Hüzünle ağlarken, sevdiğini gördüğünde gülümseyen birinin sevgisini ölçecek hiçbir ölçü yoktur.
Böyle bir sevgiyi ne terazi tartabilir,
ne rakamlar ifade edebilir
ne hesaplar çıkarabilir
ne de sözcükler eksiksiz anlatabilir.
Namlusundan fırlamış bir mermidir kalbim.
Her hedefte, arzularını ıskalayan...
Seni seviyorum,
ağacı da, kuşu da.
Denizde maviyi,
bozkırda sarıyı,
karda beyazı da.
Gittiğim her yere, sana geliyorum hissiyle gittiğimden,
Otobüslerde “gidiyormuşum” hissi veren ters koltukları hiç sevmedim ben.
O ayrılıktan yapılmış gidişler
sana baktığım pencerelerden
Yön duygumu alıp gittiler
.
Kimse seni,
senin gibi sevmez.
Kimse acımaz sana.
Bir köpek gibi
kendi yaralarını yalayıp
Varlığın,
yıkıp yıkan sellerin tortusundan alarak düşlerimi,
bir baharı emziren sesine taşıdı ağlayan çağlayanlarda.
Ardında ne bir iz kaldı,
ne geceden sabaha sarkan bir sima
Sorgunda
Sorduğun her soruya
cevabım vardı aslında.
Ama yüzünü seyretmek varken,
zaman kaybından başka nedir ki
Ey, her mevsimi kış eden hüznüm...
Ey, göç eden özlemlerim,
depremlerle sarsılan, güvendiğim dağlar...
Ey, diz çökmüş halime meraklı utancım,
içimde büyüyüp beni sırtımdan vuran hayallerim,
melankolik hüzünlerim...
İnsan,
hep aynı yol ayrımında beklemekten,
bir çift gözde
kendine küçücük bir yer aramaktan yoruluyor.
Ve gün geliyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!