Gece yarısı ansızın sokağa dökülen kahkahaların,
Yağmurun altında şemsiyesiz yürüme ısrarın.
Herkesin kaçtığı fırtınalara kucak açışın,
yağmur altında
sen, en güzel düşlerini beklerken
yağmur başlar ansızın
göklerin gri örtüsü
kabuslar süzülür geceye
çözsem muammasını sonsuzluk rüyasının
dolansa boynuma ışıktan kollar
sihirli elbiselerle girsen göğün mavi kapılarından
açsa esrarını gök perde perde
kaybolan yüzünü görsem göklerde
hem aşk olur
hem hüzün
aşkı olanın hüznü olur
hüznü olanın aşkı
sevdaya duranların sırrıdır gözyaşı
Ya Hafız, sabır bir tohumdur;
toprağın karanlığında çürür gibi görünürken filizlenir aslında.
Rüzgâr ne kadar sert eserse essin,
kök salar, göğe uzanır o tohum
Ya Hu (Muhammesi )
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün
Tecelli eyledi envâr-ı zâtın her yana ya Hu,
Gönül mir’âtına düştü aks-i hüsnün aşikâ ya Hu,
Cihân bir zerredir zıll-i hayâlinde bekâ ya Hu,
kendi öfkende tükettin tüm latif duyguları
çürük yapraklarını kaldırıp at
kırık kaldırımların taşlarını yeniden diz
birkaç ağaç dik yamacına
poyrazı dindirsin
ılıman bir iklime benzetsin seni
hep nafile kürek çekmekten yorgunum
kitap ve sayfaları çileyle yüklü
titrek eller gönül kırılmış
dayanılmaz boyutlarda çağrısı ötelerin
bir gün daha eksilirken
ben hiç korkmuyorum
o son saatten
en hatırlanmayacak rüyalar
bırak saklı kalsın yastığın altında
şu uzak gezegenin mesela
giriş kapısının üstünde yazılı olmalı
Uzaklaşıyorsun sadece…
Gürültülü kavgaların yerini,
Sessiz bir kabulleniş alıyor.
İçindeki o fırtına dinmiyor ,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!