Varlığın,
yıkıp yıkan sellerin tortusundan alarak düşlerimi,
bir baharı emziren sesine taşıdı ağlayan çağlayanlarda.
Ardında ne bir iz kaldı,
ne geceden sabaha sarkan bir sima
Sorgunda
Sorduğun her soruya
cevabım vardı aslında.
Ama yüzünü seyretmek varken,
zaman kaybından başka nedir ki
Tanrım!
Günahkar Havva'nın yanında olmayacaksa yerim.
Minnetini istemem senin olsun o cennetin.
Bir kadının başını dayayıp
uzaklara dalmadığı
o pencereleri
ne diye yaparlar,
bilmem ki.
efkarım demini alırken alev dudaklarında,
mey niyetine içtim gözlerindeki ışık hüzmelerini.
dokunuşlarımda canımı soluyan tenin
gittiğin yollardan geri dönme vaktidir.
bir yavru ceylanın düştüğü yerden,
doğrulup kalkmasıdır gülümsemelerin.
Çok sevdim hepsini
Kendinden bile çok sevdim
Yürüyüşlerine, gülüşlerine özendim
Bir tanımlık zaman diliminde
Ya ben çok büyüdüm,
Ya onlar çok küçüldüler.
Yorgun gecelere uyanan sabahlara dogan
gözlerinin ışığı
kayıp.
Ufuklarda izdüşümü,
çakan şimşeklerde güne kapı aralayan
Zehirli bir suskunlukla büyüttüler bizi,
her sözümüz, bir kırbaç gibi indi sırtımıza.
Ama artık suskunlukla değil,
sözün ateşiyle yürüyoruz zamana!
Tarihi yazan kalem olmasak da,
Dur be çocuk,
küsmekte o kadar da aceleci olma.
Bazen isteğin dışında
alıp başını gider yaşam.
Kimseler görmez gözlerindeki
duruyor,
esmer bakıyor
ardı sıra
dinden imandan çıkarıyor insanı.
bakışları duru
gözleri derin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!