Sen yoksun Acı acı öttü gene Karşıyaka vapuru Gözlerim acil çıkış kapısına dayalı Umutlar sönmek üzre Düştü düşecek başım Körfezin kara suyuna
Bitti işte , son yolcu da indi Sen yoksun.. yoksun işte İçim kükredi Akıl pençelerini açtı Bin bir soru ile saldırıda
Soldu kıyıya vurmuş çipari gibi Yüreğim mahzun hüzünler içinde Döndüm bilmem hangi yöne Yürürdüm yürüdüm Diz çöktüm saat kulesinde Sen yoksun yoksun işte Efes//35
şimdi susmuş ; özenle sakladığın anları çıkarıyorsun .. serip serpiştiriyorsun yeşil dağ eteğine kurulmuş kır damları önüne.
derin bir nefes çekiyorsun ciğerlerin patlayacak neredeyse oksijen sarhoşluğu var beyninde ellerin uzanıyor gök yüzü merkezine yıldızları okşuyorsun.. kıskanıyor zamana anlam katan yavru kuş çığlığı dalgalar.
artık dur deme zamanı geldi aç kulaklarını iyice dinle yalnızlığı sileceğim ruhunun çiçek bahçelerinden
huzur ve mutluluk göbek adın olacak bundan böyle uçacaksın kanatsız kelebek konup kalkacaksın her an ve daima ruhumun kuytu köşelerine.
Öyle bir zaman dı Meltem çok sert esiyordu sidede Boz bulanık dalgalar üşütüyordu Teni bedeni . Sustu tüm uzuvlar mevzular Baş yitirmiş ufuk çizgisinde güneş Akıl mantık dışı bütün varsıllar Narin parmaklar arasında ak kağıt Karaca bir kalem .. Gözlerinde baygın kaygan ışıklar Çağrıların kutsiyet gidiş azamet. Batı kumsal da bir akşam Söz düşmez zamana engeli çok. Bir tabak.. basitce un ufak Baldan tatlı kaymaktan beyaz Gözlerden yaratana bin niyaz. Kapılandım tüm arzumla arzuna Ressam olmalısın ressam deyip Tutuşturdun kağıt ile kalemi. Ermiş ile eylemledin dervişi.. Öylesine , öylesine çizdim ki Silinmez görülmez erilmez Çizgisi ile rengi.. Zaman maddeyi siler süpürür Lakin benim eserimi asla. Hala siyah saçların , al yanakların Çekişim durağında kaş ile gözlerin Kokusu sinmiş çizgiye tenin bedenin İhtişamını sürer eserim. Maddeni yok edip manevini nakşeyledim Manevim ile sırdaş ederek ezelden ebede Ne aya güneşe ne yağmura kara Ne bahara ne yaza niyaza İhtiyacı kalmadı zamanda pişenin Sen ki ey nazendem Canım cananım ermişim Garip derviş çizgideyim. Efes//35…28 haziran 2017
serbest kürsü :
özgürlüğün yasası
dilin suskun
gözün bakışı
ruhun haykırışı
ve bir dilenci olmamak
efes//35
Sen yoksun
Acı acı öttü gene Karşıyaka vapuru
Gözlerim acil çıkış kapısına dayalı
Umutlar sönmek üzre
Düştü düşecek başım
Körfezin kara suyuna
Bitti işte , son yolcu da indi
Sen yoksun.. yoksun işte
İçim kükredi
Akıl pençelerini açtı
Bin bir soru ile saldırıda
Soldu kıyıya vurmuş çipari gibi
Yüreğim mahzun hüzünler içinde
Döndüm bilmem hangi yöne
Yürürdüm yürüdüm
Diz çöktüm saat kulesinde
Sen yoksun yoksun işte
Efes//35
şimdi susmuş ;
özenle sakladığın anları
çıkarıyorsun ..
serip serpiştiriyorsun
yeşil dağ eteğine kurulmuş
kır damları önüne.
derin bir nefes çekiyorsun
ciğerlerin patlayacak neredeyse
oksijen sarhoşluğu var beyninde
ellerin uzanıyor gök yüzü merkezine
yıldızları okşuyorsun..
kıskanıyor zamana anlam katan
yavru kuş çığlığı dalgalar.
artık dur deme zamanı geldi
aç kulaklarını iyice dinle
yalnızlığı sileceğim
ruhunun çiçek bahçelerinden
huzur ve mutluluk
göbek adın olacak bundan böyle
uçacaksın kanatsız kelebek
konup kalkacaksın
her an ve daima
ruhumun kuytu köşelerine.
kutsanmış seviyi
sunacağız birlikte
tanrıların huzurunda
sunağa serilen güzelliklerle.
efes//35.....3 ağus 2017
bir kadehin dolu yanı
şarkılara hükmeden ses ve söz
ruha akan umut ışığı
bakışların kurbanına
medet eyleyen
güzel kız..
kızların şahı.
bilirsin insan
anda var olan sevinin
gözdesi..
şahsultanı.
ruha gem vuran sevdası
olmuşsa eğer
9.9 işddetli
bir sevdanın eseridir.
efes//35
Düş mü görür sırrına eremediğim
Yüceler yücesi ruhum
Güneşe düşmez göz ışığım
Ruhuma yol olur sevdiğim
Al al açmış bahar gülleri
Nisbet eyler çiçek tarlalarına
Ne anlar alıklar sevi ile sevdadan
Ruhuma ateş yağar derinden
Şafak söker kurtulmaz
Ruhum azaptan
Sevdaya düşmüş yüreğim
Gün ışığına hasret kalmışım
Efes//35
ne düşkün ne de düştedir ruh
öznesine bağlı benliğe nakıştır sevisi
nice yıldızlar pervanesidir
şemsi aşmış ruh merkezidir
efes//35
kürsüye dokundu sözcükler
taze mi bayat mı fikirler düşler
lazım olan her neyse
onu çekiyor atm den
dalgalanır ıssız koylar
koyun mavisi
kaybolup gitmiş düşlerde
yangınlar var şimdi
vadinin koyağında
mahrem algılar
yıkıcıdır öze vurduğu an
prangalar takılı çağ içi
seviye sevdaya
bencillik yapıştığında
ben .. kim , kimdir ben
bir noktacık cazibe mi
tatmin edilmeyen duygular mı
yoksa esaretin kolları mı
hepsi yaz hemde çok çok yaz
unutulmaz umutlar sen ve ben
nakşedilmiş güzellikler
gelinlik tacıdır
sevdanın koca saltanatında
efes//35
Öyle bir zaman dı
Meltem çok sert esiyordu sidede
Boz bulanık dalgalar üşütüyordu
Teni bedeni .
Sustu tüm uzuvlar mevzular
Baş yitirmiş ufuk çizgisinde güneş
Akıl mantık dışı bütün varsıllar
Narin parmaklar arasında ak kağıt
Karaca bir kalem ..
Gözlerinde baygın kaygan ışıklar
Çağrıların kutsiyet gidiş azamet.
Batı kumsal da bir akşam
Söz düşmez zamana engeli çok.
Bir tabak.. basitce un ufak
Baldan tatlı kaymaktan beyaz
Gözlerden yaratana bin niyaz.
Kapılandım tüm arzumla arzuna
Ressam olmalısın ressam deyip
Tutuşturdun kağıt ile kalemi.
Ermiş ile eylemledin dervişi..
Öylesine , öylesine çizdim ki
Silinmez görülmez erilmez
Çizgisi ile rengi..
Zaman maddeyi siler süpürür
Lakin benim eserimi asla.
Hala siyah saçların , al yanakların
Çekişim durağında kaş ile gözlerin
Kokusu sinmiş çizgiye tenin bedenin
İhtişamını sürer eserim.
Maddeni yok edip manevini nakşeyledim
Manevim ile sırdaş ederek ezelden ebede
Ne aya güneşe ne yağmura kara
Ne bahara ne yaza niyaza
İhtiyacı kalmadı zamanda pişenin
Sen ki ey nazendem
Canım cananım ermişim
Garip derviş çizgideyim.
Efes//35…28 haziran 2017
Sade bir nefestin mavilikte
Nemli akşamların ılık yeliydi
Dolunay altı palmiye gölgesi
Coşkun ve sevecen yürüyüşün
Bıkmadım bıkamazdım
Ruhum ruhuna yakınlık hissederken
Gözlerin karanlığa manşet
Ellerin güneş yanığı farkedilmeyen
Dilin gülşende bir çiçek kokusu
Ve biz ruhsal sevdalıyız.
Efes // 35… 11 haziran 2017