Aşk; Olalı beri mülkiyete baş eğmemiş bir eşkıyadır.
Onu ehlileştirmeye çalışma, ondan öğren...
Gelirsin, gelmezsin.
Seversin, sevmezsin.
Anlarsın, anlamazsın.
Ben sana bugüne kadar ne sunduysam
girişli çıkışlı, iki kapılı bu sevgi sunağında
Gidersen,
Özlemime adres bırakma.
Bir şeyler kalsın bende senden.
Gitmek istese de gidemeyen.
Zayıf anlarım oldu benim incindiğim...
Dövüldüm, sığınacak kimsem yoktu.
Kovuldum, gidecek yerim...
Bir gün sen de uyanırsın.
Kıymetini bilmediklerinin yokluğuyla.
Bir sandalye eksilir masandan.
Bir ses çekip gider evinin içinden.
Her sabah açılan pencere,
Her caddesinde bir dostumuzu uğurladığımız,
parça parça,
insan insan eksildiğimiz
bu şehirin
tenhalıklarında yitiriyorum benliğimi.
Nar çiçeklerini döktükten sonra,
güz'de güz kalmadı
Göçtü yaban kazları…
ak mukallit, kum kuşu,
su çulluğu, küçük çıvgın…
Size sunulan bütün sevgileri güneşe tutun içinde çocukluk yoksa sahtedir!
.
Aynı hâllerinle herkesi mutlu edemezsin. Bütün resimleri aynı renklerle çizemezsin.
Şahsına münhasır hâllerin çocuğudur aşk; birine söylediğin sözü bir başkasının gözlerinde çoğaltamazsın.
Her sevdanın kendine ait bir dili, yalnız iki kişinin bildiği bir anlamı vardır.
Günışığı resmini çiziyor pencereme bu sabah.
Dışarda koşan çocukların senin kucağına koşar gibi bir halleri var.
Uyandın
gün uyandı dallarıma.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!