İnsan,
hep aynı yol ayrımında beklemekten,
bir çift gözde
kendine küçücük bir yer aramaktan yoruluyor.
Ve gün geliyor,
Herkes giderken bir dönen olmalı
“Ben de seninle kalıyorum” diyen.
Tüm kapılar kapandığında bir kapı açık kalmalı.
Bir kol uzanıp çekmeli içeri seni
“Yalnız değilsin, bak ben de buradayım” demeli.
Aynı hâllerinle herkesi mutlu edemezsin. Bütün resimleri aynı renklerle çizemezsin.
Şahsına münhasır hâllerin çocuğudur aşk; birine söylediğin sözü bir başkasının gözlerinde çoğaltamazsın.
Her sevdanın kendine ait bir dili, yalnız iki kişinin bildiği bir anlamı vardır.
Günışığı resmini çiziyor pencereme bu sabah.
Dışarda koşan çocukların senin kucağına koşar gibi bir halleri var.
Uyandın
gün uyandı dallarıma.
Gözlerimizin yorgunluğuna,
kalbimizin yarasına fısıldayan
bu efkârlı gecenin
her dediğine kanma.
Gün ağırdığında,
Kapat kapıları.
İçeri kitlen,
Sakla yüreğini kitli sandıklara
Sevmek,
kanayan bir yürüyüştür içe doğru,
Karadeniz bir çift mavi gözdür.
Ağlarsa: fırtına,
Gülerse: fındık dalı,
Kırpışırsa: horon,
Dalarsa: hamsidir.
Ne vakit aşktan payıma düşeni istedim,
herkes kullanmadığı şeyleri nereye koyduğunu unutmuştu.
Çok sevdim hepsini
Kendinden bile çok sevdim
Yürüyüşlerine, gülüşlerine özendim
Bir tanımlık zaman diliminde
Ya ben çok büyüdüm,
Ya onlar çok küçüldüler.
Yorgun gecelere uyanan sabahlara dogan
gözlerinin ışığı
kayıp.
Ufuklarda izdüşümü,
çakan şimşeklerde güne kapı aralayan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!