Sordu adam;
"Beni özledin mi?"
Evet, dedi kadın,
"Bak gelirsem, paspas yaptığın yerlerde
ayakkabımla dolaşırım."
Sen gel,
Unuttuğum bir şeyler var.
Ne olur hatırlatın dostlarım!
Kış, şömineler önünde anlatıldığı kadar güzel bir mevsim miydi?
Buz tutmuş bir pencerede donmuş
bir gülüş kalmış aklımda.
Aşk yoktu,
kuyruklu yıldızlar dölledi güzelliğini.
Ondandır,
her kaybolduğumda
çoban yıldızını arar gibi bakındığım sana.
Toprak yoktu,
Güvende değil bu şehir,
korku baskın;
geceler ıslak,
duvarlar tetikte.
Korku sisleri birikiyor çatılarda,
yürekleri korku kemiriyor içten içe.
Diyelim ki bir hatasın,
Ömrümde kederli bir gün,
Defterinde eğri bir çizgi,
Koca okyanusta hep bana ras gelen bir resif.
Diyelim ki; berbat bir şarkısın,
Öyle yalızım ki;
rastgele birilerini arayıp
"eve geç geleceğim meraklanma" diyesim var.
Acı,
derimizin altına işleyen bir öğretmen.,
içimizdeki kırılgan taşı
çeliğe dönüştüren gizli bir ustadır.
Her kavgada biraz daha direnmeyi öğrendik,
Yaşamın eteklerine oturdum
Düş katarları geçti önümden,
Yaşanmamış bir hayata el sallayan çocuklar koştu raylar boyunca.
Neler varmış düş heybemde, neler...
Ne olmadık sözler söylemişim,
Dövülmüş, horlanmış,
Cesareti çalınmış;
Hüznünü yastığa,
Gülüşünü toprağa gömmüş
Yorgun bir çocuksun sen.
Benim yaşadığım coğrafyanın tanrıları, insanların iyiye dair kurduğu hayaller kadar çoktur.
Burada her kavim kendi göğüne bir ışık çizer,
her halk kendi yarasına göre bir merhem uydurur.
Ama benim yaşadığım coğrafyanın şeytanı tektir;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!