Ve sonra yağmurun yağdığı yerden
Her büyüyüş,
Bir gölgenin ardından ilerlemenin adı gibidir.
Sonbahar kokusu,
ismi bile unutulmuşken
yokluğun tanımsız ayazı duvarlara sinmişken
teli koparılmış sazların sessiz nağmelerini çalalım
sonra sabaha varmadan infaz yemiş zamanı
ıslık yapıp düşürelim dudaklarımızın arasına
ya hep, ya hiç
veya her şeyden biraz
veya sakin bir gece saatini düşün
bir de yarının sabahını
her şey olasılık dahilinde,
ılık yaz akşamının kokusu
ve rengi yüzüme vururken
evime gitmek ya da
özgürlüğümü esir alan
yalnızca gökyüzünün maviliğini görebildiğim
birkaç banklı bir semt parkına takılmak…
Seni düşünmek,
eski bir kentin dar sokaklarında
hiç bilmediğim bir adresi aramak gibi...
Yorgunum,
Ve yüzümüzde bir çocuk gibi
Saf, ürperten bir heyecan
Ve ruhumuzda yaz rüzgârı gibi
Serinleten, dirilten bir esinti.
Nasıl ki İbrahim’in bıçağı taş kesilirken
Gökten bir koç indi,
zalimlerin soyu kurusun
elleri kurusun.
tüm insanlığın gözü önünde kurşuna dizildi
babasının cesaretine sığınan bir çocuğun düşleri
vicdanlar kanıyor
Kimsesiz odanda soğuk gecede,
Beni hatırla
İçin ürperdiğinde
bir mahur beste senden yadigar bana
yer yer gözyaşlarıyla ıslanmış hatıralarla dolu
kaç beyhude rüzgarla savrulur düşler
kaç nafile güneşle kurur gözyaşları
kim bilir hangi zamandan gelendir yaşananlar
öyküsü hüzünlü
siyah saçlı dağ kızı eminenin
hep bahar yağmurları beklemekle geçerdi ömrü
bir yığın düşüncenin kördüğüm olduğu yerde
yüreği kanardı ince ince




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!