Gölgeler yanardağında sırrı aramak

İlyas Kaplan
682

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Gölgeler yanardağında sırrı aramak

hangi kervanın ışığı bu dolunaylı geceler
nükseden bunca yıldızlar hangi aşığın eseri
her cihete nur saçan bir çehre ki parıltılar sunmakta
en ince halelerden daha parlak
evvel zamanlardan armağan bir sükut-ü sevda
bir katre ki güneşin letafetinden
dönencesinde aşkla beslenen nice nazarlar gizli

parça pürçük her şey
en-boy-derinlik, zaman-mekan
her isim, her kelime, her resim
sıfır hacim-sonsuz kütle,
sonsuzluk sırrında gizli


ey kaybolan gündüz gönlün hoş mu şimdi
yoksa unuttun mu
azar azar artık ölümün eşiğindesin
ey karanlık
perdelerini indir
sana isyanlar var
bir sır var
zerre zerre her nefeste


oysa gerçek bir savaştır
kahramanca korkusuzca
yedi kat menziller
parlak yıldızlar uysal ay
itaatkar güneş ufuklar
hava toprak su ateş
yedi iklim dört bucak
altı cihet on sekiz bin alem


oysa dizginsiz bentsiz akmaktır
ateşin azgınlığına kendini bırakmaktır
kendi tanrılarına taparken,
cazibeli ihtişamlara kapılmaktır
gölgeler yanardağında sırrı aramaktır

sır bilindik kıldı
aydınlatılmış günü
karartılmış geceyi
yaza dönsün diye kışı
kışa dönsün diye yazı
bulutu,yağmuru
yaksın diye alevi, ısıtsın diye ateşi,
kandırsın diye suyu,
boğsun diye ırmağı
sığ bataklıkları, derin gölleri,
kaynayan denizleri, ummanları,okyanusları

rüya değil
dört bir yan ağır kırmızı
nar dalları zeytin ağacı defne kokusu
renkli kuşlar
her bir dalda, her bir ağaçta
seherde suyun kırılgan aynası

oysa sır başka
her şeyle her
hiçbir şeyle hiç arasında
her rüyayı bir kez deha
cennet sanmaktır
oysa bilmeli,
yoksa çözülmez düğüm
mecazlar, yan anlamlar
öğeler, söz dizimleri
öyleyse kabul et
temsilleri tefsirleri, şerhleri
bütün ayrıntıları

dört bir yana süzülürken her yer altın sarısı
aydınlığın içinde ışıktan bir dünya
toprak kokusu,suydu her şey
en güzeldi öyle güzeldi öyle sakindi
ikinci cennet sanki cennetti
gözler seyretti her güzelliği
su içerken,
içti o birini, biri onu, bir diğeri her ikisini

oysa
kalbe mühür göze perde kulaklara kurşun
şimdi paramparça karanlık
ses de, söz de, kelimeler de tükenmek üzere
her yer soğuk ve acıtıcı
gözler sadece alev değil akkor
öylece durmuş
vücuttan kopan bir parça

oysa o zaman acılar geçer
oysa o zaman onca açık yaralar kapanır
sevgiliye vasıl eden çöl yolunda
yanma yakılma da varmış
oysa o zaman gökyüzü sakinleşir
yıldız yağmuru altında sonsuzluk
o zaman düşte görülen her hayal
yitirildiği zannedilen
bir ısırıkla kaybedilen her cennet

oysa kara toprağı bilindik kıldı
reçine kokulu sık ve derin ormanları
üzümü, inciri, narı bilindik kıldı
zeytini, zeytinin içindeki yeşil ışığı
hurmayı, göklere uzanan akasyayı, buğdayı
kuzuyu yesin diye kurdu
ceylana susamış sarı yeleli arslanı

sözse söylenmeli,
yazıysa yazılmalı,
gayesiz değil hiçbir kelime
bunca harf
uykulara giriveren rüyalar
öyleyse yürümeli
göze almalı,
itilmeyi kakılmayı,
azınlıkta kalmayı, kınanmayı,
horlanmayı, kovulmayı, taşlanmayı
ölmeyi,
ölürsen
değmez mi?


redfer

İlyas Kaplan
Kayıt Tarihi : 29.11.2016 22:46:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!