Duruşunu maviden derleyen kadın,
asi yanım, gizemli masalım;
her yerde çıkıp durma karşıma.
Duruşunu rüzgâr sanıyor kuşlar,
çarpıp duruyorsun kanatlarına.
tuttuğunu koparır,
krallara başkaldırır,
tüm engelleri aşar
gelirsin aşkın kapısına.
yaramaz civanmert oluşun
sevdiğin kadar güçlüsündür
Başkalarının aynasında
yüzün eğriliyor,
gözlerin tanımıyor seni.
Her söz bir kalıp,
her bakış bir ölçü.
Ey, zamandan merhamet bekleyen kadın!
Yıllar sonra, ela gözbebeklerinin beyaza bağlanıp yüreğime yürüdüğü yerden sesleniyorum sana:
Yalın ayak, üryan koştuğum yollarda, çöl dikenlerine serpiştirdiğim hüznün can yangısı var seslenişimde.
Yüzümde çizgilerle,
kısık gözlerle,
göz torbalarımın üstünden bakıyorum yaşamın sonsuz çayırlarına.
Değerli olan her şeyi, önemli günler için saklayan bir annenin çocuğuyum ben.
Olduk olmadık her şeye gülemiyorum işte.
Özenle katlanmış mendiller gibi dururdu neşe dolaplarda;
olmadık yerde gülersek
eksilirdi neşe,
Baharın tehlikeli bir mevsim olduğunu söyleyen olsaydı keşke,
siyahın gecede durduğu gibi durmayıp
gözlerde ölümcül bir cazibeye dönüştüğünü...
Sireni olsaydı kalbimin mesela,
çalsa aşık olma vakti.
Tabelası olsa yollarda aşkın,
Sevgimi zamana aşıladım.
Anlar, saatler, aylar, yıllar, ömrüm senindir.
1. Aşk, yürekteki boşlukta filizlenir; fazlalık değil, eksiklik büyütür onu.
2. Çocuklar, sahip olmadıklarını çizer; tıpkı büyüklerin özlemlerini yazması gibi.
Aşk; Olalı beri mülkiyete baş eğmemiş bir eşkıyadır.
Onu ehlileştirmeye çalışma, ondan öğren...
Bu toprakta,
bıçak bilemiş haritalar gece uyumaz;
bu nedenle güneş kanlı doğar.
Zeytin ağaçları
sorguya çekilir;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!