Necati Kavlak Antoloji.com

Ben, gökyüzünde ki parlak yıldızları, parmakları arasında tutmaktan hoşlanan, yaşamı ve yaşamayı seven, renklerin her tonunu beğenen, tatların hepsinden lezzet alan bir Adem'im.
Kır çiçeklerine bayılıyorum, papatya, gelinçik, burcu burcu kokan kekik ve adını bilmediklerim..
Kırmızı, sarı beyaz, pembesi moru, hatta sihirbazı her rengi Gül'ün Favorim.
Önünde şapka çıkartır selam veririm.
Güzele ve güzelliğe aşığım.
Yaşamak ne kadar güzelse, ölümde onun kardeşi.
Beyaz ne kadar safsa, siyahta onun kadar asil.
..

Devamını Oku
  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy 01.04.2018 - 21:56

    Şair arkadaşımız Sayın Necati Kavlak

    ** DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...**

    - Ayrıca sizi sitemizdeki bu saygın gruplarımızda görmek dileklerimizle esen kalın.

    - Antoloji Sitesi Yetkili Şairler Grubu *
    * Çağdaş Şair Yazarlar Birliği *
    * Evrensel Sanatçılar Birliği ESB *
    * Özgür Şair-Yazarlar ...

  • Mustafa Bay
    Mustafa Bay 11.09.2016 - 00:13

    Huzur, sağlık ve esenlikle...
    Ülkece barış, birlik ve dirlik içinde.. Ağız Tadıyla nice bayramlar dilerim..

    Kurban bayramınız kutlu olsun..

  • Mustafa Bay
    Mustafa Bay 03.07.2016 - 05:26

    Bozmak için 'insanlıktan çıkan' bütün şer odaklarına rağmen, 'ağız tadında' Ramazan Bayramı yaşamanızı dilerim......
    Saygılarımla.......

Toplam 24 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR


  • Koca Reis

    Mehmed Çetin

    06.06.2019 - 13:33

    Memleketin haline bakıp, bu şiiri kaleme alan yüreği öpmeli.
    Koca reisler çoğalmalı ve memleket meselleri öne çıkmalı.

    Yazan kalemi ayakta alkışladım.

  • Acil ile Begonya

    Hulki Aktunç

    13.05.2019 - 10:34

    Önce "Acil ile Begonya" okudum sonra, okuyucuların yorumunu.
    Kimi okur beğenmiş şiiri kimi, ahlaki bulmamış kullanılan dili.
    şiir şairin beslendiği pınarın ırmağa akan suyudur. Bazen berrak akar
    bezen boz bulanık.
    Bence şairi eleştirmek haksızlık olur. Pınarın başında biriken su neyse
    derede ...

  • Coştum Yine Seviyorum Güfde

    Hüsamettin Sungur

    09.05.2019 - 22:53

    Merhaba Hüsamettin Bey!
    Her zaman olduğu gibi Tam da Çılgın Kantocu Nurhan Damcıoğlu'na yakışan kıvraklıkta kanto sözleri.
    Sizi yürekten kutlarım.
    Saygılarımla.

Toplam 1615 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • serbest kürsü

    21.08.2015 - 09:50

    Her Saray’a Bir Soytarı

    Ey ahali!
    Elimde tokmak, omzumda davul, dudaklarımda zurnayla geldim size, azıcık kulak kesilin sözüme…
    Sizin hiç vicdanınız yok mu? Var diyorsanız hiç sızlamıyor mu? Memleketin şu haline bir bakın!
    Cumhuriyet tarihi, şimdiye kadar böyle vurdumduymazlığa, aymazlığa hiç şahit olmadı. Devletin başında adam gibi adamlar vardı. Siyaset hiçbir dönemde bu kadar irtifa kaybetmedi, ayakaltına düşmedi.
    Lafı dolandırmanın, evirmenin çevirmenin ne yeri ne de zamanı. Dobra dobra yazmanın ve de konuşmanın tam da sırası…
    Başımızı gömdüğünüz kumdan çıkartalım,, memleketin bir bölgesine başımızı çevirelim ve gerçekleri görmek için dikkatlice bakalım!
    Yüreğinde azıcık vatan sevgisi, biraz bayrak aşkı, millet sevdası olanlar; kendilerini paralıyor.
    Bir karış toprağı, başını sokacak bir damı, çifte koşacak bir çift öküzü, üstüne binecek bisikleti olmayan fakir ve yoksullar vatan için her gün şehit düşüyor.
    Ey tuzu kurular!
    Gayrı safi Milli Hâsılanın aslan payını aralarında paylaşan ensesi kalın, göbeği şiş patronlar.
    Ortaya çıkıp söyleyecek hiç sözünüz yok mu? Bu Vatan göz göre göre planlı bir şekilde bölünüyor.
    Vatan bölünür, elden çıkarsa kimi soyacak, kimin kanını emeceksiniz?
    İç ve dış düşmanlar el birliği etmiş, 100 yıl önce paylaşmak istediği cennet coğrafyayı istedikleri gibi şekillendirmek, sınırlarını yeniden çizmek ve değiştirmek istiyorlar.
    Terör yeniden hortladığı tarihten günümüze kaç şehit’e ağıt yaktık saydın mı?
    Son bir hafta içinde kaç yerleşim birimi bağımsızlık ilan etti duydun mu?
    40 günde toprağa düşen asker, polis korucu 42 şehit’in acısını yüreğinde hissettin mi?
    13 yerleşim yerinde PKK ve KCK öz yönetim adı altında özerlik ilan etmiş, bunun ne anlama geldiği hakkında bir fikrin var mı?
    Adı, “açılım” “kardeşlik” gibi projelerle önü açılan, ipleri gevşetilen, terör örgütü PKK gemi azıya almış, alenen ve resmen Türkiye Cumhuriyeti Devletine bölgeden çık diyor.
    Devlete sahip çıkmak için TBMM kürsüsünden yemin edenler, ettiği yemini yok sayarak; olup bitene Kıbledağı’nda mescit açarak, şehit cenazelerinde konuşma yaparak dikkatleri terörden uzaklaştırmakta, yapay gündem milleti gerçek gündemden uzak tutmaktadır.
    Kıbledağı’nda ormanı keserek yol ve tapınak yapanlara söyleyecek bir çift sözünüz yok mu?
    Gök kubbenin altındaki her yer bir ibadethane değil mi?
    Allah’a yüzünü dönmek ve ona vecihinle yönelmek için tapınak mı lazım?
    Sırtındaki ceketi çıkartsan, ormanın içinde bir ağacın altına sersen; yüzünü yaradan dönsen ve gerçekten Allah için ibadet etsen, Allah ibadetini kabul etmez mi?
    Dağ başına tapınak yapanların inançlarını sorgulamak elbette bize düşmez. Lakin Türk vatanına sahip çıkmak Atatürk’ün Türk Milletine verdiği asli görevdir.
    7 Hazirandan beri Türkiye Hükümetsiz! Seçilen milletvekilleri yaz tatilinde. Seçilmişliklerini kutluyor, yazın tadını çıkartıyorlar.
    Seçilmiş vekiller tatil yaparken, anaların gözyaşı sel! Genç gelinler dul, küçücük bebekler yetim. Anadolu’nun 7 bölgesinden yükselen ağıt sesleri Sema’yı yıkıyor.
    Eskiden, Saraylarda soytarı bulundurulur, (kral, derebeyi, hükümdar) her kimse, kimsenin yüzüne karşı söyleyemediği gerçekleri ona soytarı mizahi bir biçimde çekinmeden söylermiş.
    Şimdi soytarı yerine onlarca, yüzlerce “yalaka- şakşakçı” türedi! Doğruyu da, yanlışı da alkışlıyor.
    Yalakalık etmeyen, doğru söyleyeni ve yazanı dokuz köyden kovmasalar da, çalıştığı gazete veya televizyondan kovuyorlar.
    Ey Ahali!
    Ey Ahali!
    Şehit düşen Mehmet senin, dul kalan gelin senin, babasız kalan yetim de senin!
    Türkiye’den başka gidecek yerin var mı, cevabını biliyorum yok! Öyleyse korkma kovulmaktan zaten işsizsin, işinde yok!
    Bu Vatanın için ölen sensin, öyleyse gerçek sahibi de sen! Kral çıplak diye bağırmakta sana düşer.

  • AFYONKARAHİSAR EMİRDAĞ BAŞKONAK KÖYÜ

    25.04.2015 - 14:16

    İhanetin Son Perdesi
    Türkiye bu yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı'nın 95. yılını her yıl olduğundan daha çok içi buruk kutluyor.
    Neden mi?
    Dilimizin döndüğü, kalemimizin ifade edebildiği kadarını açıklamaya çalışalım. Biliyorsunuz, 23 Nisan 1920 Türk için bir milattır.
    Türk Milleti Mustafa Kemal Atatürk'ün Liderliğinde 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir ' düsturu ile tanıştı.
    Kula kulluktan, Anayasal haklara sahip birey kimliğine açılan yolun temeli; 23 Nisan'da atıldı. Sonra üzerine Herkesin bildiği çağdaşlığa giden devrimler tek tek inşa edildi.
    Bu devrimleri kısaca hatırlamak gerekirse:
    '-Harf Devrimi,
    -Eğitim ve Öğretim Devrimi,
    -Takvim Saat ve Ölçülerde Değişiklik,
    -Kadın Haklarının Tanınması,
    -Soyadı Yasasının çıkartılması,
    -Şapka ve Kıyafet Devrimi,
    -Türkiye'nin Yeniden İdari Teşkilatlanması,
    -Saltanatın Kaldırılması,
    -Ve de Halifeliğin Kaldırılması' diye özetlemek mümkün.
    Ayrıca Atatürk bu devrimleri yaparken, muasır medeniyete ulaşacak yolun bu devrimlerle mümkün olacağını biliyordu ve onun için altını çizerek Türk Milletine Muasır medeniyeti hedef gösterdi.
    Cumhuriyet 1920'den 2015'e doğru yol alırken, elbette her şey güllük gülistanlık değildi. Bazen rejim kaza geçirdi, bazen yolu kesildi ama her şeye rağmen hedeften hiç sapmadı. Cumhuriyet ve Demokrasiden asla vazgeçmedi.
    Tarih'i çok derinlere uzanan Türk Milletinin muasır medeniyete doğru yol aldığını gören iç ve dış düşmanlar boş mu duracak?
    Elbette onlar da Cumhuriyetin yoluna barikat kurmayı, yol kapanı ile hızını kesmeyi denedi ve de uygulamaya kaldığı yerden devam ediyor.
    Biz 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramını kutlarken, yolumuza yol kapanı kuranlar da 24 Nisan 1915 Ermeni olaylarını soframıza getirerek ağzımızın tadını kaçırmanın hesabı peşinde.
    Amerika Birleşik Devletleri-İngiltere ve Avrupa hatta Vatikan, Türk Milletini köşeye sıkıştırmaya uğraşıyor.
    Hatırlayın!
    -Katoliklerin ruhani lideri Papa Francesco'nun, '20. yüzyılın ilk soykırımının Ermenilere yapıldığını' söylemesinin üzerinden kaç gün geçti?
    -Avrupa Parlamentosu'nun (AP) 1915 olaylarını 'soykırım' olarak nitelemesini oy çokluğu ile kabul eden kararı üstünde ki duman hala sıcak değil mi?
    Papa Francisco ve Avrupa parlamentosuna 'Bir kulağımızdan girer öbüründen çıkar' demekten başka söyleyecek hiç sözümüz yok mu?
    1915'ten 2015'e bir asır geçti. Türkiye hem ekonomik hem askeri hem de siyaseten en zayıf olduğu dönemde bile bu günkü gibi yok sayılmadı.
    Soykırım yapmakla suçlanmadı.
    İktidarı elinde bulunduranlara sorsanız Türkiye Dışarıda saygın, içeride güçlü!
    Hani nerede?
    Unutmadan söyleyeyim, 'Ala: Biz tehcir yaptık - Davutoğlu: Tehcir insanlık suçudur' demiş! Anlayacağınız, Soykırım yaptık demelerine ramak kalmış.
    Özür dilemeleri de pek yakın.
    ABD ve Fransa'daki son çalışmalarını paylaşan MHP Millet Vakili Yusuf Halaoğlu'nun soykırım yalanıyla ilgili tırnak içindeki 'Dünya sözde Ermeni soykırımı iddialarını görürken, bunların katlettiği 518 bin 301 Türk'ün adını bile anmıyor. Binlerce insan çoluk çocuk samanlıklarda, camilerde yakıldı. Papa ve Batı, katledilen Türklerden neden bahsetmiyor' tespitine bir göz atalım ve Ala ile Davutoğlu'nun söylemlerini öyle değerlendirelim.
    Aslında söylenecek çok şey var, en iyisi bozmayalım dilimizi, ısıralım dudağımızı dökülmeden yutalım kelimeleri.
    Ve Konfiçyüz'e bırakalım sözü 'Dil Bozulursa kültür bozulur, kültür bozulursa ahlak ve aile bozulur, ahlak bozulursa hukuk ve siyaset bozulur, hukuk ve siyaset bozulursa devlet çöker ve yıkılır'.
    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı kutlayarak noktalayalım cümlemizi.

  • şiir

    27.10.2010 - 00:08

    KINALI KEKLİK

    Bizim elin Gökyüzü’nde
    Yıldızlar yakındır yere
    Uzatsan elini toplarsın
    Bir bir hepsini de

    Bizim elin dağların da
    Güneş batar Ay doğar
    Önünde sürü sırtında keçe
    Çoban sürüyle kırda yatar gece

    Keçeyi serip uzanınca yere
    Yastık yapar taşı bakar göklere
    Kimi yıldız kayar düşer yere
    Kimisi saklanır gözlerin içine

    Ararken yıldızı gökyüzünde
    Hülyalı bir rüyaya dalar gider
    Yanıktır yüreği bir esmere
    Tutulur dili soramaz hatır
    Kaş göz eder rüyasında bile

    Bizim köyde sabah tez olur
    Şafak sökmeden göktaşın da
    Kınalı keklik öter orta tepe de
    Uyanır çoban derin uykudan
    Bakar avucuna boş bom boş
    Kaybolur rüya avucunun içinde

    Necati Kavlak
    26.10.2010 Manisa

Toplam 16 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR