Keldağı'nın omuzlarında eski bir rüzgâr dolaşıyor.
Deniz, bin yıllık uykusundan yeni uyanıyor.
Nar yine kızarıyor dallarında.
İncir, balını güneşe seriyor.
Üzüm, sabırla olgunlaştırıyor zamanı.
Vaktimiz yok bir dostun yüreğinde durup soluklanmaya
Geçiyoruz birbirimizin içinden iz bırakmadan
Sizin kutsalınız
benim günahımdır.
Duanız yaramı sarmaz.
Ben,
saraylarda yazılmamış kitaplardan,
Ben inandıkça zaferini müjdelenen bir militan gibi gülümseyen o gözlerinin hatırına
yalanı da sevdim ben.
yaşamak güzel,
yaşam korkunç!
ya şarkılarınızda
yalan söylemekten vazgeçin,
ya yaşamı
o şarkılarınıza benzetin.
Tek tek açıp kelimeleri kayıp,
satırları boş bulana kadar;
koltuk altımda, yüreğime yakın
taşıdığım kitaplar gibi
bildim dostlarımı.
Yüreğim çarpıp duruyor,
durduğun yerde rahat dursana.
Göğüs kafesimde, gecenin omzuna başını koymuş ürkek bir at var;
adın anılınca şahlanıyor,
nal sesleriyle karanlığı bölüyor.
Bugün olmadı.
Kapı açılmadı,
sesim yetişmedi ona.
Sözler kaldı dilimde,
çayımız soğudu masada.
Acıya susulmaz, haykır!
Ah'ın olayım.
Çığlığın, isyanın, soluğun
paralasın yüreğimi.
Öfkeni hissettir bana, kinin olayım.
Aşk aramıza yeniden dönecek,
bıraktığı yerden başlayarak.
Yüreğimize sinmiş suskunluğu
bir pencere gibi rüzgâra açacak.
Kırgınlığın tozunu silkeleyip üstümüzden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!