kaç telefon cevapsız kaldı
kaç şafağa hicran döküldü
dirhem dirhem
damla damla …
ıslak ıslak
dağlara alacalar
sevdalara kül düşmekteydi
ıssız kahramanlıklara muhtaçtı yetimler
gönüllerinde en derin şarkıların çaldığını
durdukça bu hengamede yorgun düşeceksin
bilmedikçe ruhun hakikatten sapacak
isteklerine hiçbir şey yetmeyecek
hiçbir şey sığmayacak düşlerine
gözden düşeceksin
ruh asaletimiz de görünür rahmetin bin bir tecellisi
kutsiler ordusu ışıl ışıl ufkumuzda tüllenir
gönüllerimiz ötelere kanat açar pürneşe içinde
sidre-i müntehasının son sınırında bir nevi sonsuzlaşır
öyle bir ledünni zaman tüneline gireriz ki
adeta cennet katlarında seyahat ediyormuşuz gibi
Levh İ Ezelîde Adı Yazdı Şehit
Vezin: Mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün
Pür-elemde sîne-i ehl-i safâ yanar
Âh ile leyl ü nâhâr o mihr ü mah anar
lodoslar vuruyor sahillerime
renkler düşüyor bir bir
sarı yapraklar dökülüyor baharlarımdan
karanfil sevdaları ile dolu yüreğim
kar üzerine gül desenli rüyalar çiziyorum
ne gökte ne yerdeyim
gölgesiz bir cevherim
çoğu zaman kırılgan
çoğu zaman dağılmış
bir derviş gibi
fikrimin hazinesinden bahanelerle ulüfe dağıtırım
endişeler işgal etmiş masum hayallerimin her cihetini
sitem ederek zamanın bu uçuk ve duyarsız boyutuna
bütün hışmıyla saldırıya uğramışlığına aldırmadan
beklemek ne kadar perişan verici sabahın kör güneşini
kar yağıyordu evlere ağaçlara
caddelere kaldırımlara lapa lapa
kar biriktiriyordu paltosu şapkası
her şey beyazdı sanki…
oysa her şey siyahtı
gözlerden akan yaşlar da
kilitlerim son buhranları ruhuma
yağmur kokusuna muttasıl
daha girmeden karanlığa aydınlıklar
her nasılsa çekip çıkarırım kendimi kuytularından
en sessiz anında göğe bir merdiven dayayıp
münzevi çilelerden yalnızlığın inzivasına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!