O gidecek,
sen de gideceksin,
ve bu yaşamın tekrarı olmayacak.
Ne aynı sabaha uyanacak,
ne saçına dolanan o ışık, öyle parlak kalacak
En acı ölüm, hayata başlamadan insanı bulandır.
Ve bu ölümün en trajik şekli, bizi çocuklukta değil, yaşlılıkta bulandır.
İçindeki o çocuğu susturan, onu yalnızlığa terk eden bir ölümdür bu.
Ne mezar taşı olur, ne yas tutanı...
İçeride, derinlerde sessizce yaşanır.
Kendi dışımızdaki koşulların tutsağıyız,
başlamadan bitirilmiş cümlelerin,
kurulmamış hayallerin içindeyiz.
Adımıza yazılmış kaderlerde
bizden başka herkesin imzası var.
Herkes yalan söylüyor,
herkes o yalanlara inanıyor.
Umudu öldürdüler, sevdiceğim… umudu!
Kimsede,
gerçeklerle yüzleşecek güç bırakmadılar.
Kimisi,
elinde intikamın paslı bıçağıyla koşar peşinde gölgelerin —
zayıflığın
çığlık atan hâlidir bu.
Kimisi,
Ey kainat; şu güzelliğinle övündüğün karanlık gecene bak ve utan!
Parıldayan bütün yıldızları bizden...
Zorluk,
kapını çalan o sessiz öğretmen,
uykudaki dehaya fısıldar:
"Kalk, zorlu yollar seni bekliyor."
Konforun battaniyesiyle sarılı
Yürüyen bilir ki
Varılan yer değil,
geçilen yollar
ömrün asıl hikâyesidir.
Çünkü hedef,
Hayallerim,
olur da başınızı alıp gidersiniz
düne, yarına,
giderseniz beni geride bırakıp,
gözlerinizin uzağında kaybolan zamana...
Yarin yanağından bir tebessüm getirin bana.
Sen gül'den,
gül senden.
Gözlerin yeşil
volkanik bir gölden.
Yanakların; ayaz vurmuş çatlamış nar,
karanlık geceden ay, kirpiklerin nemli.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!