Sorduğun her soruya cevabım vardı aslında.
Lakin yüzünü seyre dalmak varken, zaman kaybıydan başka nedir ki aklanmak nazarında.
Söz uçar,
düşler kalır geriye.
Savrulan kelimeler
iz bırakmazken,
gözlerimizin kıyısında
sessiz ve soluk hayaller durur.
Ey, her mevsimi kış eden hüznüm...
Ey, göç eden özlemlerim,
depremlerle sarsılan, güvendiğim dağlar...
Ey, diz çökmüş halime meraklı utancım,
içimde büyüyüp beni sırtımdan vuran hayallerim,
melankolik hüzünlerim...
Vaktimiz yok bir dostun yüreğinde durup soluklanmaya
Geçiyoruz birbirimizin içinden iz bırakmadan
Sizin kutsalınız
benim günahımdır.
Duanız yaramı sarmaz.
Ben,
saraylarda yazılmamış kitaplardan,
Ben inandıkça zaferini müjdelenen bir militan gibi gülümseyen o gözlerinin hatırına
yalanı da sevdim ben.
yaşamak güzel,
yaşam korkunç!
ya şarkılarınızda
yalan söylemekten vazgeçin,
ya yaşamı
o şarkılarınıza benzetin.
Sen karanlığın dip köşelerinde büyüttün sözünü;
duyulmadığı için değil,
duymazdan gelenler çok olduğu için
kendi gölgende harladın ateşini.
Zamanla anladın:
Yalnızlık, çatlayan dudaktan dökülen, şarkıların arasında titreyen yorgun bir yürektir.
Boş bir oda değil, dolu bir salonda kimsenin dönüp bakmadığı bir tablodur.
Yüreklerin müzayedesi kurulmuş, senin kocaman kalbin karanlık bir sandıkta unutulmuştur.
Yalnızlık, fısıltılarını duymayan sokaklarda anılarını taşıyan bir gölgedir. .
Artık ne içten bir dostluk,
ne de gerçek bir saygı kaldı.
Bağlılık, her ilişkide
vakti kısa bir misafir gibi davranıyor.
Kuşku yerleşiyor sofralara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!