kardeşiz
ne anneden
ne babadan;
terimizi içmiş ağaçların,
ağaçlarda konaklayan kuşların
Bu sabah
Seyranbağları’ndan çıktım sokağa.
Güneş daha erkendi.
Asfalt değildi.
Her caddesinde bir dostumuzu uğurladığımız,
parça parça,
insan insan eksildiğimiz
bu şehirin
tenhalıklarında yitiriyorum benliğimi.
Basit zevkler çağındayım,
inanmıyorum artık rüzgarın şarkılarına.
Mavinin büyüsü bozuldu,
yitirdim hislerimi.
Yürek düğümlerimi çözdüm,
ufalandım,
Mesleki bir hastalık mı desem,
içimde bir boyacı var;
geceleri gözüne uyku girmez,
içimden geçen ne varsa
duvarlarıma çizer.
Muhtemelen sarılmayı icat eden dilsizdi ve sevgiye dair herşeyi bir çırpıda anlatmak istiyordu
Hiç kimse kendini yaşamıyor.
Şiirler ondan güzel.
Bir ömür susuyor insan,
bir dize konuşuyor yerine.
Öpemediği bir yüzü
Çocukların payından yaşıyoruz neşeleri.
Acılara seyirciyiz,
ölüme övgüler diziyoruz.
Ondandır alnımızda kan lekesi.
Ondandır; yıldızların geceyi bir kefen gibi giyinmesi ve
Gidişime aldırma,
kırılganlığıma da.
Paylaşsan benimle bu çıkmazları,
gitmezdim belki de.
Yine de uzakları göze alacak hal değil benimkisi,
benle gitmeyen bir şeyler var,
Ben seni söze nakış nakış işlerim de
Senin gönlün kekeme!
Ne fayda?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!