Yaşamdan sonrasının koca bir hiçlik olduğundan eminim.
Karanlık, doğduğu yere dönen bir nehirdir.
Nefes biter, ses susar, beden toprağın eski diline karışır.
Ama doğum...
İşte orada düğümleniyor aklım.
Bu dünyaya gelmek bir ödül müydü, bir ceza mı?
Bir çocuğun berrak gülüşünde ödül sandım yaşamı.
Bir annenin sessiz gözyaşında,
bir işçinin nasırlı avucunda,
bir askerin yarım kalmış valizinde ceza...
Belki de mesele doğmak değildir.
Mesele, bize sorulmadan açılan bu kapıda hangi acının,
hangi sevincin içine bırakıldığımızdır.
Kimimiz saraylarda doğar,
kimimiz acının koynunda
Aynı göğün altında başka başka yazgılar büyür; aynı ekmeğin kokusunda başka başka açlıklar.
Zaman, ömrümüzden eksilen sessiz bir rüzgârdır.
Her gün bir parçamızı alan hayat bizden aldığıyla büyür.
Sonra...
Hiçlik gelir.
Ne bir ağıt ulaşır bize ne de bir müjde.
Sonsuz bir suskunluk.
Bu yüzden ölüm değil,
doğum ürkütüyor beni.
Çünkü hiçlikte acı yoktur.
Acı, bu dünyayanın işidir
Ve insan, belki de ömrü boyunca o sorunun cevabını arar:
Bu dünya, bize verilmiş bir armağan mı,
Yoksa ceza mı?
Kayıt Tarihi : 24.02.2026 12:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!