Yüz kez sevdi.
Yüz kez yandı bu yürek.
Yüz kez söndürdüm.
Sırtımı dönmeye gelmiyor;
aha yine tutuştu.
Daha da dönüp bakmam.
.fahişe eylediğimiz hayatta,
evliya aradık.
sonsuz bir baharda,
yalnızlık açtı çiçeklerimizi.
bizimle işini bitiren,
Bu kadar rahat gidebileceğini bileydim,
zoruna bu denli cefakâr olabileceğimi söylemezdim.
Vermezdim sırlarımı...
Siyah saçlarının pırıltısında beni, sadece beni yaşatan bir iksir taşıdığını...
Sevilen uzaktaki kadının da onarılmaz yaralar açabileceğini...
Sevgi ucunda sivri bir mahmuz
Hiçbir nehir denizden ayrı değildir;
hiçbir ses yankısından.
Ben de senden bağımsız bir ben değildim.
Seni içime sığdırabildiğim kadar büyüktüm.
Olup biteni anladıkça seni anlatabiliyordum.
Geçmişte uyuyan bir eve çocukluğumu ziyarete gittim.
Yastığının altına bir bayram sabahı koydum.
Yanına ipi hiç kopmayacak bir uçurtma bıraktım.
Yaşamdan sonrasının koca bir hiçlik olduğundan eminim.
Karanlık, doğduğu yere dönen bir nehirdir.
Nefes biter, ses susar, beden toprağın eski diline karışır.
Ama doğum...
Sen şimdi alışveriştesin ya,
bakındığın raflarda ben de varım.
Haydi, al beni!
Bir bardak,
bir vazo,
Bir gün, bir kadın
gözlerimin içine baktı
ve
bende,
kimsenin ulaşamadığı yere ulaştı.
Bir kez yaşıyorum!
Bunu da hırsın karanlık dehlizlerinde,
çıkarın çarpık terazilerinde,
yalanın kirli aynasında tüketmek istemem.
Bir kez yaşıyorum!
Büyük sözlerim yoktur benim.
Bir kıvılcım kadarım
gecenin karşısında.
Ne sarayların kokusu sinmiştir üstüme




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!