İnsan dediğin
en çok kimle susarsa,
oraya kurar içini.
Kimin gözünde kaybolduysa,
kimin sesinde yankılandıysa kalbi,
İçime öylesine bir davetti benimkisi.
Bir gülüşlük, bir nefeslik ikramdı işte.
Giderken ruhumu söke söke gitmek niye?!
Çocuktum.
Sabah uyandım, daldım oyuna.
Yaşlı bir bilge,
koyarak elini başıma,
fısıldadı kulağıma:
"Oğlum, unutma!
Gözlerimde geçmişin yorgunluğu,
yüreğimde adımların yankısı.
Yaşamakla yaşamamak
aynı noktada buluştu içimde.
Sevdiklerim gitti,
ama eksilmedim.
Hangi çiçek verir rengini, bilmem;
hangi ateş sıcaklığında tenini?
Özledim cennetim,
özledim cehennemim.
gözlerimizin yorgunluğuna
ve kalbimizin yarasına fısıldayan
bu efkarlı gecenin
her dediğine kanma.
gün ağırdığında
bir de ona sor,
Kapat kapıları.
İçeri kitlen,
Sakla yüreğini kitli sandıklara
Sevmek,
kanayan bir yürüyüştür içe doğru,
Karadeniz bir çift mavi gözdür.
Ağlarsa: fırtına,
Gülerse: fındık dalı,
Kırpışırsa: horon,
Dalarsa: hamsidir.
Ne vakit aşktan payıma düşeni istedim,
herkes kullanmadığı şeyleri nereye koyduğunu unutmuştu.
Çok sevdim hepsini
Kendinden bile çok sevdim
Yürüyüşlerine, gülüşlerine özendim
Bir tanımlık zaman diliminde
Ya ben çok büyüdüm,
Ya onlar çok küçüldüler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!