştı çöken karanlık
taş kesmişti gölgeler yol boyunca
köyün patikalarını aydınlatıyordu bir kaç ışık
zihnimiz allak bullak
sabahlar çekip gitti eşkalsiz bilip yüreğimden
amansız bir eşkıya yürüyüp gitti varoşlarından
yağmurun yağışına ne çok alıştım her defasında
yitikliği kadar eskiydi içimdeki bitmek bilmeyen savaş
gün bitti
ince yorgunluğu kaldı ayrılıkların
mevzubahis yolculuksa
menziller vardır
kıvrımlı, sapaklı, tümsekli
yolcu yükümlü
amaç mukaddes
dün gece
sadece sessizlik vardı
ay yok
yıldızlar yoktu
ne kadar karanlıktı
yoksun işte kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi
şu an saatin kaç olduğu önemli değil
sessizliğin çemberinde milyonlarca ses kesilmiş çünkü
şahit olduğum ayaklanmalar dingin bir nehrin akışına koşuyor
bir dahaki gece yolculuğuna dek
ey...
uykusuzluğun gözüne sürgün şiir
eşkıya kelimelerin hazin sesi
alnından vurulmuş saatlerin çırpınışı
ıslahat teşebbüsleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!