Hayatın,
düşüncenin rengine boyanır.
İçinde ne taşıyorsan,
yollarına o dökülür.
O dar kıyılardan çekil.
Senin doğanda
enginlere taşmak var.
Bırak, ölçemesinler seni
cetvelleriyle.
Tanrım!
Günahkar Havva'nın yanında olmayacaksa yerim.
Minnetini istemem senin olsun o cennetin.
Şikayetçiydi aşktan.
Onu hep öldürmek istedi.
Önce,
ceplerine doldurduğu şiirleri attı.
Sonra öyküleri yaktı.
Kim kime benzerse,
ona döner yüzünü
Kuş göğe benzer.
Kanadını maviye verir.
Su denize benzer.
Kendine uğramadan,
kimseye gitme.
Önce kendi kapını çal,
biraz otur eşiğinde.
İçeride kim kalmış,
Gün gelecek, kendine ırayıp
yavaş yavaş ölen neşelerin yasını tutacaksın.
Gün gelecek,
bir köşeye ilişip,
sararan çiçeklerle anılmak istemeyen arzuların
Kapını araladığında,
rüzgâr da girecek benimle.
Omuzlarımda dağların tuzu,
gözlerimde uzun bir bekleyişin külü...
Nerelerden geldiğimi sorma;
Sordu adam;
"Beni özledin mi?"
Evet, dedi kadın,
"Bak gelirsem, paspas yaptığın yerlerde
ayakkabımla dolaşırım."
Sen gel,
Unuttuğum bir şeyler var.
Ne olur hatırlatın dostlarım!
Kış, şömineler önünde anlatıldığı kadar güzel bir mevsim miydi?
Buz tutmuş bir pencerede donmuş
bir gülüş kalmış aklımda.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!