Kalan, acısıyla kalmıştır,
giden döner mi bilinmez.
Hüznünü zihnindeki boşlukta boğ,
her kaybı bir anıyla yad et.
İtaatsizliğin en güzel halidir umut,
Acı geçiyor,
geçiyor elbet…
Bir sabah uyanıyorsun
ve dünün ağırlığı
biraz daha hafiflemiş oluyor.
İçimdeki boşluğu anlatamam ben.
Adın yoktu,
sesin yoktu...
Bir eksik vardı sadece.
Sonra geldin, gözlerinle doldu içimdeki oyuk,
Yaşlı zeytin ağaçlarımız vardı, kocaman gövdeli,
Asmalı dut ağaçlarıyla yan yana dizili.
Tanesini geç verir,
verdi mi en iyisini verirdi.
Dallarında annemizin elleri,
Onlar yürüyünce
yol, kime ait olduğunu hatırladı
Her düşen,
zamanın kaburgasına saplanmış bir yaraydı;
her yara,
acılarımla onardım
o kayıp akşamı
karanlıkta
iki köz gibi duran gözlerinde
Ölüm fikri,
sırtıma yaslanan bir gölge,
yolun sonunda bekleyen sessiz bir liman.
her an kapanabilir gözlerim
işte bu yüzden
her bakışa biraz daha uzun,
Dur.
Bu yorgunluk kimliğin değil;
üstüne çöken yılların
emanet ağırlığıdır.
Düştün diye yere ait değilsin.
Toprak,
Yüzündeki gamze,
gülüşünde güle dönünce
gel.
Kirpiklerinle harlanan ateş,
yüreğimde köze dönünce
Su kabarır bakışlarımda,
sen ayrılık sanırsın.
Öpersem siyah saçlarından,
yağmurda ıslanırsın.
Gitme diye aklımdan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!