Dilinin ucunda bekleyen söz,
adımı söyleyince
gel.
Yüzündeki gamze,
gülüşünde güle dönünce
bahar gelmiş balam benim,
gözlerinin rengini giyiniyor asmalar;
şimdi ellerin dut yaprağı,
yanakların turunç kokar,
göğsün bereketli.
O zaman gökyüzü
belki daha mavi değildi,
ama bakışların
daha yakındı bana.
Bu yüzden,
Barış;
şehirleri ateşe verenlerin
tarih kitaplarında utançla anılmasıdır.
İşgalcilerin paslı ayak izlerinin
coğrafyaların alnından silinmesidir.
Ah, bu şehrin sözüm ona yaşayanları
Yükünüz ne kadar ağır öyle.
Hem kendiniz,
hem gidenler için yakıyorsunuz ağıtları.
Ah, bu şehrin sözüm ona yürüyenleri
Sonbahar gitmekle kalmak arasında,
sokakta bir kadın,
saçındaki tarakla
gökyüzünü saçına bağlıyor.
İçimdeki ses:
"Adımları hızlı at,
Su kabarır bakışlarımda,
sen ayrılık sanırsın.
Öpersem siyah saçlarından,
yağmurda ıslanırsın.
Hazan sarar ağaçları,
Aşk,
bir sabah gibi gelir;
uyanmamış şehrin
kirpiklerine konar.
Ne kapıyı sorar,
ne izin ister yürekten;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!