Odunlar çürümüş olmalı
Dam üstümüze çöküyor
Renkli yıkımın çekilen röntgenin de
Doktorun yorumu sonuçla tutmuyor,
Hasta can çekişiyor
Beykoz'da
İstanbul boğazına bakardı odam
Sırtım dönük
Martıların havada kalan açlıklarının
Resmini şiirlere çizerdim...
İyi oynayan kötülerin dünyasında yaşıyorlardı,
Hainlerin iğvasına kapılmış,
Edepsiz bir yıkıntı gibi,
Ekmeğin dilimini küçültüyordu.
Şehirlerin pencerelerini mavi renk boyuyorlardı,
Yoklamayı ilk Cemal Süreya almıştı,
Mutluluktan ses çıkmamıştı.
Hala mutluluğa yoklama alanları görünce,
Mutluluk yoklamada
Buradayım diyemiyordu
Fütursuzca konuşan gözleri vardı,
Derinlerde büyük bir kıvılcım yakardı,
Görmüş geçirmiş olmasına rağmen yine de bakardı.
Ununu eleyip duvara asmış
Demelerine bakmayın,
Küskünlüğü başlatma
Hüznün bakiyesi de hüzündür bilirsin
Gidersin geride kalır gözlerin
Sonra özledim dersin
Nasıl soluk alıp verir, nefeslenirim
Başlar ayak ayaklar baş oldu,
Dünyamız tersine döndü,
Çürüdü insanlık
Yozlaşmak ikram buldu
Asr-ı saadet biteli
Doğumdan ölüme seferberliktir hayat,
İnsan önüne çıkan her menzile bir ad verir
Nefsini bu menzillerden geçirmek,
Hak aşkına ulaşması içindir.
Vazgeçmeden yolculuğun her an,
İlk insandan bu yana değişmeyen
Tek vahşet rüşvettir,
Saray dışı düşünür ve felsefeci şair
Fuzuli saraya yazdığı,
Şikayetname de;
Sır küpüydü,
Laf ebesine bağlı.
Nabzı tutamayan donanım,
Donmuştu
Tutukluluk yapmıştı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!