O küçük dünyana sığdırdın beni,
bir iki sözüme,
susuşuma,
yanılgıma.
Gördüğün yanımı
Dilinin ucunda bekleyen söz,
adımı söyleyince
gel.
Yüzündeki gamze,
gülüşünde güle dönünce
Hiçbir nehir denizden ayrı değildir;
hiçbir ses yankısından.
Ben de senden bağımsız bir ben değildim.
Seni içime sığdırabildiğim kadar büyüktüm.
Olup biteni anladıkça seni anlatabiliyordum.
bahar gelmiş balam benim,
gözlerinin rengini giyiniyor asmalar;
şimdi ellerin dut yaprağı,
yanakların turunç kokar,
göğsün bereketli.
O zaman gökyüzü
belki daha mavi değildi,
ama bakışların
daha yakındı bana.
Bu yüzden,
Barış;
şehirleri ateşe verenlerin
tarih kitaplarında utançla anılmasıdır.
İşgalcilerin paslı ayak izlerinin
coğrafyaların alnından silinmesidir.
Ah, bu şehrin sözüm ona yaşayanları
Yükünüz ne kadar ağır öyle.
Hem kendiniz,
hem gidenler için yakıyorsunuz ağıtları.
Ah, bu şehrin sözüm ona yürüyenleri
Geçmişte uyuyan bir eve çocukluğumu ziyarete gittim.
Yastığının altına bir bayram sabahı koydum.
Yanına ipi hiç kopmayacak bir uçurtma bıraktım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!