Yel, sevgilinin elleriyle dokunurmuş insana,
rüzgâr, yârin sesiyle konuşurmuş.
yüreğe saplanan diken,
gamzelerinin sırrıyla çözülürmüş.
Kirpiklerinin arasında
Ha, o mu?
Hatırladım elbette.
Gecenin kokusunu,
saçlarıyla elime tel tel çizdiğim
sevdiğimdi bir öyküde.
Yüz kez sevdi.
Yüz kez yandı bu yürek.
Yüz kez söndürdüm.
Sırtımı dönmeye gelmiyor;
aha yine tutuştu.
Daha da dönüp bakmam.
Fahişe eylediğiniz hayatta
evliya aradık.
Bir çift üşüyen ele
bütün ömrümüzü giydirdik.
Bu kadar rahat gidebileceğini bileydim,
zoruna bu denli cefakâr olabileceğimi söylemezdim.
Vermezdim sırlarımı...
Siyah saçlarının pırıltısında beni, sadece beni yaşatan bir iksir taşıdığını...
Sevilen uzaktaki kadının da onarılmaz yaralar açabileceğini...
Sevgi ucunda sivri bir mahmuz
Meraktır,
ardı ardına dizen sendeki beni.
Soru sorma, yalan söylerim;
tanırsan gün ağırır,
yanından erken giderim.
Yanımdaydın,
güne açan çiçek gibi,
banaydın.
Sesine sarılan gün,
bilinmez bir dünyadan
Bu coğrafyada ölümün bütçesi yoktur.
Bir annenin öfkeli gözleriyle tartılır yoksulluk,
bakışlarında çürür gelecek.
Bir damla umut,
iki lokma korku,
üç vakit susmak:
Yaşanmamış bir hayat,
her gün sinsi bir yaradan sızar içine insanın.
Bir acısı vardır ki ne dillenir ne susar;
her sabah yeniden kabuk bağlar,
her gece sessizce yeniden kanar.
Kalbinde
henüz gelmemiş birine
bir yer bırak.
Kışın
bütün odunlarını yakma;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!