Yüz kez sevdi.
Yüz kez yandı bu yürek.
Yüz kez söndürdüm.
Sırtımı dönmeye gelmiyor;
aha yine tutuştu.
Beter olsun!
.fahişe eylediğimiz hayatta,
evliya aradık.
sonsuz bir baharda,
yalnızlık açtı çiçeklerimizi.
bizimle işini bitiren,
Bu kadar rahat gidebileceğini bileydim,
zoruna bu denli cefakâr olabileceğimi söylemezdim.
Vermezdim sırlarımı...
Siyah saçlarının pırıltısında beni, sadece beni yaşatan bir iksir taşıdığını...
Sevilen uzaktaki kadının da onarılmaz yaralar açabileceğini...
Sevgi ucunda sivri bir mahmuz
Ah, bu şehrin sözüm ona yaşayanları
Yükünüz ne kadar ağır öyle.
Hem kendiniz,
hem gidenler için yakıyorsunuz ağıtları.
Ah, bu şehrin sözüm ona yürüyenleri
Geldiğinde görmezsen, merak etme.
Geçmişte uyuyan bir eve,
çocukluğumu ziyarete gittim.
İşteymiş,
gelir diye bekliyorum.
Başını okşayıp,
.
Bir demet kır çiçeği almış
Kadının gülümsemesidir yaşamak.
Ne vitrin camlarında çoğalır
Ne mal mülkle tartılır...
Sen şimdi alışveriştesin ya,
bakındığın raflarda ben de varım.
Haydi, al beni!
Bir bardak,
bir vazo,
Bir gün, bir kadın
gözlerimin içine baktı
ve
bende,
kimsenin ulaşamadığı yere ulaştı.
Gerçekler her zaman gülümsemez insana.
Ne su hep duru akar,
Ne de dünya usulca döner.
Zaman olur, yer titrer;
İnsan sarsılır içten içe.
Sen bu toprağın çocuğusun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!