'her ne kadar profilden 'standart üye' görünse de paranoyalarıma göre el altından onaylanmış üyedir. :) zira biz halk, yazılarımız yayınlansın deyu yirmi dört saat beklerken, gün içinde her 24 saat'i açtığımızda nusret amcamızın yazılarının dakikasında yayında olduğunu görmekteyizdir.:d ' yazmışsın.
Aşk bukelemun gibi olmayı gerektirir renk açısından. Seviyorsanız, sevdiğinizin hali ile hallenirsiniz, sevdiğinizin rengine boyanırsınız, kendi renginizde vaz geçmek pahasına yaparsınız bunu.
Yani seviyorsanız; Hallac-ı Mansur gibi kırmızıya boyanmayı göze alacaksınız.
Aşk bukelemun gibi olmayı gerektirir renk açısından. Seviyorsanız, sevdiğinizin hali ile hallenirsiniz, sevdiğinizin rengine boyanırsınız, kendi renginizde vaz geçmek pahasına yaparsınız bunu.
Yani seviyorsanız; Hallac-ı Mansur gibi kırmızıya boyanmayı göze alacaksınız.
Zaten dikkat edersek La ilahe İllallah ifadesi önce, LA İLAHE ile başlar, LA yani reddetme ile başlar, Allah'ı bilme ve tanımanın yolu öncelikle ve özellikle LA ile diğer tüm tanrı yada tanrı yerine koyduklarımızın reddi ile ancak mümkündür. Önce LA ile her şeyi reddedeceğiz ki, sonra Sadece Allah kısmını anlayabilelim. LA İlahe yi anlamadan İLLALLAH'a varamayız.
Bir çok islam alimi denen kişinin kitaplarında dahi; La ilahe İllallah'ın manası 'Allah'tan başka Tanrı yoktur' şeklinde verilmektedir ki bu çok büyük bir tercüme hatasıdır.
Oysa La ilahe İllallah'ın manası 'Tapılacak tanrı, mabut, put yoktur sadece Allah vardır' şeklindedir ve bu ikisi aynı gibi gözüksede özünde çok farklı anlamlar içerir. Burada gerçekte anlatılmak istenen, insanların bilmesi istenen gerçek şudur ki; Alemde, evrende, Allah'tan gayri bir varlığın mevcudiyeti muhaldir, herşey Allah'ın kendi ilminde yaratttlarıdır, ondan gayrı bir şey zaten yoktur ki, ikinci bir varlıktan, tapılacak bir varlığın mevcudiyetinde bahsedilebilinsin.
ifrit kardeşim,
güldürdün beni.
'her ne kadar profilden 'standart üye' görünse de paranoyalarıma göre el altından onaylanmış üyedir. :)
zira biz halk, yazılarımız yayınlansın deyu yirmi dört saat beklerken, gün içinde her 24 saat'i açtığımızda nusret amcamızın yazılarının dakikasında yayında olduğunu görmekteyizdir.:d ' yazmışsın.
Yani şimdi ben torpilli üyemiyim.
selamlarımla.
Milyarlarca yıldır, şiirlere, romanlara, resimlere, masallara ve bilumum herşeye konu olmuş, yaşanmadan anlatılmayan olgu.
Aşk bukelemun gibi olmayı gerektirir renk açısından.
Seviyorsanız, sevdiğinizin hali ile hallenirsiniz,
sevdiğinizin rengine boyanırsınız,
kendi renginizde vaz geçmek pahasına yaparsınız bunu.
Yani seviyorsanız; Hallac-ı Mansur gibi kırmızıya boyanmayı göze alacaksınız.
Aşk bukelemun gibi olmayı gerektirir renk açısından.
Seviyorsanız, sevdiğinizin hali ile hallenirsiniz,
sevdiğinizin rengine boyanırsınız,
kendi renginizde vaz geçmek pahasına yaparsınız bunu.
Yani seviyorsanız; Hallac-ı Mansur gibi kırmızıya boyanmayı göze alacaksınız.
Zaten dikkat edersek La ilahe İllallah ifadesi önce, LA İLAHE ile başlar, LA yani reddetme ile başlar,
Allah'ı bilme ve tanımanın yolu öncelikle ve özellikle LA ile diğer tüm tanrı yada tanrı yerine koyduklarımızın reddi ile ancak mümkündür.
Önce LA ile her şeyi reddedeceğiz ki,
sonra Sadece Allah kısmını anlayabilelim.
LA İlahe yi anlamadan
İLLALLAH'a varamayız.
Bir çok islam alimi denen kişinin kitaplarında dahi;
La ilahe İllallah'ın manası 'Allah'tan başka Tanrı yoktur' şeklinde verilmektedir ki bu çok büyük bir tercüme hatasıdır.
Oysa La ilahe İllallah'ın manası 'Tapılacak tanrı, mabut, put yoktur sadece Allah vardır' şeklindedir ve bu ikisi aynı gibi gözüksede özünde çok farklı anlamlar içerir.
Burada gerçekte anlatılmak istenen, insanların bilmesi istenen gerçek şudur ki;
Alemde, evrende, Allah'tan gayri bir varlığın mevcudiyeti muhaldir, herşey Allah'ın kendi ilminde yaratttlarıdır, ondan gayrı bir şey zaten yoktur ki, ikinci bir varlıktan,
tapılacak bir varlığın mevcudiyetinde bahsedilebilinsin.
Aynalar aynalar sizlerimi eskidiniz,
benmi geri kaldım
Aynalar, sır tutmayan sırlılar
Aynalar, gençlerle barışık,
Yaşlılarla dargınlar.
Teşekkür ilen : -)
Sevgili Bestenegar,
'Nefsim levvâme’de…
Kalbim mûtmâin..
Emmâre’de değiliz çok şükür…'
demiş.
Keşke biz de böyle diyebilsek.
Her kadının budist olarak yaşadığı bir dönem vardır,
mutlaka ve mutlaka bir öküze tapmışlığı vardır. :-)