her şey sıra dışı
suskun…
titrek güneşin doğuşu
yağmur tanesinin tene serin dokunuşu
hıncahınç
açık kalmış perdeler
umurumda bile değil böyle şeyler
artık eskisi gibi değilim
ismin gelirdi aklımın ucuna,
kalbime bir sevinç, elime ,ayağıma tatlı bir telaş takılırdı
henüz ortada sen yokken
ismini anarken bile lakin sınırlıydı kelimeler
sen susunca
yağmur kuşları lal kesilirdi
karpuz kabuğundan gemiye binen
çabuk iner diyordu
ismail amcam
heves edilenlerin kursakta kalışını
peşinen söylüyordu
bize
insan sevdiği birini kaybedince ne söyler
ne düşer ki dudaklarından
hayat işte
bir varmış ama en çok da yokmuş
sarmaş dolaşız bu gece şehrin kaldırımlarıyla
kentin boş meydanlarına yazgılı duygularımız
leylasız bir tazarru içinde
başlarda duman
saçlarda kar
bir denizi kağıda döker gibi
göğü avuçlara indirir gibi
dudağında inciler büyütür gibi
sesin dokunur gibi
salavatlarca tebessümünü gören aşinalık vechesisin
sabahlar çekip gitti eşkalsiz bilip yüreğimden
amansız bir eşkıya yürüyüp gitti varoşlarından
yağmurun yağışına ne çok alıştım her defasında
yitikliği kadar eskiydi içimdeki bitmek bilmeyen savaş
gün bitti
ince yorgunluğu kaldı ayrılıkların
mevzubahis yolculuksa
menziller vardır
kıvrımlı, sapaklı, tümsekli
yolcu yükümlü
amaç mukaddes
dün gece
sadece sessizlik vardı
ay yok
yıldızlar yoktu
ne kadar karanlıktı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!