çocukluk,
çocuklukta heder olur.
gençlik,
gençlikte
yaşam
yaşamın tam ortasında yitip gider.
Gidişine ramak kala aniden bastıran bu sancı, seninle gidecek değil mi?
Çok öldük;
bir ölümün acısını
başka bir ölümün gölgesinde
unutacak kadar çok.
Bir solukluk havaya muhtaç bırakıldık,
Herkes bir şeyleri sevdi,
ben de...
Sevdim; boncukları döşünde, terinde,
yıldızları gözlerinde,
yeşili ayak izinde,
sıcağı yanağında,
Acı,
derimizin altına işleyen bir öğretmen.,
içimizdeki kırılgan taşı
çeliğe dönüştüren gizli bir ustadır.
Her kavgada biraz daha direnmeyi öğrendik,
Yaşamın eteklerine oturdum,
düş katarları geçti önümden.
Yaşayamadığı bir hayata el sallayan bir çocuk koştu raylar boyunca.
Neler varmış düş heybemde, neler...
Ne olmadık sözler söylemişim,
İki kişiliksin içimde.
Bir senin bildiğin,
bir de benim bildiğim...
Senin bildiğin geldiğinde,
benim bildiğim de geliyor.
Senin bildiğin gittiğinde,
Yüzündeki her çizgi,
ya bir hüzne
ya bir gülüşe açılıyor.
Gelirsem,
beni ağırlayacak gözlerin?
Epeydir çiçek almıyorum ona.
Alsam,
ilk işi fiyatını sormak olur;
haksız da değil hani.
Bizde çiçek almak,
Saçlarını toplamışsın;
birkaç tel sığmamış akşama.
Şakağında gümüş,
uçlarında günün son bakır nefesi
Elini kaldırmışsın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!