Bir kıyı daha var içimizde,
Henüz çizilmemiş haritalarda bekleyen...
Eşiğinde gün batımı renginde birer yarımadadır yüreğimiz;
Gündüzleri gökyüzünü kuşanır,
Geceleri ay düşer kumsalına.
Sözler uzar,
Sen gidince
şarkılar da kapımdan ayrıldı.
Kahkahalar toparlanıyor,
mutluluk yolun yarıladı
Bir annenin peşi sıra yürüyen çocuklar gibi
Hayatın kolay olmasını bekleme.
Birinin gelip seni kurtarmasını…
Elini tutmasını,
“Buradayım.” demesini…
Yüzünü toprakla yıkayanların
duruyor,
esmer bakıyor
ardı sıra
dinden imandan çıkarıyor insanı.
bakışları duru
gözleri derin
kardeşiz
ne anneden
ne babadan;
terimizi içmiş ağaçların,
ağaçlarda konaklayan kuşların
Bu sabah
Seyranbağları’ndan çıktım sokağa.
Güneş daha erkendi.
Asfalt değildi.
Her caddesinde bir dostumuzu uğurladığımız,
parça parça,
insan insan eksildiğimiz
bu şehirin
tenhalıklarında yitiriyorum benliğimi.
Basit zevkler çağındayım,
inanmıyorum artık rüzgarın şarkılarına.
Mavinin büyüsü bozuldu,
yitirdim hislerimi.
Yürek düğümlerimi çözdüm,
ufalandım,
Muhtemelen sarılmayı icat eden dilsizdi ve sevgiye dair herşeyi bir çırpıda anlatmak istiyordu
Hiç kimse kendini yaşamıyor.
Şiirler ondan güzel.
Bir ömür susuyor insan,
bir dize konuşuyor yerine.
Öpemediği bir yüzü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!