Vezin ; Mefûlü Mefâîlü Mefâîlü Feûlün
Şemin yakarak cânını pervâneye sordu,
"Bu aşk ne melâlettir ki insânı yorurdu?"
Bir katre iken bahr-i muhît oldu ve durdu,
Her kim ki bu meydânda ser-i aşka dokurdu.
Ey gönlü Rabbine susamış kişi,
Bir nefes dur ve dinle…
Bu dünya bir serap değil midir?
Gözünle gördüğün her şey,
Gülüşün can verir yorgun canıma,
Gelişin bayramdır garip hanıma.
Eğer sen yoksan o gün yanıma,
Seni getirmeyen
ölüp- öldürünce…
her şeyin güllük gülistanlık olacağına inandı insan
oysa koca bir yalandı
yalandan bir masaldı anlatılanlar
bir kurgu ,bir kuruntu, şaşalı bir safsataydı
takdis edilmiş kitaplarda yazılı olanlar
lodoslar vuruyor sahillerime
renkler düşüyor bir bir
sarı yapraklar dökülüyor baharlarımdan
karanfil sevdaları ile dolu yüreğim
kar üzerine gül desenli rüyalar çiziyorum
ne gökte ne yerdeyim
gölgesiz bir cevherim
çoğu zaman kırılgan
çoğu zaman dağılmış
bir derviş gibi
fikrimin hazinesinden bahanelerle ulüfe dağıtırım
endişeler işgal etmiş masum hayallerimin her cihetini
sitem ederek zamanın bu uçuk ve duyarsız boyutuna
bütün hışmıyla saldırıya uğramışlığına aldırmadan
beklemek ne kadar perişan verici sabahın kör güneşini
kar yağıyordu evlere ağaçlara
caddelere kaldırımlara lapa lapa
kar biriktiriyordu paltosu şapkası
her şey beyazdı sanki…
oysa her şey siyahtı
gözlerden akan yaşlar da
kilitlerim son buhranları ruhuma
yağmur kokusuna muttasıl
daha girmeden karanlığa aydınlıklar
her nasılsa çekip çıkarırım kendimi kuytularından
en sessiz anında göğe bir merdiven dayayıp
münzevi çilelerden yalnızlığın inzivasına
arzular tutkular ihtiraslardan müteşekkil
içimizde uçuşan binlerce kelebeğin ezelden kısmetiyiz
rüyadan rüyaya geçen tatlı bir uykunun gecesiyiz
aşkın muamması bir lahzadan ibaret




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!