lahza..an.. kısa bir anın derinliğinde yakaladığın sevinç ile en uzun muhabbetlere açılan kapı...bekleyenden beklenene uzanan bir nazar.. bir bakışın aralığında bilinmenin, bilmenin adı.. ve en öncesinde tanışık olmanın neşesiyle gülmenin adı..pür melaliz nihayetinde..metrukluğumuz canandan.. ve bırakmaz kulunu lahzaları Yaradan..
..çocukluğa yüklenen ve bir çocuğun her şeyi olan; oyundan,toptan,bebekten,neşeden,cici cici herşeyden; ırak olmanın adıdır ırakta,filistinde,afrikadaçocuk olmak...korku dünyasına terk edilen benlikleriye ölümle tanışmanın adıdır onlar için çocuk olmak..
isim ile ateş arasında kalanlardanız.. ismi ateş yakarda. isim kül olur..ateşi isim söndürür, söndüren bir damla su olur.. isim aslını bilince,yanan can olur serin kılınır ateş.... emir hak olur.. perdeleri kaldıran esma ül hüsna olur..
yansımalar..neydenden ağıt yükselirmiş..dinlemek gerek.. ağıt.vaveyla..serzeniş..ah etmektir diğer bir anlamıyla..en incesinden bir acıyı seslendirmektir..birtek gidenlerin ardından yakılan acı bir çığlık olarak bilinsede..ağıtında makamları vardır kendi içinde..yaniki..ağıt öyle bir gelirki eyvahlarının ardından, öyle bir çıkarki içinin en kuytu köşelerinden, yakan bile ağıtına ağlar durur..ağıt ağlatmalı ki kıymetli olsun acıyı tanıttıran.. ağıt..içten gelir..ve bir zamanı yaşıyoruz ki içinde nice ağıtları, çığlığıyla büyüten..her köşede bir ağıt yükselir..kimi sessiz kimi en gür haliyiyle..duyuyormuyuz..duyumsuyormuyuz..herkes kandi iniltilerinin sesinde...ve bilirim..bundan eminim, yükselen tüm ağıtlar bir boşluğun derinliğinde duyulmakta..bilinmekte....
arasıra mızıkçılık yapar küseriz..çocukça..oyunu bozan bizmişiz gibi bakmaz yüzümüze..sabrederiz bekleriz..elbet dağılacaktır bir gün bu matem havası..değilmiki zorlukla beraber gelen bir kolaylık var..sukut ederiz.....kendini tanıtır..ve artık seyir halindeyiz.. barışırız kimi zaman onunla.. sabahın ilk ışıklarıyla kucaklaşırız yeniden..dur der..dur ve acele etme..daha tanışacağın bahar tadında yarınlar var..umut yükle der..illede tebessüm et.. ansızın yakalar ve bir bir açar sayfalarımızı önümüze..özümüze dönelim diye inzar eder...hayat bu bizide alıp kervanına zamanın derinliğinde ab ı hayata doğru akar gider..
kimsenin bilmediği bir yerlerde yeni bir dilin konuşulacağı hükmüyle tüm hazinemi sakladığım dilsizliğimin tercümanı..sende sır, sende söz..seni sarmaladık ve sakladık.. hani olurya,kaybolursa ve düşerse yanıbaşımıza bir yol arkadaşı, konuşuruz lügatimizde henüz anlamlarını yitirmemiş kimsenin bilmediği o dil ile..aciziz ama yinede konuşacağımız işte o sır ile..nasip ile..
düştü düşecek.. az kaldı..inci tanelerim.. hüzzam katrelerim..gökyüzü buğulu.. gürültülü..ve gri üstelik...yağdı yağacak ve bilinmez hangi besteyi çalacak bu ıslak nağmelerim..
unutmaya çalıştığınız kadar sizden uzakta..anmak istediğiniz kadar yanıbaşınızda..
maziyle yad edilir şu merazdakiler..
becerebilirsek ne ala..ikrar buyuruldu oysa....az yiyin..az konuşun..az uyuyun nidasıyla..
lahza..an..
kısa bir anın derinliğinde yakaladığın sevinç ile en uzun muhabbetlere açılan kapı...bekleyenden beklenene uzanan bir nazar.. bir bakışın aralığında bilinmenin, bilmenin adı.. ve en öncesinde tanışık olmanın neşesiyle gülmenin adı..pür melaliz nihayetinde..metrukluğumuz canandan..
ve bırakmaz kulunu lahzaları Yaradan..
..çocukluğa yüklenen ve bir çocuğun her şeyi olan; oyundan,toptan,bebekten,neşeden,cici cici herşeyden; ırak olmanın adıdır ırakta,filistinde,afrikadaçocuk olmak...korku dünyasına terk edilen benlikleriye ölümle tanışmanın adıdır onlar için çocuk olmak..
isim ile ateş arasında kalanlardanız..
ismi ateş yakarda. isim kül olur..ateşi isim söndürür, söndüren bir damla su olur.. isim aslını bilince,yanan can olur
serin kılınır ateş....
emir hak olur..
perdeleri kaldıran esma ül hüsna olur..
yansımalar..neydenden ağıt yükselirmiş..dinlemek gerek..
ağıt.vaveyla..serzeniş..ah etmektir diğer bir anlamıyla..en incesinden bir acıyı seslendirmektir..birtek gidenlerin ardından yakılan acı bir çığlık olarak bilinsede..ağıtında makamları vardır kendi içinde..yaniki..ağıt öyle bir gelirki eyvahlarının ardından, öyle bir çıkarki içinin en kuytu köşelerinden, yakan bile ağıtına ağlar durur..ağıt ağlatmalı ki kıymetli olsun acıyı tanıttıran..
ağıt..içten gelir..ve bir zamanı yaşıyoruz ki içinde nice ağıtları, çığlığıyla büyüten..her köşede bir ağıt yükselir..kimi sessiz kimi en gür haliyiyle..duyuyormuyuz..duyumsuyormuyuz..herkes kandi iniltilerinin sesinde...ve bilirim..bundan eminim, yükselen tüm ağıtlar bir boşluğun derinliğinde duyulmakta..bilinmekte....
arasıra mızıkçılık yapar küseriz..çocukça..oyunu bozan bizmişiz gibi bakmaz yüzümüze..sabrederiz bekleriz..elbet dağılacaktır bir gün bu matem havası..değilmiki zorlukla beraber gelen bir kolaylık var..sukut ederiz.....kendini tanıtır..ve artık seyir halindeyiz..
barışırız kimi zaman onunla.. sabahın ilk ışıklarıyla kucaklaşırız yeniden..dur der..dur ve acele etme..daha tanışacağın bahar tadında yarınlar var..umut yükle der..illede tebessüm et..
ansızın yakalar ve bir bir açar sayfalarımızı önümüze..özümüze dönelim diye inzar eder...hayat bu bizide alıp kervanına zamanın derinliğinde ab ı hayata doğru akar gider..
şehit tahtında Rabbe gülümser.ah binlerce canım olsaydı der..
kimsenin bilmediği bir yerlerde yeni bir dilin konuşulacağı hükmüyle tüm hazinemi sakladığım dilsizliğimin tercümanı..sende sır, sende söz..seni sarmaladık ve sakladık..
hani olurya,kaybolursa ve düşerse yanıbaşımıza bir yol arkadaşı, konuşuruz lügatimizde henüz anlamlarını yitirmemiş kimsenin bilmediği o dil ile..aciziz ama yinede konuşacağımız işte o sır ile..nasip ile..
düştü düşecek.. az kaldı..inci tanelerim.. hüzzam katrelerim..gökyüzü buğulu.. gürültülü..ve gri üstelik...yağdı yağacak ve bilinmez hangi besteyi çalacak bu ıslak nağmelerim..