Mavisinden arandı deniz.
Efkarlı bir dağ dili kızgındı
adımlamadığın patikalarına.
Aydınlığını arayan günler
bakındı yollarına.
Gülüşlerimi çaldın.
Gitmek için, kapıdan
uzaklaşmanı bekliyor sevincim.
Ellerinden, gözlerinden, duruşundan
biriktirdiğim bütün mutluluklarımı alıp gittin.
Kötülerin bir zırhı vardır.
Ne gölge düşer üstlerine,
ne yasa tanırlar,
ne de iz bırakırlar suç mahallinde.
Adalet, yoksulun ayak sesine kulak kabartır.
Ne yazı,
ne hazanı,
ne de kışı var —
tek mevsimlidir bu aşk.
Ve sana biçilmiş,
O gidecek,
sen de gideceksin,
ve bu yaşamın tekrarı olmayacak.
Ne aynı sabaha uyanacak,
ne saçına dolanan o ışık, öyle parlak kalacak
En acı ölüm, hayata başlamadan insanı bulandır.
Ve bu ölümün en trajik şekli, bizi çocuklukta değil, yaşlılıkta bulandır.
İçindeki o çocuğu susturan, onu yalnızlığa terk eden bir ölümdür bu.
Ne mezar taşı olur, ne yas tutanı...
İçeride, derinlerde sessizce yaşanır.
Kendi dışındaki koşulların tutsağısın,
başlamadan bitmiş cümlelerin,
kurulmamış hayallerin içindesin.
Adına yazılmış kaderlerde
senden başka herkesin imzası var.
Kalabalıklar eksilir bir gün,
sesler çekilir birer birer.
İnsan kendine vardığında,
yalnız gölgesi yürür yanında
Aldanma yolun genişliğine,
Ey kainat; şu güzelliğinle övündüğün karanlık gecene bak ve utan!
Parıldayan bütün yıldızları bizden...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!