yorgun sabahalara uyanan
geceler sonrası
gözlerinde yuvalanan günışığı
kayıp
ufuklarda izdüşümü
Yaşam…
Anlamsız insanların gölgesinden
düşlerimi usulca çağırdı.
İşteyken,
kalbim başka yerlerdeyken,
Doğru bildiğini yaparken kimseden takdir, alkış ya da anlayış beklemeyeceksin.
İçindeki ses senin pusulandır; o susarsa yönünü kaybedersin.
Görülmek için değil, görülmemek için de değil sadece var olmak için yürüyeceksin. İzi kalmasa da ardında, sen o adımı atmayı seçtiğin için anlamlıdır yol.
Diyetini ödeyemeyeceğin hiçbir şeye yeltenmeyeceksin. Çünkü her arzunun bir kefesi, her isteğin bir karşılığı vardır. Bilinçle atılmamış bir adım, varlığının zeminini çürütür.
Gittin…
Bir kapı kapanır gibi değil,
bir ömür içerden sürgülenir gibi gittin.
Gülüşünün ağırlığını taşıyamayan narin omuzlarınla
yine de hayata tutunursun sandılar.
Her caddesinde bir dostumuzu uğurladığımız,
parça parça,
insan insan eksildiğimiz
bu şehirin
tenhalıklarında yitiriyorum benliğimi.
İnsanlar
söylemeye korktukları gerçekleri
nesilden nesile taşımak için
masalları yarattılar.
Sonra
Basit zevkler çağındayım,
inanmıyorum artık rüzgarın şarkılarına.
Mavinin büyüsü bozuldu,
yitirdim hislerimi.
Yürek düğümlerimi çözdüm,
ufalandım,
Herkes giderken bir dönen olmalı
“Ben de seninle kalıyorum” diyen.
Tüm kapılar kapandığında bir kapı açık kalmalı.
Bir kol uzanıp çekmeli içeri seni
“Yalnız değilsin, bak ben de buradayım” demeli.
Aynı hallerle herkesi mutlu edemezsin.
Tüm resimleri aynı renklerle resmedemezsin.
Şahsına münhasır hallerin çocuğudur aşk
O gülüşü kimle paylaşmışsan ona bırak
Onunla başkasına sıcaklığını hissettiremezsin.
Günışığı resmini çiziyor pencereme bu sabah.
Dışarda koşan çocukların senin kucağına koşar gibi bir halleri var.
Uyandın
gün uyandı dallarıma.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!